16 Temmuz, 2010 tarihinde fatosh yazmış

Hipokrat denilince tıbbın babası olarak bilinen hekim ve doktorların ettiği hipokrat yemini gelirdi aklıma. Geçtiğimiz günlerin birinde yemek yerken televizyon kumandasının tuşuna bastım. Karşıma TV 8 ve “Hipokrat” programı çıktı. Cuma günlerini “Zihinsel engelli çocuklar” ile ilgili sorunlara ayırmışlar. Kutluyorum onları.
Anneler günü kutlanır. Annelere ciciler biciler alınır. Yine cicili bicili giyinen çocuklar onları annelerine verirler. [...]

Hipokrat ve zihinsel engel… yazısının devamını okuyun

19 Mayıs, 2010 tarihinde fatosh yazmış

Fethi Paşa Korusu Üsküdar’da ve Beşiktaş başka bir ilçe… Biliyorum… Ben Pazartesi günü iki ilçedeydim… Bağlantı yalnızca böyle oluştu…
Hüsn-ü Hat kursu hocamız toplanıp bir yere gidelim önerisinde bulunduğunda “Fethi Paşa Korusu” olsun diyen bendim… Manzara İstanbul’umun her tepesinden baktığınızda görülen panorama gibi anlatılamaz, kuş sesleri ve doğayla bütünleşim de öyle… Görmek gerek… Böylece öğle buluşması [...]

Fethi Paşa Korusu… Ve Beşiktaş… yazısının devamını okuyun

17 Nisan, 2010 tarihinde fatosh yazmış

Yaşam ertelediklerimizle dolu olarak geçip gidiyor… Kimi kez üzerimize çöken ağırlığa bağlıyoruz… Kimi kez iş yoğunluğumuza… Kimi kez de moral çöküntüsüyle ilişkilendiriyoruz erteleyişlerimizi… Oysa zaman hiç durmuyor ve akıp gidiyor…
Evden uzağa gitmeyi, bir başka yatakta ve yastıkta yatmayı yadırgarım… Kısa süreli olur gidişlerim ve ben döneceğime yakın daha yeni alışıyor olurum bu duruma… Değişikliklere pek [...]

Esnek olabilmek… yazısının devamını okuyun

8 Şubat, 2010 tarihinde fatosh yazmış

Kendimi şikayet etmekle başlayacağım. Hafta içinde üç kez “yazı yazın” sayfasına girdim, yazacağım da birikmiş… Kapayıp çıktım. Ben bu kış, uyuşukluk modumdam çıkamadım… İtiraf ediyorum. Yazı başlığım “Bugün de böyle” ydi. Ancak yine aynı türün değişik versiyonunu yaşamışım ki aynı başlıkta bir yazı daha yazmışım. Değişecek…
Bu sabah Göksel yengeciğim telefon etti, tiyatroya davet aldım… Nasıl [...]

Bir gün daha… yazısının devamını okuyun

20 Ocak, 2010 tarihinde fatosh yazmış

Oğlumun eşi kızımla kitap alışverişi yaparız. O beni geçti okumakta, bu aralar. Sonunda ben de aldığım kitabı bitirebildim. Ödevlerim ve işlerimin arasında zaman bulmakta zorlandım nedense. Yine elimde kitap, kâğıt, kalemsiz dolaşmıyorum da ilgi alanım şaştı.
Serdar Özkan’ın “Kayıp Gül” adlı kitabı çabuk ve anlaşılır, okunabilecek bir kitap. “28 Dilde 40′tan Fazla Ülkede” diyor kitaba sarılı [...]

Kayıp gül… yazısının devamını okuyun

23 Aralık, 2009 tarihinde fatosh yazmış

Gündüzü seviyorum, gün ışığını… Ama gecenin sessizliğinin verdiği huzur da ayrı bir güzellik… Sanırım onu daha çok seviyorum…
Okul yıllarımı anımsadığımda; mutfakta koca bir bardak Türk kahvesi, TRT 3 hafif müzik kanalı açık pilli radyom, ders kitaplarım ve sarıldığım battaniyem geliyor gözlerimin önüne… Ve de gecenin sessizliği…
Çocuklarımı büyütürken yine en sevdiğim gün dilimi, onlar uyuduktan sonra [...]

Geceler… Geceler… yazısının devamını okuyun

17 Aralık, 2009 tarihinde fatosh yazmış

Sabah kalktım, güneş saklanmış. Yalnızca “gündüz oldu” demekte. Hava yağmurlu ve soğuk. Bir dolu işim var yapılacak… Şimdiki gençlerin “ununu elemiş, eleğini asmış” gözüyle bakmalarına karşın. Biz o aşamaları geçtik. Yaşarsak eğer, önümüzde bizden ileri olanların ve belki de gençlerin bize bakış açısıyla baktıklarımızın yaşanmışlıklarına yol alacağız. Özetle döngülerdeyiz…
Çok işim var, işim çok ağır, benim [...]

Canın ne dilerse… yazısının devamını okuyun

2 Aralık, 2009 tarihinde fatosh yazmış

Tam Aziz Nesin’lik yaşarız… “Dur bakalım ne olacak?” tarzı… Bu işler de öyle işte…
Aidsten korunun derler, bize bir şey olmaz der, geçiştiririz… Deprem olacak, önlem alın denir… Alınacak önlemleri araştırmaz ya “Depremle yaşamayı (ne demekse!) öğrenmeye çalışır  ya da Allah’a havale ederiz… Meteorolojiden sel uyarısı yapılır, iyi de evler taşınsa sırtımıza alıp yükleyeceğiz de, çaresiz [...]

Dur bakalım ne olacak? yazısının devamını okuyun

30 Kasım, 2009 tarihinde fatosh yazmış

Gazete manşeti gibi oldu ama gerçekten öyle duyumsattı bana yaşananlar.
Limana gelen bir gemide, bulaşıcı hastalık varsa karantinaya alınır. Eskiden salgın hastalık olduğunda, evlere kırmızı çarpı konur diye de duymuşluğum var. Şimdi yalnız ülkemizde değil, neredeyse tüm dünyada yaygın ve salgın “domuz gribi” çığırtkanlığı yapılmakta. Önlem olarak söylenenlerse; bir yaptırın, bir yaptırmayın şeklinde “aşı” için ortada [...]

Bayram Kutlamalarına düşen gölge(!)… yazısının devamını okuyun

27 Kasım, 2009 tarihinde fatosh yazmış

Tüm İslâm Âleminin Kurban Bayramı kutlu olsun.
Ne olursa olsun, kaç yaşıma gelirsem geleyim, bayramın verdiği heyecanı üzerimden atamıyorum. Dün bugüne devrildi… Gecenin bir vakti yazmaktayım. Yorgunum ve yapacak işlerim de bitmedi. Aklımda sabah yaşanılacaklar düzenlenmekte bir taraftan. Bayram kutlama yazımı yazacağım, kalan işlerimi biraz daha toparlayacağım ve sabah, bayram namazına giden aile fertlerine kahvaltı hazırlayacağım.
Gelenekselleşmiş [...]

Kurban Bayramı’mız kutlu olsun… yazısının devamını okuyun