<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Bir Anne</title>
	<atom:link href="http://biranne.azizce.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://biranne.azizce.com</link>
	<description>www.biranne.com</description>
	<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 01:37:12 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>10 Mart 1945&#8230; Birsen Ablam&#8230; -3-</title>
		<link>http://biranne.azizce.com/2010/03/10/10-mart-1945-birsen-ablam-3/</link>
		<comments>http://biranne.azizce.com/2010/03/10/10-mart-1945-birsen-ablam-3/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 22:50:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fatosh</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
<category>10 Mart 1945</category><category>abla</category><category>acı</category><category>Allah</category><category>baba</category><category>babaanne</category><category>Birsen ablam</category><category>can</category><category>düşünce</category><category>duygu</category><category>yaş</category><category>yaşam</category>
		<guid isPermaLink="false">http://biranne.azizce.com/?p=4584</guid>
		<description><![CDATA[
Doğum günün kutlu olsun ablacığım&#8230; Tam 65 yaşındasın biliyor musun? Pastana  6 tam ve bir de yarım mum koyacaktım&#8230; Yapacaktım bunu ve sen o boğuk gülüşünle kahkaha atacaktın&#8230; Çünkü sesli gülmek yakışmazdı bir genç kıza ve sonraları da bir kadına&#8230; Hatta gülerken ağzını elinle örtmek de isteyecektin&#8230; Gülmeyi bile hak etmiyormuşçasına&#8230; Neden???
Özledim&#8230; Çoook&#8230; Seni andığımda, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-caption alignleft" style="width: 290px"><img src="http://img529.imageshack.us/img529/6947/sapanca2008nisan035sc4.jpg" alt="Foto:Değer Altunay" width="280" height="373" /><p class="wp-caption-text">Foto:Değer Altunay</p></div>
<p>Doğum günün kutlu olsun ablacığım&#8230; Tam 65 yaşındasın biliyor musun? Pastana  6 tam ve bir de yarım mum koyacaktım&#8230; Yapacaktım bunu ve sen o boğuk gülüşünle kahkaha atacaktın&#8230; Çünkü sesli gülmek yakışmazdı bir genç kıza ve sonraları da bir kadına&#8230; Hatta gülerken ağzını elinle örtmek de isteyecektin&#8230; Gülmeyi bile hak etmiyormuşçasına&#8230; Neden???</p>
<p>Özledim&#8230; Çoook&#8230; Seni andığımda, adın geçtiğinde ağlamamayı başaramayacağım ben, yok! Örtüldü sanılan kor ateşin var ya, dağlayıp duruyor&#8230; Bazı kez için için, bazı kez de açıkça&#8230;</p>
<p>Anneler bilirmiş bakınca içinden geçeni çocuğunun&#8230; Onun için beni seninle bir başımıza bırakmamıştı hastane odasında&#8230; Hep yanıma bir ablamı da vermişti&#8230; Öyle belliydi demek bir şey olursa sana,  benim de yitip gideceğim&#8230; Değil be ablam&#8230; Bak hâlâ boğuşuyorum işte, yaşam masalıyla&#8230;</p>
<p>Ben böyle bir başıma yazıyor olmamalıydım&#8230;  Yanımda sen konuşuyor, eğleniyor, tartışıyor, uyarıyor olmalıydık birbirimizi&#8230; Ne düşlerimiz vardı bizim&#8230; Hep emekliliğe, yaşlılığa ertelediğimiz&#8230; Eeee! O günler geldi ama sen neredesin?</p>
<p>CDye çektiği görüntüler var kardeşimizin&#8230; İzlerken ne güzel yanında olup da, bittiğinde yokluğuna dayanamadığım&#8230;</p>
<p>Diyor ki bir büyüğüm &#8220;17<span id="more-4584"></span> yıl oldu&#8230; Nasıl geçti çabucak.&#8221;&#8230;  Hayır!!! Hiç de değil&#8230; Son fotoğrafımız duruyor salonda&#8230; Bir de senin tek fotoğrafın&#8230; Kaç kez danıştığımı bilemiyorum sana&#8230; Kaç kez dertlerime ortak ettiğimi gecenin karanlığında, öğütlerin kulağımda&#8230; Sevindiğimde de gelip anlattım sana, vereceğin tepkiyi düşleyerek&#8230; Yok!!! Yazarken bile zor be ablam&#8230;</p>
<p>Kopup gitmişim bulunduğum andan&#8230; Geçmiş&#8230; Anılar&#8230; Bir bir geçiyorlar gözlerimin önünden&#8230; Ve ben kilitlenmiş kalmışım&#8230;</p>
<p>Yazdığım, bugünler ve olmayası 19 temmuzlar&#8230; Oysa hep birlikteyiz&#8230; Bilesin ablam&#8230;</p>
<p>Yitip gittiğin günlerin ardından&#8230; Her sabah telefonla aradığın saatte gözü yaşlı bekleyişlerim&#8230; Ve düşüme gelişin&#8230; Canımsın benim&#8230; İki fıkra anlatmıştın düşümde birbirinden komik ve güldürmüştün beni&#8230; Ardından da &#8220;İşte böyle güleceksin, ağlamak yok&#8221; demiştin ya ablası&#8230; O sözünü tutamadım ben&#8230;</p>
<p>En büyüktün&#8230; En örnek olacaktın&#8230; Da ne oldu bastırdıkların, bastırılışların???</p>
<p>İyi ki sana inat duygularımı dile getirmişim&#8230; İyi ki sana sarılmışım sıklıkla ve sevdiğimi söylemişim&#8230; Şu an da öyleyim ve ben bunu çoklukla yapmaktayım&#8230; İçimden nasıl geliyorsa öyle davrandım ve davranmaktayım&#8230; Şu an &#8220;Sus bakiiim&#8221; mi dedin bana? Tepkin bu olurdu, biliyorum&#8230; Ama beni hiç kimse susturamadı&#8230; Niyetim de yok!!!</p>
<p>Bak ablam, buradan da sesleniyorum sana açık yüreklilikle&#8230; Bu kuralsız olduğumdan değil, bilmen gerek&#8230; Yalnızca duygularımızı dile getirmenin önemine inandığımdan&#8230; Böyle yaşamayı seviyorum ben&#8230; Annem, değil mi? Babam ve babannem??? Yok, hele bir dursunlar gayrı!!! Babaannem demez miydi &#8220;Bana padişah bile karışamaz&#8221; diye??? Benim de ona çektiğimi vurgularlardı ya sıklıkla&#8230; İşte öyle bir şey&#8230;</p>
<p>Dalgalandım, duruldum&#8230; Şimdilik&#8230; Ve evet yazacağım&#8230; Sitem olduğu, parmağım klavyeyenin tuşuna dokunabildiği, sağlıklı düşünebildiğim sürece&#8230; Düşlerim, düşüncelerim mi??? Onlar zaten hiç durmuyor ki&#8230; Hep koşturmalarda&#8230; Seninle ve başkalarıyla da birlikte&#8230; İnsanlar yaşlanırlar, ama bedenleri&#8230; Ruhlar genç kalır&#8230;</p>
<p>Biz seninle genç olarak yine birlikteyiz ablam&#8230;</p>
<p>Yerin cennet olsun&#8230; Allah rahmet eylesin&#8230; Ve senin acını unutturmasın&#8230;</p>
<p>İyi ki doğmuş ve ablam olmuşsun&#8230;</p>

<p class="sayac_bilgi"><span style="color:#999999; font-size:10px; font-weight:bold;">Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 20, bugün ise 3 kez görüntülenmiş</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://biranne.azizce.com/2010/03/10/10-mart-1945-birsen-ablam-3/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dünya Kadınlar Günü&#8230; 8 Mart 1909</title>
		<link>http://biranne.azizce.com/2010/03/07/dunya-kadinlar-gunu-8-mart-1909/</link>
		<comments>http://biranne.azizce.com/2010/03/07/dunya-kadinlar-gunu-8-mart-1909/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 12:12:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fatosh</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
<category>8 mart dünya kadınlar günü</category><category>abla</category><category>ablam</category><category>acı</category><category>aile</category><category>Allah</category><category>anı</category><category>arkadaş</category><category>baba</category><category>birlik</category><category>can</category><category>doğa</category><category>dünya</category><category>düşünce</category><category>eğitim</category><category>emek</category><category>eş</category><category>ev</category><category>insan</category><category>iş</category><category>İstanbul</category><category>kadın</category><category>kendim</category><category>kitap</category><category>kutlama</category><category>millet</category><category>öneri</category><category>sevgi</category><category>tarih</category><category>yaş</category><category>yaşam</category><category>yazı</category><category>yen</category><category>yıl</category><category>yıllar</category><category>yorum</category>
		<guid isPermaLink="false">http://biranne.azizce.com/?p=4568</guid>
		<description><![CDATA[
Bazı günlerim vardır, her yıl yeniden ve yeniden yazdığım&#8230; 8 mart da onlardan biri ama yalnız bunlarla sınırlı kalmıyor kadınlar adına yazdığım&#8230; Çok doğal&#8230; Ben bir kadınım ve yaşadıkça, gördükçe, okudukça dile getiriyor olmam&#8230;
Bu kez Wikipedi&#8217;den alıntıyla başlayacağım&#8230; Neden her yıl Dünya Kadınlar günü kutlanmakta ve neden kutlanılmasına gerek duyulmuş&#8230;
&#8220;8 Mart 1857 tarihinde ABD&#8217;nin New [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-caption alignleft" style="width: 287px"><img src="http://img166.imageshack.us/img166/1187/deer10sx2.jpg" alt="Foto:Değer Altunay" width="277" height="366" /><p class="wp-caption-text">Foto:Değer Altunay</p></div>
<p>Bazı günlerim vardır, her yıl yeniden ve yeniden yazdığım&#8230; 8 mart da onlardan biri ama yalnız bunlarla sınırlı kalmıyor kadınlar adına yazdığım&#8230; Çok doğal&#8230; Ben bir kadınım ve yaşadıkça, gördükçe, okudukça dile getiriyor olmam&#8230;</p>
<p>Bu kez Wikipedi&#8217;den alıntıyla başlayacağım&#8230; Neden her yıl Dünya Kadınlar günü kutlanmakta ve neden kutlanılmasına gerek duyulmuş&#8230;</p>
<p>&#8220;8 Mart 1857 tarihinde ABD&#8217;nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı.</p>
<p>26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka&#8217;nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart&#8217;ın &#8220;<strong>Dünya emekci Kadınlar Günü</strong>&#8221; olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.</p>
<p>İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı ve değişen tarihlerde fakat her zaman ilkbaharda anılıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921&#8242;de Moskova&#8217;da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı&#8217;nda gerçekleşti. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960&#8242;lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde de anmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart&#8217;ın &#8220;Dünya Kadınlar Günü&#8221; olarak anılmasını kabul etti. Birleşmiş Milletler&#8217;in sitesinde günün tarihine ilişkin bölümde, <strong>kutlamanın New York&#8217;ta ölen işçilerin anısına yapıldığı</strong> yazılmamıştır.&#8221;</p>
<p>Bu açıklamada iki bold cümle bulunmakta ve bunu ben yaptım&#8230; Bu kutlamanın &#8220;<strong>Dünya emekci Kadınlar Günü</strong>&#8221; olduğunu ve &#8220;<strong>kutlamanın New York&#8217;ta ölen işçilerin anısına yapıldığı</strong>&#8220;nı vurgulamak amacıyla&#8230;</p>
<p>Yalnız bir diyesim var&#8230; <strong>TÜM KADINLAR EMEKÇİDİR</strong>&#8230; İş yaşamları olsun ya da olmasın&#8230; Erkekler evde yardım ederlerse &#8220;yardım ettim&#8221; diye gündeme gelir&#8230; Oysa kadın ev içi ve dışında tüm sorumluluğu yüklense de aslında &#8220;<strong>kadının adı yok</strong>&#8220;tur&#8230;</p>
<p>Çok eskilere gitmeyeceğim&#8230; Kendimden söz edeceğim&#8230; Dört kız kardeşin en küçüğüydüm&#8230; İki ablam karma olduğu için liseye gönderilmedi<span id="more-4568"></span> ve &#8220;kız enstitüsü&#8221; nü bitirdiler&#8230; Bir büyüğüm &#8220;kız lisesi&#8221; açıldığı için, semtimize uzak diye &#8220;zorlukla da olsa&#8221; gönderildi&#8230; Ben onların zorlamaları ve &#8220;artık&#8221; yeni yeni benimsenmeye başlayan &#8220;kızlar da okumalı&#8221; yönlendirmesinin o günkü versiyonuyla, kendi inadım ve ablamın örneğiyle o okulda &#8220;ortaokul&#8221; öğrenimime başlayabildim&#8230; Ve lisesine de gittim&#8230;</p>
<p>Üniversitede okumak da zorlu oldu&#8230; Başarı açısından değil, &#8220;aileye olur verdirmek&#8221; nedeniyle&#8230; Aile reisinin kızlarına güçlükle verdiği bir izinle, &#8220;son derece kontrollu&#8221; bir üniversite öğrenimi gördüm&#8230; Yasakların ağır bastığı&#8230; Yazılarımda belirtirim &#8220;akşam ezanından sonra sokakta kalmak&#8221; korkumdan&#8230; Çünkü eğer okulda dersim de olsa, bırakıp çıkma koşulum vardı benim&#8230; Karanlığa kalmama koşulum vardı benim&#8230; Karma grupla birlikte olmama ve gezmeye, sinemaya gitmeme koşullarımla birlikte&#8230;</p>
<p>Ben İstanbul&#8217;da doğdum, büyüdüm&#8230; Bu anlatılanlar da İstanbul&#8217;da geçiyor&#8230; Bir köyde ya da bir taşra şehrinde değil&#8230; Yıllar da öyle bin asırlık eskilerde değil&#8230;</p>
<p>Böyle şartlanmalarla büyüyen bir kız çocuğu ne yapabilir ileride&#8230; Örnek model babadır&#8230; Bu örneğin doğruluğundan hareketle, benzerini bulur&#8230; Koşullamalarla kısıtlanmış yaşantısını sürdürür&#8230;</p>
<p>Şimdi kimse kalkıp da bana &#8220;bu kişinin seçimidir&#8221; demesin&#8230; Bu gidişattır&#8230; Kimse 17-20 yaşında, seçimini 30-40 yaşındaki gibi yapamaz&#8230; Üstelik alınan bir eğitim ve öğretim vardır&#8230; Farklı ve uç kişiler ailenin onayına takılır önce&#8230; Yerleşen kişiliklerle, 30-40 yaşında bile olsa seçimler, yine de etken faktör olarak &#8220;baba modeli&#8221; olacaktır bilinçaltında&#8230;</p>
<p>Böylelikle dışarıda çalışabilme izni de kocanın hakkı olarak devrede olacaktır&#8230; Eğer çalışma iznini alabildiyse de, onun kontrolunda&#8230; Bir erkekten ötekine yapılan devir işlemiyle, çarklar doğru yönde dönmektedir&#8230; Bazı kez takılır ve durabilir&#8230; Bu sonun başlangıcı olabilir&#8230; Yeniden düzgün işleyişi, aynı yönde dönebilmesiyle ilişkilidir&#8230; Olmadı mı, ters yöne zorlandı mı??? Zaten dişliler kırılacak ve işlemez duruma gelecektir&#8230;</p>
<p>Çok kitaplar okudum&#8230; Çok düşüncelerle yoğruldum bu konularda&#8230; Çok örnekler gördüm&#8230; Görmekteyim de&#8230; Sorunun yaradılışla ilişkili olduğunu da anlamış bulunmaktayım&#8230; Ama tüm bunlar sorgusuzca benimsememi getiremiyor&#8230; Getirmemeli de&#8230; O zaman Allah&#8217;ın verdiği aklı kullanmamamış olurum ve bunun günah olduğu vurgulanmıyor mu??? Öyleyse&#8230;.</p>
<p>Evet!!! Öyleyse durumu düzeltmek, yaşanabilir kılmak gerekmektedir&#8230; Çünkü iş yaşamı da bir ölçüde ev yaşamıyla ilintilidir&#8230; &#8220;İş&#8221;te de bir aile olarak yaşanmaktadır&#8230; Karşılıklı güven, saygı ve sevginin oluşmasıyla huzur ve uyumun oluştuğu bir ortamda çalışılması gerekmektedir&#8230; Düşünün çalışan bir kişi, iş ortamında bir günün kaç saatini geçirmektedir&#8230; İş alışverişi ve danışımı nedeniyle, arkadaşlarıyla ne denli çok bağlantıdadır&#8230; Emek vermektedir&#8230; Alınteri vardır&#8230; Hakkını almalıdır&#8230; İş yaşamında da ve evlilik ortamında da&#8230;</p>
<p>İş ya da aile yaşamı&#8230; Benim için ikisi de aynı kapsamda&#8230; Kadın ya da erkek&#8230; Ayrımının yapılmaması gerektiği gibi&#8230; O, bu, şu değil!!! Birey olarak, insan olarak birbirimize değer vermemiz gerektiği inancındayım&#8230; İş yaşamında da, evlilik yaşantısında da ayrımsız böyle olmalı&#8230; Saygının çok önemli olduğunu da düşünüyorum&#8230; Karşılıklı saygıyla sevginin ölümsüz olduğuna, bu sevginin aşkı koruduğunu ve belki oluşturduğunu da&#8230;</p>
<p>Ey Marslılar&#8230; Sözüm size&#8230; İnsanlar eşit olarak doğar&#8230; Ve bu sürdürülmelidir&#8230; &#8220;Ayrıcalıklara son&#8221; diyorsak eğer&#8230; Buradan başlamaya ne dersiniz??? Bu konuda tüm düşünen, çözüm üreten ve uygulayan kesimin, ben ve hemcinslerim olmaması dileğiyle&#8230;</p>
<p>Kadınların sessiz kalmaları, hanımefendiliklerindendir&#8230; Her kadın akıllıdır ve erkeği idare eden de, dünyaya getiren de bir kadındır&#8230; Unutmayalım&#8230; Unutturmayalım&#8230;</p>

<p class="sayac_bilgi"><span style="color:#999999; font-size:10px; font-weight:bold;">Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 25, bugün ise 0 kez görüntülenmiş</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://biranne.azizce.com/2010/03/07/dunya-kadinlar-gunu-8-mart-1909/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Süleymaniye Kütüphanesi&#8217;ne Yolculuk&#8230;</title>
		<link>http://biranne.azizce.com/2010/03/05/suleymaniye-kutuphanesine-yolculuk/</link>
		<comments>http://biranne.azizce.com/2010/03/05/suleymaniye-kutuphanesine-yolculuk/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Mar 2010 21:52:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fatosh</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Arkadaşlar]]></category>

		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[Hayat]]></category>

		<category><![CDATA[Hobiler / Fobiler]]></category>
<category>anne</category><category>arkadaş</category><category>çocuk</category><category>dünya</category><category>duygu</category><category>genç</category><category>kurs</category><category>sevgi</category><category>Süleymaniye Kütüphanesi</category><category>yazı</category><category>yıllar</category>
		<guid isPermaLink="false">http://biranne.azizce.com/?p=4553</guid>
		<description><![CDATA[
Geçen hafta Osmanlıca kursuna gidememiştim&#8230; Evimizdeki en küçük(!) çocuk yine hastalıkla boğuşmamızı ve bir acil yolu yapmamızı özlemiş sanırım&#8230; Ertesi gün sıra arkadaşım ve hafta içinde Osmanlıca hocam aradı &#8220;Süleymaniye Kütüphanesi&#8217;ne gideceğiz cuma günü&#8221; diyerek&#8230; Ben heveslendim de durumlar ne gösterir, beklemedeydim&#8230; Hem Hüsn-ü hat kursuma ve hem de kütüphane gezime gidebildim&#8230; Kontrolu boş günüme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-caption alignleft" style="width: 309px"><img src="http://img535.imageshack.us/img535/3130/grnt170.jpg" alt="Foto:Fatma Çetin" width="299" height="237" /><p class="wp-caption-text">Foto:Fatma Çetin</p></div>
<p>Geçen hafta Osmanlıca kursuna gidememiştim&#8230; Evimizdeki en küçük(!) çocuk yine hastalıkla boğuşmamızı ve bir acil yolu yapmamızı özlemiş sanırım&#8230; Ertesi gün sıra arkadaşım ve hafta içinde Osmanlıca hocam aradı &#8220;Süleymaniye Kütüphanesi&#8217;ne gideceğiz cuma günü&#8221; diyerek&#8230; Ben heveslendim de durumlar ne gösterir, beklemedeydim&#8230; Hem Hüsn-ü hat kursuma ve hem de kütüphane gezime gidebildim&#8230; Kontrolu boş günüme denk getirerek&#8230; Şükür!!!</p>
<p>Arkadaşlar kurs binasında toplandı, bense onları vapur iskelesinde beklemeyi yeğledim&#8230; İyi de olmuş&#8230; Şu çok sevdiğim kâğıt helvamı çocuklar gibi sevinçle yiyerek tek başınalığın keyfini sürerken, bir de iki sokak köpeğinin soğuk savaşını izledim&#8230; Ufak tefek olanı, kendinin birbuçuk misli büyüklüğündekini alanına sokmuyor&#8230; Dişlerini gösterip babalanıyor, koca köpek resmen korkuyor&#8230; Aslında şöyle bir varsa üstüne, kazanacak savaşı&#8230; Neden acıklı acıklı seslerle yanına gitmeyi istediğini de anlayamadım&#8230; Ufaklığın belirlediği alan Üsküdar-Beşiktaş İskelesi&#8217;nin<span id="more-4553"></span> önü de, bomboş&#8230; Yiyecek neyim yok&#8230; Yalnızca yayılıp oturmuş ufaklık&#8230; Büyük olan, o herkesi korkutan gövdesiyle bir sağa bir sola koşturuyor&#8230; Bir de kedi kovaladı garibim&#8230; Millet korkuyor, oysa o insanlara sırnaşıp kendini sevdirmek istermiş meğer&#8230;</p>
<p>Gençten bir kız ufaklığı sevmeye başladı&#8230; O hırlayan köpek gitti, yerine mırıl mırıl bir hayvan geldi&#8230; Gıdısını uzattı, okşatıyor kendini&#8230; Neredeyse yerlere yatıp yuvarlanacak&#8230; Birazdan koca köpek geldi&#8230; Gözlerindeki bakışı unutmak olası değil&#8230; Nasıl bir özlemle bakıyor o sevgi gösterisine&#8230; Neredeyse dile gelip &#8220;beni de sev, okşa&#8221; diyecek genç kıza&#8230; Bir ağlamadığı kaldı&#8230; Canım yaa!!!</p>
<p>Sevdirmek için kendini zorlamamak gerekmiş, köpecik&#8230; &#8220;Cool&#8221; takılıp, ağır satacaksın kendini demek&#8230; Bir özelliğin olmasa da bir şey sanacaklar seni&#8230; Yoksa gösterişin ve becerin de olsa&#8230; Ortalıkta koşturuyor da olsan&#8230; Hırlamayarak, efendice yaklaşmak da istesen&#8230; Olmuyormuş&#8230; Olmuyor işte&#8230; Zorla güzellik&#8230;</p>
<p>Dalmışken ben onlara, aklıma geldi yolculuğum&#8230; Tam zamanında çevreme bakmışım ki gözüme çarptı kalabalık&#8230; Arkadaşçığım beni telefonla da aramıştı ve iskele önünde de bakınırmış&#8230; Yanlarına doğru koşturdum&#8230; Bir bölümü girmiş bile vapura&#8230; Birkaçı geldi sarıldı&#8230; Gitmediğim yalnızca bir haftaydı oysa&#8230; Özlemişler&#8230; Biz geçen yıldan iki sınıf birleşmiştik&#8230; Herkesi tanımıyorum ama bir tanesi de yanıma gelip &#8220;Hocaya sizi sordum. Geleceğinizi öğrenince sevindim&#8221; dedi&#8230; İlginçti&#8230; Duygularımı şu an tartmak aklıma geldi&#8230; Sınıfa daha dikkatli bakmalıyım&#8230; O hanımı hiç görmemişim ben&#8230; Oysa o beni merak bile etmiş&#8230;</p>
<p>Bir ilginçlik de kütüphane müdürüne &#8220;Bir sitem var. Bugünü yazacağım ve siz anlatırken çektiğim fotoğrafınızı da koyacağım&#8221; diye izin istediğimde sitemin adını soran arkadaş&#8230; &#8220;Bir Anne&#8221; dediğimde ise &#8220;Adı &#8220;Bin Anne&#8221; olmalıydı&#8221; dedi&#8230; Sanırım kalabalık grubumuzda birçok anne vardı diye aklından o an öyle geçti&#8230; Onu anımsadım ama adını bilmiyordum&#8230; Efendi, sessiz, iyi bir kişi olarak yer etmiş aklımda&#8230; Sonrasında bize yol tarif etti, caminin kapısını gösterdi&#8230; Teşekkür etmek için utana sıkıla adını sordum&#8230; Zayıf yanım bu olsa gerek&#8230; Bu konulardaki dikkatsizliğim&#8230; Gerçekten onlar nasıl tanıyorlar??? Bu benim 100 puanlık sorum olsun&#8230;</p>
<p>Topluca vapura binildi&#8230; Sanıyormuşuz&#8230; Oysa bir kişi yetişememiş&#8230; Olsun denildi&#8230; &#8220;Türkoloji mezunu ve biliyor orayı, gelir&#8221; diyerek içler de rahat ettirildi&#8230; Vapur da bir kalabalık&#8230; Gruplar olarak duruldu zorunlu&#8230; Bir haftanın özeti&#8230; Hastamızın neyi varmış? İyileşiyor mu? Söyleştik durduk&#8230; Sıra arkadaşım, birbirimizi kolladığımız kızım da vapurda ikimizin suyumuzu aldı, çantamıza koyduk&#8230; Eh! Ben kâğıt helvamı da yemiştim&#8230; Hazırdık artık&#8230;  <img src='http://biranne.azizce.com/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Vapurdan inince &#8220;herkes tamam mı?&#8221; durumları yaşandı&#8230; Yürürken yanlışlıkla merdiven tırmananlar oradan indirildi&#8230; Biz Sirkeci tramvay durağına ulaştık sonunda&#8230; Birlikte olmak isteyenler neredeyse elele tutaşacaklar, aman kalabalığa karışmayalım modunda&#8230; Bir heyecan&#8230; Dayanamadım artık, orada kahkahayı patlattım&#8230; Hani &#8220;ilkokulda geziye çıkarılan bebeler gibiyiz&#8221; diyerek&#8230; Tramvay gelince aynı kompartımana binmişiz&#8230; Gözler fıldır fıldır araştırıyor, &#8220;o da içeride mi?&#8221; modunda&#8230;</p>
<p>Beyazıt&#8217;ta indik ve yürümeye başladık&#8230; Herkesin hızı eşit değil ki&#8230; Yine küme küme yürünüyor&#8230; Ben etrafımı seyrederek yürümeyi seçtim&#8230; Tamam Süleymaniye Kütüphanesi hedefimiz de, kilitlenemem dedim&#8230; Çevremi de göreceğim&#8230; Hocamızın mavi şalını hizaladık, ara ara bakıp gözden yitirmemeye çalışıyoruz&#8230; Ben ve arkadaş grubum&#8230;</p>
<p>Bölük pörçük olarak, kimi arkadaşlar da ağır tutarak yolu bizimle bir iki söz ederek&#8230; Kütüphanenin kapısına dek geldik&#8230; Benim için hızlı bir gidiş bile oldu&#8230; Çünkü öğrencilik yıllarım aklıma gelmiş, içten içe anılara dalmış, hem iç geçiriyor ve yetmiyor hem de &#8220;Ah! O günlerim.&#8221; diye dıştan da söyleniyordum&#8230; Gerçekten duygulanımlarımı tutamadım&#8230; Ben böyle yaşarım işte&#8230; Mantığın ağır bastığı gerçekçi kişiliğimle bütünleşen düş dünyam benim&#8230; Duygusallığımın tavan durumları&#8230; Bu kişiliğimi seviyorum&#8230; Hiç de örselemiyorum&#8230; Sonuna dek yaşıyorum, tüm duygulanımlarımı&#8230; Göstermekten de kaçınmıyorum&#8230; Duygular, duygulanımlar bence örselenmemeli&#8230; Bastırıldıkça sonunda patlamaya dönüşmeden; gereğinde, gereğince yaşanmalı&#8230;</p>
<p>Kaptırıp gideceğimi bildiğimden, Süleymaniye Kütüphanesi&#8217;ne gidiş yolculuğumuzu  ayrı yazmak istedim&#8230; Ki orada anlatılanları ve gördüklerimi de dilediğimce yazabileyim&#8230;</p>
<p>Az sonra&#8230; <img src='http://biranne.azizce.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Sevgiyle kalın&#8230;</p>

<p class="sayac_bilgi"><span style="color:#999999; font-size:10px; font-weight:bold;">Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 22, bugün ise 0 kez görüntülenmiş</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://biranne.azizce.com/2010/03/05/suleymaniye-kutuphanesine-yolculuk/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Başsağlığı dilemek&#8230;</title>
		<link>http://biranne.azizce.com/2010/03/02/bassagligi-dilemek/</link>
		<comments>http://biranne.azizce.com/2010/03/02/bassagligi-dilemek/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 02:03:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fatosh</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Arkadaşlar]]></category>

		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
<category>acı</category><category>aile</category><category>Allah</category><category>anne</category><category>arkadaş</category><category>baba</category><category>başsağlığı</category><category>çocuk</category><category>Gülfem Hatun Yokuşu</category><category>yıl</category>
		<guid isPermaLink="false">http://biranne.azizce.com/?p=4538</guid>
		<description><![CDATA[
&#8220;Başsağlığı dilemek&#8221;&#8230; Amacımız buydu&#8230; Yola çıktık annem, ablam ve ben&#8230; Âdettendir, boş da gidilmez&#8230; Biz de aldık&#8230; Bunlar işin başlangıcı ve kolay tarafı&#8230; Ya yitimi olan eve gittiğimizde ne yapacağız? İşte zorun başlangıcı hep bu aşama olmuştur benim için&#8230; &#8220;Ne desem boş&#8221; lara varırım sonucunda&#8230; Akıp giden düşüncelerimde&#8230;
Yitip giden çocukluk arkadaşım&#8230; Annemin dediği &#8220;Kırkınız karıştı&#8221;&#8230; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><img src="http://img177.imageshack.us/img177/8387/am0192kw5.jpg" alt="Foto:Değer Altunay" width="300" height="200" /><p class="wp-caption-text">Foto:Değer Altunay</p></div>
<p>&#8220;Başsağlığı dilemek&#8221;&#8230; Amacımız buydu&#8230; Yola çıktık annem, ablam ve ben&#8230; Âdettendir, boş da gidilmez&#8230; Biz de aldık&#8230; Bunlar işin başlangıcı ve kolay tarafı&#8230; Ya yitimi olan eve gittiğimizde ne yapacağız? İşte zorun başlangıcı hep bu aşama olmuştur benim için&#8230; &#8220;Ne desem boş&#8221; lara varırım sonucunda&#8230; Akıp giden düşüncelerimde&#8230;</p>
<p>Yitip giden çocukluk arkadaşım&#8230; Annemin dediği &#8220;Kırkınız karıştı&#8221;&#8230; Neredeyse öyleymiş&#8230; Tam tamına 49 gün varmış aramızda&#8230; Onun annesi de eve vardığımızda söyledi&#8230;</p>
<p>Giden gitmiş de olsa yaşam sürüyor&#8230; Temizlik vardı evde&#8230; Hiç şaşırmadım&#8230; Henüz yara taptaze&#8230; Hani elinizi kesersiniz de acısını duyumsamazsınız ilk anlarda&#8230; Sonrasında inceden bir sızının başladığını duyumsar ve ancak bilincine varırsınız, artıp size acı vermeye başladığında&#8230; İşte öyle bir şey&#8230; O yara aslında hiç kapanmayacak bir ateş, için için işleyecek&#8230; Küllerin örttüğü sanılarak&#8230; Ufacık bir esintinin altındaki közü ortaya çıkardığı&#8230; Bilirim&#8230; &#8220;Allah acısını unutturmasın&#8221; dediğim canların yitiminden&#8230;</p>
<p>Anne iki büklüm, baba ayaklarını sürüyerek yürüyor&#8230; Sıralı olmayan bir ölüm işte&#8230; İsyan yok! Nefes<span id="more-4538"></span> sayısı bitmiş ve o gitmiş&#8230; De  &#8220;elimiz, ayağımız oydu&#8221; diyen de bu anne, baba&#8230; Şu gün bizde kalırdı, şunları bize alırdı, &#8230;.., çok hayırlı evlâttı&#8230; Söyleşiyorlar ama bu beklenmedik durumun henüz bilincinde değiller&#8230; Gelenler, gidenler, kalabalıklar&#8230; Hele bir zaman geçip de kalınca bir başlarına&#8230; Hele bekleyip de gelmediğinde&#8230; Hele&#8230; Hele&#8230; İşte o zaman kocaman bir sarsıntıyla uyanacaklar&#8230; Can çocuklarından ses seda yok&#8230; Gelip gittiği de&#8230; Özlem ağır bastığında varacaklar ayrımına&#8230; Allah sabır versin&#8230; Zor dostlar&#8230;</p>
<p>Rahmetli arkadaşımla beraber büyüdük ve lise yıllarında da ailece aralıklı da olsa görüştük. Sonrasında üniversite yılları, evlilik, çocuklar ve benzeri sebeplerle uzak kaldık, onunla da anne ve babasıyla da&#8230; Son gördüğüm yine böyle gencecik yitirdiğimiz onun akrabası ve benim de abla bildiğimin yitimiydi&#8230; Konuştuk&#8230; Nişanlı kızını tanıştırdı bana, düşünün uçup giden yılları&#8230; Ayaküstü &#8220;görüşelim&#8221; masalıyla ayrıldık birbirimizden&#8230; Ve yitim haberini aldım işte&#8230;</p>
<p>Bugün başsağlığı dileğine giderken düşündüklerimi, orada da açıklıkla  söyledim&#8230;Yıllarca görüşme, neredeyse haberiniz olmasın birbirinizden, anne ve babasını ziyarete gitme ve böyle bir durumda git başsağlığı dile&#8230; Neden? İşte yaşam çok zor, çocuklarla uğraşıyorum, iş güç bitmiyor&#8230; bla, bla, bla&#8230; Bence affedilmez davranışlar içindeyiz&#8230; Komşuluk, arkadaşlık, büyükleri ziyaret gibi özel kavramlar yok olmakta hızla&#8230; Her güzelliği tüketmek zorunda mıyız biz? Alalım verelim ekonomiye can verelim&#8230; Tüketim toplumu olalım&#8230;İnsanlığımızı da tüketmeyi kapsıyor mu bu?</p>
<p>Pantolon yırtılınca yama yapılırdı eskiden&#8230; Annemin ve ablamların naylon çorabı kaçınca, o kaçan ilmek yakalanarak örülürdü&#8230; Gömlek yakaları ters yüz yapılır ve uzunca süre yine giyilirdi&#8230; Ablamlara küçük gelecek  ve benim giyebileceğim giysileri beklerdim ben&#8230; &#8220;Örmeci&#8221;ler vardı giysi yırtıldığında, hiç belli olmayacak şekilde ören zanaatçılar&#8230; Mevsimine göre sebze ve meyveleri de özlerdik biz&#8230; Erik şu ay çıkacak, karpuz kabuğu denize düşecek gibi beklentilerimiz de vardı bizim&#8230; Ve &#8220;Akşama müsaitseniz annemler size gelecek&#8221; diye haber de götürürdük komşularımıza&#8230; Bir sıcaklık vardı eskilerde&#8230; Bir kavuşma&#8230; Bir beklenti&#8230; Şimdiki doyumsuzluğa karşın&#8230;</p>
<p>Yitim haberini aldığımda elimi alnıma götürdüm&#8230; Küçücükken Gülfem Yokuşu&#8217;nda rahmetli arkadaşımla koşmaca yarışında yardığım alnım ve kalan izine&#8230; Sessiz ve sakin bir erkek çocuktu&#8230; Kapının eşiğinde otururken onu dürtükleyerek &#8220;Beni geçemezsin&#8221; demiş ve kızdırmıştım&#8230; Zoraki kalkıp koşmaya başlamış, bense jet gibi fırlamış ve aynı hızla bir tümseğe takılıp yere çakılmıştım&#8230; Elim yine alnımda, o yarayı duyumsamakta şu an&#8230;</p>
<p>Biz büyüdük, koptuk birbirimizden&#8230; Avukat olduğunu duymuştum, bugün hâkim olduğunu öğrendim&#8230; Aslında anlatırlardı ara ara ama dinlemezdim bile&#8230; Yine bugün çevresinde de çok sevilen ve saygın biri olduğunu öğrendim arkadaşımın&#8230; Bu kez dinledim&#8230; Üzülerek ilgisizliklerime&#8230; Üzülerek ilgisizliklerimize&#8230; Neden ille de yitim ve hastalıklarda görür olduk artık birbirimizi? İlle de böyle bir durum mu oluşmalı, neredeyse akraba gibi olmuş komşuluklarımızda?</p>
<p>Orada karşılaştığım, onun akrabası olan arkadaşım &#8220;Görüşelim&#8221; dedi&#8230; &#8220;Olur&#8221; dedim&#8230; Bu iki sözcük aklımda gidip geliyor şu an&#8230; Yazmayı bırakmış, ekrana boş boş bakmakta olduğumun ayrımına vardım&#8230; İki sözcük&#8230; Dört ve iki hece&#8230; Söylenmesi ne denli kolay&#8230; Uygulayabilecek miyiz? Uygulamalıyız!!!</p>
<p>Oturduğum apartmanı düşünüyorum&#8230; Yalnızca 10 daire&#8230; Kaçıyla görüşüyorum? Hiç söylemeyeyim daha iyi&#8230; Ya siz dostlar? Ne olduk böyle biz? TV, laptop, PC ve benim bilmediğim bir dolu bilgisayar oyunları&#8230; Sanal bir dünyanın bağımlılıkları&#8230; Dayatılan TV dizilerini gerçek sayarak, onlarla yaşayanlar&#8230; Kısaltılmış iletiler&#8230; Ve benzeri şeyler&#8230; Bu mu???</p>
<p>Arkadaşım, Allah rahmet eylesin. Yerin cennet olsun&#8230; Hiç değilse bu yazımla seni anmış ve yazılı düşünerek içimden geçenlerin bir bölümünü aktarmış olayım&#8230; Gerçekten üzgünüm&#8230;</p>

<p class="sayac_bilgi"><span style="color:#999999; font-size:10px; font-weight:bold;">Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 37, bugün ise 2 kez görüntülenmiş</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://biranne.azizce.com/2010/03/02/bassagligi-dilemek/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hikmet Barutçugil Ebru Sergisi</title>
		<link>http://biranne.azizce.com/2010/02/28/hikmet-barutcugil-ebru-sergisi/</link>
		<comments>http://biranne.azizce.com/2010/02/28/hikmet-barutcugil-ebru-sergisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Feb 2010 20:42:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fatosh</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Arkadaşlar]]></category>

		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[Hobiler / Fobiler]]></category>
<category>Allah</category><category>arkadaş</category><category>can</category><category>çocuk</category><category>ebru</category><category>ebru sergisi</category><category>Fatih Mahkemesi</category><category>geç</category><category>Gülfem Hatun yokuşu</category><category>Harem</category><category>hat</category><category>Hikmet Barutçugil</category><category>İstanbul</category><category>kitap</category><category>Kız Kulesi</category><category>küçük kız</category><category>kurs</category><category>minyatür</category><category>mutlu</category><category>Salacak</category><category>sergi</category><category>Üsküdar</category><category>yağmur</category><category>yaş</category><category>yazı</category><category>yıl</category>
		<guid isPermaLink="false">http://biranne.azizce.com/?p=4522</guid>
		<description><![CDATA[
Havalar dengesiz&#8230; Mevsimler şaşmış&#8230; Buzda açan gülüme, yol kenarlarında yeşeren çimlerin arasındaki papatyalar eşlik etmekte&#8230; Badem ağaçları da çiçeklendi&#8230; Ve şubat ayının son günü daha&#8230; Isıtıp ısıtıp önümüze konulan &#8220;küresel ısınma&#8221; eşliğinde bu oluşumlar&#8230; Nelerin yeniden ısıtılıp da gündeme konulduğu, günümüzde&#8230;
Yine bir kurs günü, yola çıktım&#8230; Kirli minibüs camından, yağmurlu İstanbul&#8217;umu izleyerek gitmekteyim&#8230; Artık benimle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-caption alignleft" style="width: 311px"><img src="http://img693.imageshack.us/img693/153/grnt088.jpg" alt="Eser:Hikmet Barutçugil Foto:Fatma Çetin" width="301" height="240" /><p class="wp-caption-text">Eser:Hikmet Barutçugil Foto:Fatma Çetin</p></div>
<p>Havalar dengesiz&#8230; Mevsimler şaşmış&#8230; Buzda açan gülüme, yol kenarlarında yeşeren çimlerin arasındaki papatyalar eşlik etmekte&#8230; Badem ağaçları da çiçeklendi&#8230; Ve şubat ayının son günü daha&#8230; Isıtıp ısıtıp önümüze konulan &#8220;küresel ısınma&#8221; eşliğinde bu oluşumlar&#8230; Nelerin yeniden ısıtılıp da gündeme konulduğu, günümüzde&#8230;</p>
<p>Yine bir kurs günü, yola çıktım&#8230; Kirli minibüs camından, yağmurlu İstanbul&#8217;umu izleyerek gitmekteyim&#8230; Artık benimle eşleşen &#8220;eşsiz güzelliklerim benim&#8221; söylemimle&#8230; Harem, Salacak&#8230; Gidiyoruz&#8230; İşte Kız Kulesi&#8230; Benim mekânım&#8230; İçimden &#8220;Seni kitaplarla doldurup, yoldaşın olacağım&#8221; diyerek selâmlıyorum onu da&#8230;</p>
<p>Kurs yerim, doğduğum sokağın arkasında&#8230; Böylece haftada iki kez çocukluğumda da gezinmekteyim, çok değişimlere uğramış Üsküdar&#8217;ımda&#8230; Yazmıştım ben &#8220;<a href="http://biranne.azizce.com/2008/05/13/gulfem-hatun-yokusuyarim-asir-once/">Gülfem Hatun yokuşunda… küçük bir kız yaşardı</a>&#8221; diyerek&#8230; Yarım asrı geçmişlik&#8230; Kim aynı kaldı ki&#8230; Yıllar&#8230;</p>
<p>O yazımda da değinmiştim, benim bir marangoz dükkânım vardı&#8230; Kapısında durup da içine giremediğim&#8230; Sonrasında bir<span id="more-4522"></span> nedenin oluşup da, girip marangoz amcanın çalışmasını izlediğim&#8230; İşte o bina restore edildi ve sergiler açılacak bundan böyle denildi&#8230; Kurs binasının hemen karşısında olduğu için de restorasyonu süresince izlemiştim&#8230;</p>
<div class="wp-caption alignleft" style="width: 253px"><img src="http://img85.imageshack.us/img85/3232/grnt084.jpg" alt="Eser:Hikmet Barutçugil Foto.Fatma Çetin" width="243" height="194" /><p class="wp-caption-text">Eser:Hikmet Barutçugil Foto.Fatma Çetin</p></div>
<p>Aslında mahkeme binasıymış diye bilirdik ve bulunduğu sokağın adı da &#8220;Eski Mahkeme Sokak&#8221; dı&#8230; Kuşkusuz öyleydi ve şu an &#8220;Fatih Mahkemesi&#8221; adı altında geçmekte&#8230; Geçtiğimiz yıl bir küçük sergiyi de konuk etmişti&#8230; Bu yıl da Üsküdar Belediyesi ve İstanbul Kültür Sanat Meclisi (İKSM)nin düzenlediği, klâsik sanatlar sergisinin  ilki olarak açılmış bulunmakta&#8230;</p>
<p>Kurs binasına gelirken büyükçe bir ilân gördüm &#8220;Hikmet Barutçugil Ebru Sergisi&#8221; yazılmış üstüne&#8230; Önce derse girdim, arkadaşlara da söyledim&#8230; Görmeyenler olmuş o kocaman yazıyı&#8230; Gidelim dedik birlikte&#8230; Olmadı&#8230; Kurs bitiminde yalnız gittim&#8230; Daha iyi tek başınalık&#8230; Özgür takılıyor, dilediğinizce izliyor, daha da çok yaşıyorsunuz eserlerle bütünleşip&#8230;</p>
<div class="wp-caption alignleft" style="width: 231px"><img src="http://img693.imageshack.us/img693/7273/grnt081o.jpg" alt="Eser:Hikmet Barutçugil Foto:Fatma Çetin" width="221" height="276" /><p class="wp-caption-text">Eser:Hikmet Barutçugil Foto:Fatma Çetin</p></div>
<p>Hikmet Barutçugil bence ebruyu konuşturarak, sizinle bir bütün olmasını başarmış&#8230; Bu sanatın tekniğini henüz bilmiyorum ve öğrenmek istiyorum&#8230; Çünkü renklerin içinde yitip gittim&#8230; Düşünün &#8220;İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi&#8217;nden 1977′de tekstil desinatörü olarak mezun oluyor. Okuldan sonra çalışmalarını ebru üzerine yoğunlaştırıyor&#8221;&#8230; Hiç şaşırmamak gerek o ebru dalgalarının arasında yitip gittiğime&#8230;</p>
<p>Sergi bana sürpriz&#8230; Yanımda fotoğraf makinam yok&#8230; Öyleyse buyurayım cep telefonuma&#8230; İyi de pek hoşnut olamadım çektiğim fotoğraflardan&#8230; Yine de yazıma ekleyeceğim, dilerseniz sergiye giderek yerinde görebilirsiniz&#8230; 20 Mart 2010 tarihine dek açık&#8230;</p>
<p>Hat yazısının ebruyla ne denli yakıştığına tanık oldum ve minyatürün de&#8230; Emeklerine sağlık Sayın Hikmet Barutçugil&#8217;in&#8230; Yalnızca birkaç eser ekleyebildim yazıma&#8230; Ancak görmenizi önereceğim öyle güzellikler var ki bu sergiye mutlaka gidiniz derim&#8230;</p>
<p>Benimse önümüzdeki yıl için kurs seçimimde bir değişiklik olacak gibi&#8230; Önce ebru öğrenmeliyim ki yazdığım hatlarla bütünleştireyim&#8230; Sonrasında minyatür ki yaptığım ebruyu da ona eş edebileyim&#8230; Hele ki hat, ebru ve minyatürün bütünleştiği bir kompozisyon olursa&#8230; Eğer amatörce de olsa başarabilirsem&#8230; Bu bana büyük mutluluk verecek&#8230; Allah&#8217;tan o günleri görebilmeyi diliyorum&#8230; Ben bu sanatları çok seviyorum&#8230;</p>
<p>Sevgiyle kalın&#8230;</p>

<p class="sayac_bilgi"><span style="color:#999999; font-size:10px; font-weight:bold;">Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 36, bugün ise 0 kez görüntülenmiş</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://biranne.azizce.com/2010/02/28/hikmet-barutcugil-ebru-sergisi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Mevlid Kandilimiz Kutlu Olsun</title>
		<link>http://biranne.azizce.com/2010/02/25/mevlid-kandilimiz-mubarek-olsun-2/</link>
		<comments>http://biranne.azizce.com/2010/02/25/mevlid-kandilimiz-mubarek-olsun-2/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Feb 2010 01:50:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fatosh</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
<category>Allah</category><category>biad</category><category>din</category><category>Diyanet İşleri Başkanı</category><category>diyanet İşleri Başlanlığı</category><category>hayat</category><category>hurafe</category><category>huzur</category><category>insan</category><category>kadın</category><category>mevlid kandili</category><category>peygamber</category><category>Prof.Dr. Ali Bardakoğlu</category><category>sevgi</category><category>Yaradan</category><category>yardım</category><category>yaşam</category>
		<guid isPermaLink="false">http://biranne.azizce.com/?p=4508</guid>
		<description><![CDATA[
Mevlid kandilimiz mübarek olsun. Hemen her kandil günü yaptığım gibi Diyanet İşleri Başkanlığı&#8217;nın sitesine girerek okudum. Bu kez iki açıklamasından bölümler alıntıladım Diyanet İşleri Başkanı Sayın Prof. Dr. Ali Bardakoğlu&#8217;nun&#8230;
Aslında bu deyişlerin; Peygamberimizin güzel örnek olduğunun ve dinin iyi anlaşılmadığı yerde bid’at ve hurafenin, törelerin, çıkar ilişkilerinin, siyasetin, dinle şöhret ve servet kazanmanın dini bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-caption alignleft" style="width: 300px"><img src="http://img220.imageshack.us/img220/1738/dsc018551.jpg" alt="Foto:Alihan Çetin" width="290" height="448" /><p class="wp-caption-text">Foto:Alihan Çetin</p></div>
<p>Mevlid kandilimiz mübarek olsun. Hemen her kandil günü yaptığım gibi Diyanet İşleri Başkanlığı&#8217;nın sitesine girerek okudum. Bu kez iki açıklamasından bölümler alıntıladım Diyanet İşleri Başkanı Sayın Prof. Dr. Ali Bardakoğlu&#8217;nun&#8230;</p>
<p>Aslında bu deyişlerin; Peygamberimizin güzel örnek olduğunun ve dinin iyi anlaşılmadığı yerde bid’at ve hurafenin, törelerin, çıkar ilişkilerinin, siyasetin, dinle şöhret ve servet kazanmanın dini bir zemin bulmasının yalnız kandillerde anımsayarak uygulamamız gerektiğini düşünmek doğru değildir. Kişi özümseyerek yaşamı süresince davranış olarak benimsemeli, dürüslük ilkelerinden ayrılmamalıdır.</p>
<p>Hz. Peygamber’i sevmek, O&#8217;nu örnek almak demektir. Çünkü O’nun örnek hayat çizgisi, söz ve davranışlarının temsil ettiği değerler bütünü, bizler için her zaman yaşanabilir ve uygulanabilir özelliktedir.</p>
<p>Dürüstlüğü, emaneti korumayı, insan haklarına ve bunun önemli bir parçası olan kadın haklarına uymayı, yetim ve kimsesizlere kol kanat germeyi, ne sözle ne davranışla kimseyi incitmemeyi, iyilik yapmayı öğütleyen ve yaşayışıyla bunlara en güzel örnek olan Sevgili Peygamberimiz, yetimin elinden tutmuş, kimsesizlerin kimsesi olmuş, hiç kimseyi incitmemiş, bütün varlığa şefkat nazarıyla bakmış, karşılaştığı onca çirkin iftiraya ve dayanılmaz sıkıntıya karşın kötülüğe kötülükle karşılık vermemiştir.</p>
<p>Sahip olduğu ahlâka uygun erdemlerle, Yaradan&#8217;ın “Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin” övgüsüyle onurlandırılan sevgili Peygamberimiz<span id="more-4508"></span> paylaşmayı, sevgi ve saygıyı, ötekini anlamayı ve ona yardım elini uzatmayı, hoş görüyü, affı, rahmeti ve merhameti yalnızca önermemiş, bunları aynı zamanda yaşadığı örnek hayatında hep uygulamış, sonuçta bu ve benzeri erdemler Hz. Peygamber ve Sahabe topluluğunun hayat çizgisi olmuş, böylece sevgi, güven ve huzur temeline dayalı, kendisiyle ve Yüce Yaradan&#8217;la barışık bir toplumu oluşturmanın yolları bizlere somut olarak gösterilmiştir.</p>
<p>Alıntılardan birincisi &#8220;Diyanet İşleri Başkanlığı, Dinimizin temel kaynağı Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in, Hz.Muhammed (s.a.s)&#8217;e vahyedilmeye başlanmasının 1400. yılı münasebetiyle 2010 yılını  ‘Kur’an Yılı’ ilan etmiş ve bu yılda toplumu Kur’an-ı Kerim ve Hazreti Peygamber konusunda daha etkili şekilde aydınlatmayı planlamıştır. &#8221; yazılarak süregiden bir basın açıklaması. Bu yazımın gereği olarak ise &#8220;Dinin iyi anlaşılmadığı yerde bid’at ve hurafenin, törelerin, çıkar ilişkilerinin, siyasetin, dinle şöhret ve servet kazanmanın dini bir zemin bulması ve burada kökleşmesi kaçınılmaz olur.&#8221; yazıldığı, alıntıladığım bir açıklama daha bulunmakta.</p>
<p>İkinci olarak ise mevlid kandilinin önemi ve nedenini açıkladığı bölümden bazıları &#8221; Yüce Yaratıcı’nın Kuran-ı Kerim’de &#8216;yüce bir ahlak üzere! olduğunu belirttiği ve tüm insanlara rahmet elçisi olarak gönderdiği, peygamberlik zincirinin son halkası olan Sevgili Peygamberimiz (sav)’in hicri takvime göre doğumu vesilesiyle kutlayageldiğimiz Mevlid Kandili’ni 25 Şubat Perşembe gününü Cuma’ya bağlayan gece idrak edeceğiz.</p>
<p>Kur’an-ı Kerim’de &#8216;Andolsun ki Rasûlullah’da sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için mükemmel bir örnek vardır.&#8217; (Ahzâb, 33/21) buyrularak Sevgili Peygamberimizin hayatı bizlere yaşanabilir ‘en güzel örnek’ olarak takdim edilmiştir. Hz. Peygamberi örnek almak, ancak O’nun insanlığın huzur ve mutluluğu için yaptığı daveti hayatımıza yansıtmakla ve güzel ahlâkını bir bilinç ve hayat tarzı olarak davranışlarımızın mihveri yapmakla mümkündür.&#8221; yazımı ki &#8220;mihver&#8221; TDK&#8217;da açıklandığı üzere &#8220;eksen&#8221; olarak Türkçe&#8217;mizde kullanılmaktadır.</p>
<p>Mevlid kandilimiz kutlu olsun.</p>

<p class="sayac_bilgi"><span style="color:#999999; font-size:10px; font-weight:bold;">Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 25, bugün ise 0 kez görüntülenmiş</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://biranne.azizce.com/2010/02/25/mevlid-kandilimiz-mubarek-olsun-2/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yaşam savaşı&#8230;</title>
		<link>http://biranne.azizce.com/2010/02/18/yasam-savasi/</link>
		<comments>http://biranne.azizce.com/2010/02/18/yasam-savasi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Feb 2010 19:26:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fatosh</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
<category>doğa</category><category>emek</category><category>güneş</category><category>pembe gül</category><category>tomurcuk</category><category>yaşam</category><category>yaşam savaşı</category>
		<guid isPermaLink="false">http://biranne.azizce.com/?p=4497</guid>
		<description><![CDATA[
Yaşam savaşının, &#8220;var&#8221; olan her şeyi kapsadığını hep düşünmüşümdür&#8230; Her zerre için&#8230; Bu bir toz zerresi bile olabilir&#8230; Düşünün evinizde temizlik yapıyorsunuz ve toz alıyorsunuz&#8230; O zerre &#8220;var&#8221; olmak için çabalayarak oraya konmuş&#8230; Siz ise &#8220;yok&#8221; etmek üzere işlemdesiniz&#8230; İşlem bittiğinde gözden kaçabilenler varlığını sürdürecekler&#8230; Sizin için üzücü olan, o toz zerresi için sevindirici olacak&#8230; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-caption aligncenter" style="width: 552px"><img src="http://img220.imageshack.us/img220/4025/dsc018541.jpg" alt="Foto:Alihan Çetin" width="542" height="170" /><p class="wp-caption-text">Foto:Fatma Çetin</p></div>
<p>Yaşam savaşının, &#8220;var&#8221; olan her şeyi kapsadığını hep düşünmüşümdür&#8230; Her zerre için&#8230; Bu bir toz zerresi bile olabilir&#8230; Düşünün evinizde temizlik yapıyorsunuz ve toz alıyorsunuz&#8230; O zerre &#8220;var&#8221; olmak için çabalayarak oraya konmuş&#8230; Siz ise &#8220;yok&#8221; etmek üzere işlemdesiniz&#8230; İşlem bittiğinde gözden kaçabilenler varlığını sürdürecekler&#8230; Sizin için üzücü olan, o toz zerresi için sevindirici olacak&#8230; Ve varlığını sürdürecek&#8230;</p>
<p>Bir insanın var oluşu da öyle minik zerrelerle oluşmuyor mu? Yaşama tutunabilen anne karnında büyümesini sürdürmüyor mu? Ya bir çiçek? O da öylesi tohumdan harika bir görünüme bürünmüyor mu?</p>
<p>Geçtiğimiz günlerde kar yağdığı sürelerde, tam olarak aynı<span id="more-4497"></span> olmasa da benzer bir oluşumu izledim. Otoparkımız yapıldığında benim bir avuç ormanlık arazim elden gitmiş ama kenarlarda güllerim bırakılmıştı. İşte o güllerden bir tanesi tomurcuklandı, biraz toparlanır ve açacağım diye uğraşırken üzerine kar yağdı. Sürekli izler oldum&#8230; Ben sıcacık ev penceresinden bakarken, o sıfır derecenin altında duruyordu&#8230; Yapacak bir şey yoktu&#8230; Ya sağlam durup yaşayacak ya da yitip gidecekti açamadan&#8230;</p>
<p>Belgesel izlemeyi seviyorum&#8230; Eski günlerde izlediğim bir belgeselde, şu an cinsi aklıma gelmeyen anne ve baba kuşların büyüyemeyecek derecede cılız yavrularını yuvadan aşağı attıklarına tanık olmuş ve içim kalkmış, benimsenir bulamamıştım. Oysa sona doğru, buna zorunlu olduklarını anlamış yine de içime sindirememiştim. Her şeyin bir nedeni vardır, doğanın kanunu budur&#8230; Biliyorum&#8230; Yine de kolay gelemiyor kimi durumu benimsemek&#8230;</p>
<p>Karın yağdığı ve soğuğun eksilere indiği birkaç gün boyunca direndi o gül ve aynı zarifliğiyle durarak milim milim gelişimini sürdürdü&#8230; Ve ben de sevinçle izlemeyi&#8230; Kar yağışı durdu, güneş az da olsa yüzünü gösterdi ve pembe tomurcuk gül şöyle bir yapraklarını aralama çabasına girerken&#8230; Bir kar yağışı ve soğuk daha geldi&#8230; Kısa süreli ama etkin&#8230; Camdan bakıyorum, hiç umursamıyor&#8230; Yalnız pembesi az solmuş gibi geliyor&#8230; Sanki buzdan bir cam fanus içine konmuş gibi&#8230;</p>
<p>Karlar yağdı, eksi dereceler oldu ve benim gonca gülüm hepsine dayandı&#8230; Tomurcuk artık açılmış bir güle dönüştü&#8230; Yaşam savaşını kazandı&#8230; Gülümseyerek bana bakıyordu&#8230; Fotoğraflandı&#8230; Ölümsüzleşti&#8230;</p>
<p>İyi ki de böyle olmuş&#8230;</p>
<p>Bugün kalktım, camdan bakarak &#8220;merhaba&#8221; demeye&#8230; Yerde yatıyordu&#8230; Yalnız o da değil&#8230; Ona bakarak, onun savaşını örnek alarak, ardından yetişmeye çalışan birkaç renkli gül daha&#8230;</p>
<p>Budanmışlar&#8230; Daha da çoğalarak açacaklarmış&#8230; Doğanın kanunu böyleşmiş&#8230; Yapılmaları gerekmiş&#8230; miş&#8230; miş&#8230; miş&#8230;</p>
<p>Kızgınlığımın derecesi yok!!! &#8220;Böyle güzellikler, &#8216;öylesine bir elden, son kararı verilerek&#8217; öldürülmekte midir?&#8221; Haklı ya da haksız&#8230; Hiçbir analiz, hiçbir ileri düzey düşünme yapmak istemiyorum&#8230; Kurduğum cümlem budur&#8230;</p>
<p>Dilenildiği kadar yaşam savaşı verilsin, ayakta kalınmaya çalışılsın&#8230; Herşey olacağına varıyor&#8230; Üzgünüm&#8230;</p>
<p>Kuşkusuz yeni güller açacak&#8230; Çok da fazlasıyla olacak&#8230; Bense o pembe güllere baktığımda ilk &#8220;merhaba&#8221; deyişimi, karların arasında tüm zarifliğiyle dimdik durarak yaşam savaşımını kazanmış gülüme göndereceğim&#8230; Öylesine bir elden, sonunun geldiğini unutmayarak&#8230;</p>

<p class="sayac_bilgi"><span style="color:#999999; font-size:10px; font-weight:bold;">Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 35, bugün ise 0 kez görüntülenmiş</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://biranne.azizce.com/2010/02/18/yasam-savasi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Avatar!!!</title>
		<link>http://biranne.azizce.com/2010/02/13/avatar/</link>
		<comments>http://biranne.azizce.com/2010/02/13/avatar/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2010 23:53:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fatosh</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[Hayat]]></category>

		<category><![CDATA[Hobiler / Fobiler]]></category>
<category>Ajda Pekkan</category><category>Allah</category><category>anı</category><category>anlam</category><category>arkadaş</category><category>Avatar</category><category>can</category><category>doğa</category><category>dünya</category><category>emek</category><category>film</category><category>gezegen</category><category>insan</category><category>kitap</category><category>millet</category><category>oğlum</category><category>öneri</category><category>orman</category><category>oy</category><category>pizza</category><category>sinema</category><category>tüm</category><category>üç boyutlu</category><category>uçak</category><category>uzak</category><category>yaratık</category><category>yaş</category><category>yaşam</category><category>yen</category><category>yıl</category><category>yorum</category>
		<guid isPermaLink="false">http://biranne.azizce.com/?p=4472</guid>
		<description><![CDATA[
Sonunda Avatar’la buluştuk&#8230; Üstelik üç boyutlu izlemeyle de ilk buluşmam&#8230;
Üç saat sürüyormuş&#8230; Nasıl geçecek? Uzun film diyen ben&#8230; Önce ayran eşliğinde pizza ve yetmedi sarımsaklı ekmekleri bir güzel yedim&#8230; Koca bir patlamış mısır torbasını kucakladım ve salona girdim&#8230; En güzel önlere yakın, ortalardan izlenebilir olduğunu öğrenerek oraya yol alıp oturdum&#8230; Kucağımda patlamış mısırlarım, karnım patlayasıya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-caption alignleft" style="width: 334px"><img src="http://img163.imageshack.us/img163/5885/avatarfilm.jpg" alt="Afiş" width="324" height="161" /><p class="wp-caption-text">Afiş</p></div>
<p>Sonunda Avatar’la buluştuk&#8230; Üstelik üç boyutlu izlemeyle de ilk buluşmam&#8230;</p>
<p>Üç saat sürüyormuş&#8230; Nasıl geçecek? Uzun film diyen ben&#8230; Önce ayran eşliğinde pizza ve yetmedi sarımsaklı ekmekleri bir güzel yedim&#8230; Koca bir patlamış mısır torbasını kucakladım ve salona girdim&#8230; En güzel önlere yakın, ortalardan izlenebilir olduğunu öğrenerek oraya yol alıp oturdum&#8230; Kucağımda patlamış mısırlarım, karnım patlayasıya dolu, su şisesi oyuğuna konmuş artık filmi izlemeye hazırdım&#8230; Ama&#8230;</p>
<p>İlk başlarda gelecek çizgi filmlerden bölümler gösterildi&#8230; “Aman da ne keyifli” dedim&#8230; Karakterler hemen önünüzde, bir uzatsanız elinizi tutacaksınız o sevimli şeyleri&#8230; Diyerek çok da hoşuma gitti&#8230; Vee film başladı&#8230;</p>
<p>Şimdi biz neyin içindeysek ilerlemiyor,<span id="more-4472"></span> uçuyoruz&#8230; Böyle yükseklerden hızla süzülüyoruz&#8230; Uçağa binmek için uyuşturucu iğne yapılması gereken ben&#8230; Yükseklik fobisi olan ben&#8230; “Amanın” diyerek koltuğun iki yanına yapışan da ben oluyorum&#8230; Kalbim küt küt atmakta ve biz bulutların arasında uçarak, altımızda dibi görünmeyen bir yere yol alıyoruz&#8230; Gözlüğü çıkarmayı bir an bile aklına dahi getiremeyerek, fırlayıp çıkmak istedim&#8230; Midem bulanıyor, içim boşalmış bir durumda kalakaldım&#8230; Solumda can arkadaşım, sağımda oğlum&#8230; Biraz durulmaya çalıştım&#8230;</p>
<p>Koca bir alan, içindesiniz ve millet boşlukta uçuyor&#8230; Ayaklar duvarlara yaslanmış, yatay duruyorlar&#8230; “Yok! Kaldıramayacağım” diye düşünmelerdeyim&#8230; Derken dev boyutlu akvaryum, içinde garip yaratıklar ve zihin aktarması yapılacak solaryum için kullanılanlar gibi tabut dediğim kutular da çıkmaz mı ortaya??? Zaten aklım hiç almamıştır, bronzlaşmak için o nesnenin içine yatıp da ölmeden mezara girmiş gibi olanları&#8230; MR cihazında “Ajda Pekkan” kulağıma şarkı söylerken bile çıkmak için debelenen beni düşünürsek, bu son derece doğaldır&#8230;</p>
<p>Şimdi ben bir kitap okuduğumda o dünyada yiter giderim&#8230; Biri yanıma gelip bir şey sorduğunda önce boş boş bakar ve geri dönerim dünyaya&#8230; Öylesi dalarım okuduğum kitaba&#8230; Ya da yaptığım iş de olsa bu böyledir&#8230; Kaptırır giderim&#8230; Film başladı ya, ben artık içindeyim&#8230; 3 boyutlu olması beni direkt bağladı ve orada yaşamaya başladım&#8230; Koptum gittim buralardan&#8230;</p>
<p>İnsanların acımasızlığının boyutları, “keş” dedikleri para olayının vardığı boyutlar içimi hüzün doldurdu&#8230; Dünyada bu tür yapılanlar yetmiyormuş gibi, sen kalk Allah’ın gezegeninde de her yeri altüst ve milleti yerinden yurdundan et&#8230;</p>
<p>Çoğu filmler uzaydan geleceklerle ilgili korku dolu yapılır. Bu film de onlara alternatif olarak, uzaylılara korku salmak için yapılmış sanki&#8230; Hainler&#8230; Bunlar, biz insanoğulları oluyoruz&#8230;</p>
<p>Film deyip de geçilmeyecek denli gerçekçi, açgözlülüğün varıldığı boyutlara uzanan bir yaşantılar örneği&#8230; Çok uzak değil Afrikalılara, Kızılderililere ve kimbilir kimlere yapılanlar&#8230; Şu an bile doğayı hor olarak kullanış&#8230; Tüm bunların yetmemesi ve biz dünyayı kullanılamaz duruma getirdiğimizde hangi gezegene yerleşiriz diye yapılan hesaplamalar ve oralara ulaşma turları&#8230;</p>
<p>Ben taraf tuttum hemen&#8230; Hele içinde aşk unsuru bulunmakta ve haklı gördüklerim de yaşadıkları yerin getirisi uğruna ele geçirilip yerlerinden edilecekleri, onlara yapılanların haksızlık olduğu da apaçık ortadayken&#8230; Tuttuğum taraf elbette ki insan görünümlüler değil&#8230; O insan görünümlülere verecekleri çok dersleri olanlardı&#8230; “Son” da tam beklenen gibiydi&#8230; İyiler kazandı&#8230; Oh ya!!!</p>
<p>Orman, ağaçlar, akarsular, göl&#8230; Ve içindesiniz&#8230; Uçuşan tüycükler yanınıza dek geliyor&#8230; Bir an  yakalamak için elimi uzatmış buldum kendimi&#8230; Çok güldüm&#8230; Bilgisayar hilelerini ve yaratıkların, yaşayanların yapay olduğunu bir an aklıma getirmeden izlemek istedim&#8230; Korktuğum yerlerde içimden söyledim ama kendimi yatıştırmak için&#8230; Filme kaptırdınız mı kendinizi, birden yanıbaşınıza gelen yaratık sıçratıyor&#8230; Ya da beni sıçrattı diyelim&#8230;</p>
<p>Kolonlardan gelen sesler zaten olduğunuz yeri bile titretiyor&#8230; Dolayısıyla titreşimler de bedeninizi titreştiriyor&#8230; O koca makine “bam” diye adım atınca gel de boşver&#8230; Ya da uçan uçmayan yaratıklar garip seslerle üstünüze üstünüze gelirken gel de sakin kal&#8230;</p>
<p>Bulutların üzerinde geziniyormuşçasına yükseklere tırmanılan ağaçlar, gerçekten geldiğiniz uçurum kenarları, kuş sırtında uçmalar bana yükseklik fobimi unutturarak keyif almaya başlattı az da olsa bir süre sonra&#8230; Renkli sarkıt dallar, yemyeşil bitkiler arasında da dolaşıp durdum, yaratıklarla da  kapıştım, korkunç ve kıran kırana savaşa da katıldım&#8230;</p>
<p>“Çok anlamlı, çok hareketli, adrenelinin tavan yaptığı, bir dolu felsefî ve gerçek hayat dersleri veren bu müthiş filmi soluksuz izledim” her şeye karşın diyorum&#8230; Onca yıl çalışıldığına değmiş, helâl olsun&#8230;</p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">

<p class="sayac_bilgi"><span style="color:#999999; font-size:10px; font-weight:bold;">Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 42, bugün ise 1 kez görüntülenmiş</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://biranne.azizce.com/2010/02/13/avatar/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Şaşkın&#8230;</title>
		<link>http://biranne.azizce.com/2010/02/11/saskin/</link>
		<comments>http://biranne.azizce.com/2010/02/11/saskin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 02:20:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fatosh</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
<category>çaba</category><category>cep telefonu</category><category>cesur</category><category>hasta</category><category>hastane</category><category>hüsn ü hat</category><category>İstanbul</category><category>karavan</category><category>kurs</category><category>leyla mecnun</category><category>osho</category><category>otopark</category><category>park</category><category>şaşkın</category><category>sevgi</category><category>sıcak</category><category>telefon</category><category>yağmur</category>
		<guid isPermaLink="false">http://biranne.azizce.com/?p=4463</guid>
		<description><![CDATA[
Ne diyeceğimi bilemedim kendime bugün&#8230; Erkin Koray&#8217;ın &#8220;şaşkın&#8221; şarkısı geldi aklıma&#8230; Hani müzik programlarında istekler vardır da ileti gönderilir&#8230; Bu da öylesi &#8220;benden bana gelsin&#8221;&#8230;  
Yarıyıl dinlencesi bitti, benim de bugün Hüsn-ü hat kursum var&#8230; Gerçekten çalıştım diyelim biz ona&#8230; Ya da elimden geldiğince&#8230; Ama bu yılki bana göre &#8220;çalıştım&#8221;&#8230; Geceden gerekli hazırlıklar yapıldı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-caption alignleft" style="width: 318px"><img src="http://img354.imageshack.us/img354/9766/sapanca2008nisan4201di4.jpg" alt="Foto:Değer Altunay" width="308" height="396" /><p class="wp-caption-text">Foto:Değer Altunay</p></div>
<p>Ne diyeceğimi bilemedim kendime bugün&#8230; Erkin Koray&#8217;ın &#8220;şaşkın&#8221; şarkısı geldi aklıma&#8230; Hani müzik programlarında istekler vardır da ileti gönderilir&#8230; Bu da öylesi &#8220;benden bana gelsin&#8221;&#8230; <img src='http://biranne.azizce.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Yarıyıl dinlencesi bitti, benim de bugün Hüsn-ü hat kursum var&#8230; Gerçekten çalıştım diyelim biz ona&#8230; Ya da elimden geldiğince&#8230; Ama bu yılki bana göre &#8220;çalıştım&#8221;&#8230; Geceden gerekli hazırlıklar yapıldı, kursa gideceğim&#8230; Öğlen giyindim, çantamı aldım çıktım&#8230; Hep de bir telâşım vardır, son ana bıraktığım&#8230; Bırakmasam da yine bir koşturmaca&#8230; Araca bindim, tamam rahatım artık&#8230; Niyeyse aklıma cep telefonum geldi&#8230; Belki de aracın sesi, konuşmalardan uzaklaşmak amaçlı, müzik dinleme isteğim düştü aklıma&#8230; Telefonun kapağını açtım, üç tane ileti bana bakmakta ve bir de cevapsız arama&#8230;</p>
<p>Evde telefonumu çantamdan çıkarmayı sevmiyorum&#8230; Koyduğum yeri bulamıyor, gerektiğinde ise ev telefonundan cebi çaldırıyorum ve dolaşmaya başlıyorum &#8220;sesi nereden gelecek&#8221; diye&#8230; Evden çıkarken de unutuyorum çantamdan çıkardığımı, yarı yoldan dönüyorum aklıma gelince&#8230; Bir bütünüz ya&#8230; Nasıl da ayrılmaz parçamız oldu&#8230; Bir kez taksiye binip, köprü yoluna girmek üzereyken son çıkıştan dönüp de almışlığım vardır&#8230; Sürücü semt taksicisi unutmamış beni, bir gün yine ona<span id="more-4463"></span> denk gelince &#8220;telefonunuzu aldınız mı?&#8221; diye sormuştu&#8230; Magmalara yol alınası durumlar&#8230;</p>
<p>Telefonum çantamda olduğu için ne gelen iletilerden, ne de arayanlardan haberim oluyor&#8230; İşte bugünkü gibi&#8230; İletilerden ikisi &#8220;bugün kurs yok&#8221; diyor bana&#8230; Ve ben aracın içinde öylece kalakalıyorum&#8230; Şaşkın&#8230; Yapacak bir şey yok&#8230; Üsküdar&#8217;a dek gittim, aklımda tasarlamaya çabaladığım planlarımla&#8230; Elimde koca bir kurs çantası da &#8220;aklımı başıma getirmek için&#8221; ceza gibiydi&#8230;</p>
<p>Bir gez, dolan&#8230; Kar, seni eve kapadı&#8230; Bu yıl kış uykusunda, mecnunsuz leyla gibisin&#8230; Yağmur da yok&#8230; Bende iş de yok&#8230; Gezmeyi canım çekmedi&#8230; Daha hayırlı bir iş için yolları tersine çevirdim ve hastaneye hasta ziyaretine gittim&#8230; Hastamız iyi, söyleşi beş çayına dönüşmüş ve ben kalkmak istedikçe &#8220;ne olur yarım saat daha&#8221; diyorlar&#8230; On dakika falan değil&#8230; Bana geldiler son demlerde ve birileri daha gelince çıktım odadan&#8230; Manzara güzel, hastane beş yıldızlı otel gibi&#8230; Ama yüksek bir bina ve orada üç kez deprem mi oluyor diye heyecan yaptım&#8230; Bildiğiniz yaylanıyor bina&#8230; Bana öyle mi geldi bilemiyorum ama şu yüksek binaları sevemedim gitti&#8230;</p>
<p>Eskiden tek düşüncem böyle çok yüksek bir binada, tek başıma stüdyo dairede oturmaktı&#8230; Bir filmde görmüş ve hemen hayalimde yerine oturtmuştum&#8230; Sonra &#8220;Gökdelende Yangın&#8221; kitabını okuduğumda bu hayalim gölgelendi&#8230; 1999 depreminden sonra, sildim gitti de zorunlu durumlarda asansör çelik kutusuna da giriyorum, böyle aşağıya bakınca oyuncak arabaların geçişine de tanık olup içimi kaldırıyorum&#8230; Bahçe içinde villa deseler ben onda da &#8220;güvenlik&#8221; diyerek her tarafı demirle çerçeveler tutsak evine çeviririm&#8230; Sorun binalarda değil gibi geldi birden&#8230;  <img src='http://biranne.azizce.com/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Bir hayalim de &#8220;karavan&#8221;dır benim&#8230; Yolculuğu sevmeyen benim ne işime yarayacaksa? Dün gurbetteki can arkadaşım iletiyle böyle muhteşem bir karavan fotoğrafı göndermiş&#8230; İçinde yok yok&#8230; Elektronik aletler, ankastre dolaplar&#8230; Bayıldım&#8230; Şimdi klasik biri olduğumdan, değişiklikleri hele öyle sağda solda gezinmeyi de pek sevmediğimden, onu evimin yakınına park edip içinde yaşadığımı düşleyebilirim&#8230; <img src='http://biranne.azizce.com/wp-includes/images/smilies/icon_sad.gif' alt=':(' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Yakınımızda bir boş arazi var&#8230; Sanırım yeşil alan ve evleri bile yıkıp yıkıp yenilerini yaptıkları, bir milim boşluk bırakmadıkları canım İstanbul&#8217;umda öylece durmakta&#8230; Şimdilik&#8230; İşte oraya geçen yıl bahar aylarından itibaren böyle karavanlar getirip koymuşlardı ve yaz süresince de durmuştu&#8230; Çevresinde az dolanmadımdı&#8230; Bir tanesi ahşap kaplamış ve orada onarım görmüştü&#8230; Kaç kez sağından solundan dolanıp, kafamı uzatıp içine bakmıştım&#8230; Ama dün iletide gördüğümün yakınından bile geçemezdi&#8230; Bir çifte de rast geldim o bakmalarımda&#8230; Karavan almak üzere gelmişler ve konuşuyorlardı&#8230; Kiralanabildiğini de öylece öğrenmiştim&#8230; Yalnız bir sakıncası, o sıcak günlerde içeride nasıl oturulur? Sürekli klima çalıştırmak gerek&#8230;</p>
<p>Şimdi ben cep telefonuma gelen iletiyi okumadığım için, ceza gibi yollara düşmüşlüğümü anlatırken karavan hayalime nasıl geldim? O değilde &#8220;OSHO&#8221;yu anlatmaktı niyetim&#8230; Yoga, meditasyon diyecektim ve yine bugün okuduğum aşağıdaki güzel alıntıyla yürüyecektim yoluma&#8230;<br />
“Eğer cesur değilsen samimi olamazsın.<br />
Eğer cesur değilsen sevemezsin.<br />
Eğer cesur değilsen güvenemezsin.<br />
Eğer cesur değilsen gerçeğin peşine düşemezsin.<br />
O yüzden önce cesaret gelir.<br />
Ve diğer her şey onu izler.”<br />
OSHO</p>
<p>Artık bir başka paylaşıya&#8230;</p>
<p>Sevgiyle kalın&#8230;</p>

<p class="sayac_bilgi"><span style="color:#999999; font-size:10px; font-weight:bold;">Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 34, bugün ise 1 kez görüntülenmiş</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://biranne.azizce.com/2010/02/11/saskin/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bir gün daha&#8230;</title>
		<link>http://biranne.azizce.com/2010/02/08/bir-gun-daha/</link>
		<comments>http://biranne.azizce.com/2010/02/08/bir-gun-daha/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Feb 2010 00:45:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fatosh</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Arkadaşlar]]></category>

		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[Hayat]]></category>

		<category><![CDATA[Kitap]]></category>

		<category><![CDATA[Öğütler]]></category>
<category>anı</category><category>anne</category><category>arkadaş</category><category>baba</category><category>dost</category><category>eş</category><category>gün</category><category>hayat</category><category>kitap</category><category>kuantum olumlama</category><category>secret</category><category>yaşam</category>
		<guid isPermaLink="false">http://biranne.azizce.com/?p=4451</guid>
		<description><![CDATA[
Kendimi şikayet etmekle başlayacağım. Hafta içinde üç kez &#8220;yazı yazın&#8221; sayfasına girdim, yazacağım da birikmiş&#8230; Kapayıp çıktım. Ben bu kış, uyuşukluk modumdam çıkamadım&#8230; İtiraf ediyorum. Yazı başlığım &#8220;Bugün de böyle&#8221; ydi. Ancak yine aynı türün değişik versiyonunu yaşamışım ki aynı başlıkta bir yazı daha yazmışım. Değişecek&#8230;
Bu sabah Göksel yengeciğim telefon etti, tiyatroya davet aldım&#8230; Nasıl [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-caption alignleft" style="width: 327px"><img src="http://img398.imageshack.us/img398/498/deer11wr4.jpg" alt="Foto:Değer Altunay" width="317" height="418" /><p class="wp-caption-text">Foto:Değer Altunay</p></div>
<p>Kendimi şikayet etmekle başlayacağım. Hafta içinde üç kez &#8220;yazı yazın&#8221; sayfasına girdim, yazacağım da birikmiş&#8230; Kapayıp çıktım. Ben bu kış, uyuşukluk modumdam çıkamadım&#8230; İtiraf ediyorum. Yazı başlığım &#8220;<a href="http://biranne.azizce.com/2009/05/03/bugun-de-boyle/">Bugün de böyle</a>&#8221; ydi. Ancak yine aynı türün değişik versiyonunu yaşamışım ki aynı başlıkta bir yazı daha yazmışım. Değişecek&#8230;</p>
<p>Bu sabah Göksel yengeciğim telefon etti, tiyatroya davet aldım&#8230; Nasıl da gitmek istiyorum ama bitiş saati 18.30 olacak, hava kararacak ben taa Akaretler&#8217;den karanlıkta yalnız dönemem ki&#8230; Kaç yere telefon açtım, herkesin işi var. Şu &#8220;Akşam ezanı okunduğunda evde olacaksınız!&#8221; komutu yok mu rahmetli babacığımın&#8230; İliklerime dek işlemiş&#8230; Bin yaşıma geldim, üzerimden atamadım&#8230; Olmuyor&#8230; Karanlığa kalırsam, kalp çarpıntısından perişan oluyorum. Bir koşturmaca bende, arkamdan kovalayan var sanırsınız. Sokağımıza gelince derin bir oh çekip, evin kapısına varmadan anahtarı hazırlama çabası, içeri girdim mi benden huzurlusu yok. Yaz gelsin, günler uzasın istiyorum.  Saatlerimiz uyuşamadı kış mevsimiyle. Yağışlar, kar, buz&#8230; Hiç de gitmeye niyeti yok gibi&#8230;</p>
<p>Bugün gazetede bir haber okudum &#8220;Bir yastıkta 91 yıl&#8221; başlığı atılmış&#8230; 113 ve 111 yaşında iki tonton, evliliklerinin 91. yılını kutlamışlar. İçimden fırtına hızıyla uçuştu düşünceler. Ben aklımın hızına yetişemiyorum. Hele bu hızını, iyiki de yakalayamadım. Aradan çekip almak istiyorum birini gecenin bir yarısında&#8230; Acaba<span id="more-4451"></span> tontonun biri tiyatroya gidecek eleman peşindeyken öteki tonton stad hayalini gerçekleştirmeye hazırlanıyor olsa ne olurdu?</p>
<p>Kamera stop!!! Kestik&#8230;</p>
<p>Canım yengem bu ayın sonuna doğru bir gün ayarlayacağını söyledi. Suna Keskin ve Metin Serezli&#8217;nin oynadığı bir oyun. Biliyor beni&#8230; Sağ olsun. Onu kocaman öpüyorum buradan&#8230; İçimden geldi&#8230;</p>
<p>&#8220;Secret&#8221; kitabını almıştım kızımdan. Temiz bir sayfaya not düşmüşüm &#8220;İnsanlar bilinçli düşünerek hayatlarını beyinleriyle oluşturma gücüne sahipler&#8221; yazarak. &#8220;Kuantum Olumlama&#8221; masamın üzerinde, yanıbaşımda. Kendi kitabım olduğu için satır altları çiziktiriklerle dolu ve kenarlarına aldığım notlarla da&#8230; &#8220;Dikkat!&#8221; yazmışım iki paragraf için&#8230; &#8220;Herhangi bir konuda negatif bir söylem yaptığınızı fark ettiğinizde, içinizden &#8216;iptal ediyorum&#8217; diyerek, yerine olumlusunu söylemeniz, gereken pozitif etkiyi yaratır.&#8221; ve &#8220;Sürekli bir biçimde kullandığınız yeni pozitif sözcüklerin ve söylemlerin hayatınızdaki etkilerini izlemek de keyif vericidir. Bunların hayatınızda yaratacakları değişimleri farketmek, size güven ve güç verecektir.&#8221;.</p>
<p>Ara ara bu kitaplara, olumlamalara ve benim belki de inanarak yaptığım için yararını gördüğüm &#8220;reiki&#8221;ye dönüş yapmak gerçekten iyi oluyor. Aslında ara ara sözünden çok hayata geçirilmiş olduğunda bir yararı olduğunun bilincindeyim. İsteklerde cümlelerin doğru seçilmesi de önemli. Örneğin &#8220;Hasta olmak istemiyorum&#8221; değil &#8220;sağlıklıyım&#8221; denilmesi gerektiği gibi.</p>
<p>Bugün en küçüğü ben olduğum dört kişiydik söyleşen&#8230; İlk başlarda direkt &#8220;kimin neresi hasta, yok onun hastalığı daha da kötü&#8221; gibiydi konu&#8230;  Zaten hasta olan ilacını alıyor ya da tedavisini oluyor&#8230; Öyleyse&#8230; Aynı konular çerçevesinde dönüp dolaşmak neden? Bir araya gelişlerimiz sınırlı, zaman desen gelip geçiyor&#8230; Haydi uçalım&#8230; İster geçmişe, ister geleceğe&#8230; Bir şekilde konuyu değiştirerek bu ortamı sağladım. Belki de gelecekle ilgili sınırlı düş ve düşünceler olduğundan artık, geçmişe gittik. Yine belki de geçmişte kaldığı için, artık gülerek bakabildiğimiz anılara daldık. Birkaç saat süresince çok eğlendik ve güldük. O süre boyunca kimsenin ağrısı, sızısı da aklına ve dolayısıyla gündeme de gelmedi.</p>
<p>Moral!!!</p>
<p>Eş, dost, arkadaş seçiminin önemi burada başlıyor. Çoğu kişi bu tarz okumalardan haz etmiyor. Belki de akıllarına bile gelmiyor. Oysa yaşadığımız sürece bize verileni armağan olarak görerek, önce kendimizi önemsemeliyiz. Çözümleri çözümsüzlüklerde değil, çözünebilirliklerde aramalıyız. Hep denir ya &#8220;bardağın dolu tarafından bakmalısınız&#8221; diye. Kimi kez mod düşüklükleri yaşadığımızda, aklımıza getireceğimiz olumlu düşüncenin gücüne sarılmalıyız. Seçim bizim. Ben bu gücün hepimizde var olduğunu biliyor, inanıyorum.</p>
<p>Bir gün daha yaşandı bitti&#8230; Belki sıradan, belki olağan&#8230; Belki de ayrımsanıp anımsanacak olan&#8230;</p>
<p>&#8220;Yaşam avuçlarınızın arasında,<br />
Şu an nerede olduğunuz<br />
Şimdiye kadar neler yaşadığınız hiç önemli değil.<br />
Bilinçli olarak düşüncelerinizi değiştirmeye başlayabilir<br />
Hayatınızı değiştirebilirsiniz.<br />
Umutsuz durum diye bir şey yoktur.<br />
Yaşamınızdaki her türlü koşul değişebilir.&#8221;<br />
SECRET</p>

<p class="sayac_bilgi"><span style="color:#999999; font-size:10px; font-weight:bold;">Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 35, bugün ise 1 kez görüntülenmiş</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://biranne.azizce.com/2010/02/08/bir-gun-daha/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
