2 Mayıs, 2011 tarihinde fatosh yazmış

“Dünya dünya yalan dünya/ Dünya dünya maniki dünya” diye bir şarkı söylendiğini anımsadım küçüklüğümde. Sözlerinin sonunu getiremedim bir türlü… “Beni benden alan dünya” diye mi süregidiyordu ne??? Bilemiyorum…
“Dünya” diye diye ne şarkılar söylenmiş,
şöyle bir gezindim nette…
Neler neler yazılmış,
ne şarkılar dinlenmiş…
Neşet Ertaş
Ah Yalan Dünya
Hep sen mi ağladın hep sen mi yandın,
Ben de gülemedim yalan dünyada
Sen beni [...]

Dünya… Dünya… Kahpe Devran yazısının devamını okuyun

27 Ocak, 2011 tarihinde fatosh yazmış

Bloguma girdim… Bir de baktım ki ayın onaltısında takılı kalmışım. Günler nasıl da akıp gitmiş… Ve bu hızla akıp gitti dediğimiz günlere neler neler sığmış… Neler neler yaşanmış…
“Dört dörtlük bir evlilik var mı hiç? Olmaz öyle şey.”. Bugün televizyonu açtığımda, takılı olduğu kanal çıktı karşıma. Gülben Ergen’in programı varmış. Bir süreliğine de ben takıldım. “Kadına [...]

Desem ki… yazısının devamını okuyun

16 Ocak, 2011 tarihinde fatosh yazmış

Farklı olmak nasıl bir olgudur? Ya insanların seni farklı olarak addetmesi? Arkadaş edinememek, insanların acıyarak ya da alaycı bakışlarına hedef olmak, bir bireyde nasıl duygular uyandırır?
Ayak bileğimi burktuğumda yürüme güçlüğü ile bir araca binmenin, yüksek kaldırıma çıkmanın zorluğunu o zamanlar diliminde anlamış, iyileşince unutmuştum. Gözümden ameliyat olduğumda, görememenin geçici durumunda ise görme duyusunun önemini, bel [...]

Farkındalığın farkında olmak… yazısının devamını okuyun

16 Temmuz, 2010 tarihinde fatosh yazmış

Hipokrat denilince tıbbın babası olarak bilinen hekim ve doktorların ettiği hipokrat yemini gelirdi aklıma. Geçtiğimiz günlerin birinde yemek yerken televizyon kumandasının tuşuna bastım. Karşıma TV 8 ve “Hipokrat” programı çıktı. Cuma günlerini “Zihinsel engelli çocuklar” ile ilgili sorunlara ayırmışlar. Kutluyorum onları.
Anneler günü kutlanır. Annelere ciciler biciler alınır. Yine cicili bicili giyinen çocuklar onları annelerine verirler. [...]

Hipokrat ve zihinsel engel… yazısının devamını okuyun

14 Ocak, 2010 tarihinde fatosh yazmış

Evet! Deprem bir doğa olayıdır. Dünyamız var olduğu sürece deprem ve daha birçok doğal âfetler de olacaktır. Gerek olan elden geldiğince önlem alabilmek ve yitimleri en az seviyede tutabilmektir.
Yazılarımda sıklıkla bu konuya değinmekteyim. Bu konuyla ilgili Sayın Prof. Dr. Uğur Kaynak hocamıza DOHAD sitesinde sürekli sorular sorarak, onun değerli bilgilerini paylaşmasıyla da bu düşmanı tanımaya [...]

Deprem… Doğal âfet… yazısının devamını okuyun

17 Aralık, 2009 tarihinde fatosh yazmış

Sabah kalktım, güneş saklanmış. Yalnızca “gündüz oldu” demekte. Hava yağmurlu ve soğuk. Bir dolu işim var yapılacak… Şimdiki gençlerin “ununu elemiş, eleğini asmış” gözüyle bakmalarına karşın. Biz o aşamaları geçtik. Yaşarsak eğer, önümüzde bizden ileri olanların ve belki de gençlerin bize bakış açısıyla baktıklarımızın yaşanmışlıklarına yol alacağız. Özetle döngülerdeyiz…
Çok işim var, işim çok ağır, benim [...]

Canın ne dilerse… yazısının devamını okuyun

11 Aralık, 2009 tarihinde fatosh yazmış

Bu bir roman adı, yazarı Anne Tyler. Basım yılı 1983 ve ben Aralık 1984 de almışım. Nasıl bir duygulanım yaşıyorsam o gün, bir de not düşmüşüm… “Her zamanki gibi yalnızlığa” diyerek…
Dün şehitlerimizin haberleri geçerken televizyonda dağıldım. Yaşamlarını verdikçe, fotoğrafları geçtikçe, hangi can dayanır? Ateş düştüğü yeri yakıyor. Ama o aileler biliyor ki tüm Türkiye onlarla [...]

Boşuna bir hayat… yazısının devamını okuyun

5 Aralık, 2009 tarihinde fatosh yazmış

Son yazılarımda neredeyse domuz gribine kilitlenip kalmışım. Bize “öcü” diyen o ise, geçip gitti kısa sürede ve yalnız bir kişiyle… Birbuçuk gün hasta oldu, buçukuncu(!) gün ayaklandı, sonraki gün zor tuttuk evde ve dışarıdaydı bugün. Ya da bu bir soğuk algınlığıydı… Ara ara iletiler geliyor, TV ve gazetelerde okuyorum da birbiriyle bu denli yaklaşık durum [...]

Yaşamın içinden… yazısının devamını okuyun

18 Kasım, 2009 tarihinde fatosh yazmış

Dün internet gazetesinde okudum, bu gece göktaşı yağmuru olacakmış, hem de sağanak şeklinde. Diyor ki haberde, görebilmek isterseniz şehir ışıklarından uzak bir yere gidin. İyi de nereye gideceksin, İstanbul’da… Nerelere dek uzanıyor şehir, bilen var mı?
Aslan (Leo) takım yıldızı da İstanbul’da Kasım geceleri gece yarısından sonra doğu-güneydoğu yönünde yükselecekmiş, habere göre. Ah! Keşke izleyebilsek. Hep [...]

Göktaşı yağmuru, Nasa, android… yazısının devamını okuyun

4 Kasım, 2009 tarihinde fatosh yazmış

Geçtiğimiz pazar günü, üç apayrı ortamlarda bulundum. Kendimi olayların akışına tümüyle kaptırdığım için, iki günde ancak toparlayabildim. Üstüne üstlük o günlerde bir de griple boğuştum. Belki de acımasız eleştirimde haksız olabilirim kendim için… Bu bir günah çıkartma mıdır, içbenliğimden? Neden olmasın? Gerek var böyle “alt-üst-iç” karmaşık benliklerle uğraşmak ara ara… Severim…
İlk durağım bir konferanstı. Oldukça [...]

Şakirin Camisi… yazısının devamını okuyun