Temeli büyük Türk milletinin ve onun kahraman evlâtlarından mürekkep büyük ordumuzun vicdanında akıl ve şuurunda kurulmuş olan Cumhuriyetimizin ve milletin ruhundan mülhem prensiplerimizin bir vücudun ortadan kaldırılması ile bozulabileceği fikrinde bulunanlar, çok zayıf dimağlı bedbahtlardır. Bu gibi bedbahtların, Cumhuriyetin adalet ve kudret pençesinde lâyık oldukları muameleye maruz kalmaktan başka nasipleri olmaz. Benim naçiz vücudum birgün [...]
Cumhuriyet Bayramı’mız kutlu olsun yazısının devamını okuyun
Tezhib ve mutlu evlilik arasında bir bağlantı var mıdır? Olsa olsa sabır nedeniyle ilişkilendirilebilir. Yazı başlığımın böyle olması tümüyle rastlantısal… Bugün yaşadıklarımdan yola çıktım…
Tezhib kursum vardı bugün. Sınıf kalabalık ve henüz düzene giremedi. Biraz geç gitmeyi yeğledim. Kahvaltı edeceğim, mutfakta dolanırken televizyonu da açtım. Kanal D’de “Doktorlar” programı çıktı karşıma. Ekranda iki sunucu belirdi. Aralarında [...]
Yazıma başlamadan önce “yönet” butonuna bastım… “Taslaklar”ıma bir göz atmak için. Bazı kez yazıya başlar, “Bırak artık hüznü, kederi.” derim ben… Ve yazdığımı taslakta bırakır, başka yazıya geçerim. Bu kez taslakta, başlık altındaki yazımı okuyunca “Gel buna devam et.” dedim kendime… O moddan kurtulamamışım. Hatta son yazımda ilkokul duygulanımlarıma değinmemiş, “kurs” diyecekken dökülüvermişim.
Şimdi hiç dokunmadan [...]
Bir şarkı vardı öğrendiğimiz, ilkokula başladığımızda. “Daha dün annemizin kollarında yaşarken/ Çiçekli bahçemizin yollarında koşarken” diye başlayıp da “Şimdi okullu olduk/ Sınıfları doldurduk” diye süregiden… Şarkıyı söylerken, aklımdan her bir mısrasını süzgeçten geçirirdim.
Annem pek öyle kucağına alıp da sevinç gösterileri yapan biri değildi. Nasıl yapsın ki? Okula başladığımda otuzaltı yaşındaymış, şimdi hesapladım… Ve dört kızı [...]
Yazıma başlık seçmekte zorlandım, yazacaklarımı bitirebilmekte zorlanacağımı da biliyorum. Konu çok kapsamlı, bakış açıları farklı…
Yıllar önce Zeynep Oral’ın bir kitabını okumuştum adı “Kadın Olmak”… İnanılmaz etkilenmiş, içindeki fotoğrafları onlarca kez incelemiş, kendimi onların yerinde düşünmüş, kötü duyumsamış, “günüme çok da hayıflanmamalıyım” masalları uydurmuş, sürdürmeliyim gel-gitleriyle boğuşmuştum. Raflarda kitabı arayıp buldum, tarihini öğrenmek adına… Düşününce durum [...]
Eylül ayının ortalarına geldik ve bende hiçbir hareket yok… Kışın hele bir toparlanayım diyerek kendime “yapılacak işler” listesi hazırladım durdumdu. Bahar mevsimi artık iyiden iyiye es geçer oldu ve birden yaz sıcaklarında buluverdik kendimizi. Bu kez de sıcaklardan kıpırdanamaz oldu. Şimdi “ikinci bahar” geldi. O şarkılardaki değil, keşke olsa da bu dediğim “güz” mevsimi, sonbahar… [...]
Dolup taşan duyguların tümü yazıya aktarılamıyormuş. Sansür de neymiş, yaz gitsin olamıyor ne yazık ki… Nasıl yaşamımızda “ayar” yapıyorsak çoğu davranışlarımıza, yazıya geçirdiklerimizde ket vurularak aktarılabiliyor. Sorumluluk, yen içinde kalan kırık kollar ya da adı her neyse…
Bugün televizyonda Elvis Presley’in biyografisine takıldım bir süre. Ardından beğeniyle izlediğim aktörlerden Jack Nicholson’un siyah beyaz bir filmini [...]
”Her can ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz” (Ankebut 29/57)
Bugün bu yazı gözümün önünde, yitirilen bir canın cenazesinin başında onunla içimden söyleştim.
Olur mu öyle şey? Olur!!! Kim engel?
Erkenden gittiğim camiye yakınlardan daha kimseler gelmemişti. Üç musalla taşı boş, çevrede yükselen servilerin hafif esen rüzgarla çıkardıkları sesler, sıcak ve ben. Gözlerimi kapayıp sessizliği dinledim. Kimi kez gerektir [...]
Sonunda oldu… Ben artık bir babaanneyim… Ama öyle düz bir torun ve babaannesi olamaz… Torunum Rüzgar Kaan dünyanın dokuzuncu harikası ve ben de süper babaanneyim işte… Aşağısı kurtarmaz…
Geçtiğimiz hafta Selimpaşa’ya gidişimizden vazgeçtik. Kızım ve oğlum bizde kaldı, ertesi gün Rüzgar Kaan‘ın gelişini izlemekte olan doktoruna gittik. Rüzgar Kaan‘ın gelişine aslında günler vardı ama [...]
Astrolojiye inanırım, burcumun özelliklerini taşıdığıma da. 40 yaşından sonra kişiler yükselen burçlarının davranışlarını sergilerlermiş. Benim her ikisi de terazi olduğundan, yediden yetmişe karakteristiği değişmeyecek demek ki terazimin kefeleri salınımlarda ve ben gel gitlerde olacağım ve oluyorum. Güzelliği, dengeyi hassaslıkla ölçerek kurabilmesi. Sağlam olarak üstelik. Mantığın ve duygusallığın bu denli keskin yaşandığı başka bir burç var [...]
