Dolunay ve yazlık… Beklediğim… Bu durumda “yol göründü falımda”… Demem o ki gidiyorum…
Oralarda sebze, meyve yokmuş gibi semt pazarımızın kurulduğu bugün bir dolu alışveriş yaptım. Oysa kapının önünden, belli saatlerde kamyon ya da kamyonetlerle geçiyorlar. Eskiden çevredeki tarlalardan gelirlerdi. Taze ve henüz yaprakları, çiçekleri üstünde olurdu sebzelerin. Süt ve yumurta da getirirdi, babası ile bir [...]
Neredeyse iki hafta olacak yazıp da paylaşmak isteğim ama bugün yayımlayabiliyorum. Fotoğraf çekimine görevlendirdiğim usta(!) işleri nedeniyle beni erteledi. Şükür sonunda iletiyle gönderdi.Yan odamda bulunur kendileri ve bilgisayarı.Benim adımımla saysam bir elin parmaklarını geçmez…Artık böyle iletişim kuruyoruz,ev içinde…Yan odadan e-posta yoluyla haberleşmek gibi.Geçenlerde arkadaşım oğlunun üst kattan cep telefonuyla arayıp, yemeğin hazır olup olmadığını sorduğunu [...]
Bir kontrol için “Anadolu Sağlık Merkezi*Johns Hopkins” Ataşehir Tıp Merkezi’ne gittik,oğlumla. Sonuçlar iyi ve biz memnun çıktık oradan. Hemen karşısında,Palladium Alışveriş Merkezi tüm heybetiyle durmakta. Hazır buralara gelmişken, bir gezelim dedik ve girdik.Başlarda mırın kırın eden ben,iyi ki girmişiz diye için için sevindim.
Öncelikle aydınlık,ferah ve iç açıcı… Tavanında bulunan çeliklerle desteklenmiş cam bölüm,tüm güneşi ve [...]
Günler geçip gitmiş,cumartesi gecesi olmuş ve ben perşembe gecesi can arkadaşlarımla geçirdiğim o güzel saatleri yazamamışım.Aklımın bir köşesinde sürekli devinip duran, sitemin yalnız kaldığı duygusu da ayrı bir âlem.Olmadı!!!Ankara’lara gidip de uzak kalmışlığım var bilgisayarımdan. Oysa bu kez,onunla başbaşa ama başka bir uğraş ile ilgiliydim.Zamanı geldiğinde paylaşacağım,siz dostlarla… Sanırım…
Ev kadını adı altında,bunca yoğunluk da bana [...]
Çarşamba günleri Hat Sanatı kursum var.Uzun süredir,tüm gün olan derslere yarım gün giden ben,geçen hafta tatlı bir zorlamayla karşı karşıya getirildim.Bu hafta sabah erken gidecek ve giderken de “kek” yapıp götürecektim.Başka arkadaşlarla da bölüşüldü,çeşitli yiyecekler.
Bir gece önceden hazırladım keki,hem de oğlum ve onun eşi kızımın da yardımıyla.Çünkü o gün düşmüştüm. Sakarlık bende diz boyu.Bir araya [...]
Karamsarlığın adı hastalıkmış meğer… Bir ben var benden öte… bilinmezlerde…
İki gündür ayaklarım kesiliyor ve bitkinim diyordum…için için ve son gün bende tüm enerji son buldu… İçim sıkkın ve karamsar…nedensiz… taa ki ertesi günü oğlum gelip “biraz rahatsızım,senin de sesin kötü çıkıyor” diyene dek…Kendimi yokladım, hastayım…Ben de hasta olmuşum da ayakta geçirirmişim meğer…Ne zamana dek bu [...]
Dün öğlene doğru zil çaldı.Üst katımızda oturanlar,ailecek kapıya gelmişler,sevinçli bir telaş içinde. Söyledikleriyse “yarın akşam ‘yemekteyiz’ programı bizde çekilecek. Gece saat dokuzda başlayacak, yemek sonrasında fasıl gelecek ve gürültümüz olabilir, haber veriyoruz”. İyi…teşekkürler, biz de kulaklarımıza pamuk tıkarız, değil doğal olarak.Olabilir,olağan dışı durumlarda böyle gürültülere katlanılabilir.
“Yemekteyiz” programını,zap yaparken bir kaç kez takılıp, izlemişliğim vardı ama [...]
Hat sanatları kursum vardı bugün…Öyle sevinerek gidiyorum ki kurslarıma…yeni bir şey öğrenme telâşının yanısıra…oradaki havayı solumak da hoşuma gidiyor… Hocamız Mimar Sinan Üniversitesi mezunu cici bir kız diye yazmıştım…O ilk günlerden bugüne bir de içten ve cana yakın diye eklemeliyim…dahası yüreğinden geçenler dilinde ve içi dışı bir… yapmacıksız…nasıl görünüyorsa öyle…
Sınıfımızda 19 yaşındaki bir genç kızdan, [...]
İmece…yalnız köylerde olur sanırdım… paylaşılır yapılan işler… İlkokulda tanıştığım bu kelime,ne denli önemli yaşamda… bir anlamda yardımlaşmanın getirisi… yakınlaşma….
İstanbul küçük,İstanbul büyük…belirli kilometrekaresinde, ölçüsüz dolan evleriyle… O kilometrekarelere düşen… ölçüsüz yoğunluğuyla… Yoları yakın,yolları uzak… trafik diyorlar adına… bir sıkıştın mı yoğunluğuna, kalakaldığın yerinde… kısa sürede ulaşılabilirliğin… saatlere vardığında… ve beklerken,bunaldığında…
İstanbul diyorlar adına… ulaşılmazlığıyla… öylece duruyor canım [...]
Yine o güzel yerdeyim… yazarken de deniz kıyısında oturduğumu varsayacağım… çünkü evlerin içi çok sıcak… dışarıya çıkmadım bugün, bilemiyorum… çekmedi içim…
Tek kitap götürmüştüm yanımda ve soluksuz bitirdim… Evde başka kitaplarım vardı… çoğu benim, bir bölümü armağan… Ya yeniden kendi kitaplarımdan okurum ya da armağanlardan seçerim diye düşünmüştüm ki onların da veriliş öyküsü var…
Şefik Bey… rahmet [...]
Öyküler ayrı da olsa… yaşam paylaşılıyor… (2) yazısının devamını okuyun

