1 Kasım, 2011 tarihinde fatosh yazmış

Bir varmış, bir yokmuş diye başladım söze  ama bugün 1 Kasım… Ve benim amacım oğlumun doğum günü ile ilgili yazı yazmaktı… Aklım şaştı… 15 aylık oğlu olan evli barklı, 31 yaşında olacak bu adam, benim gözümde küçücük oğlum hâlâ. Bir büyüğü ile arası 21 ay ve büyüğü de benim bakışımla farklı değil.
OYSA… Aklımı şaşırtan ve [...]

Bir varmış… Bir yokmuş… yazısının devamını okuyun

29 Eylül, 2011 tarihinde fatosh yazmış

“2007 yılının bir eylül günü merhaba dedim” diye başlasam söze, “bloguma yazmaya” diye getiririm cümlemin sonunu. O “biranne.com” un doğumudur ki o da “İyi ki doğmuştur” benim yaşamıma…
“İyi ki doğdum” dediğimin, “tevellüt” diye mi versem tarihini (Aslında tanıtımda yazılı. Bilmece: Bulun bakalım). Yok! Bir babaanne de olsam gayrı, “o kadar da değil” diye umutvar olmalardayım. [...]

İyi ki doğdum… yazısının devamını okuyun

18 Eylül, 2011 tarihinde fatosh yazmış

28 Ağustos’ta yazmışım en son. Karar almıştım yazacaktım… Günaşırı olmasa da daha sıklıkta… Eskisi gibi… “Ne eskisi gibi kaldı ki benim yazı sıklığım öyle olsun” deyip kendimi aklayayım. “Temiz yazışma”… Ben de “temiz” durumlarına uyayım.
Gecenin bir yarısı bloguma yazmak üzere davrandım. Baktım yine günler günleri kovalamış. Giriş yaptım, sanki bana içerlemiş gibi “Yazı yazın” bölümünden [...]

İstenmeyen yorumlar!!! yazısının devamını okuyun

27 Ocak, 2011 tarihinde fatosh yazmış

Bloguma girdim… Bir de baktım ki ayın onaltısında takılı kalmışım. Günler nasıl da akıp gitmiş… Ve bu hızla akıp gitti dediğimiz günlere neler neler sığmış… Neler neler yaşanmış…
“Dört dörtlük bir evlilik var mı hiç? Olmaz öyle şey.”. Bugün televizyonu açtığımda, takılı olduğu kanal çıktı karşıma. Gülben Ergen’in programı varmış. Bir süreliğine de ben takıldım. “Kadına [...]

Desem ki… yazısının devamını okuyun

29 Ekim, 2010 tarihinde fatosh yazmış

Temeli büyük Türk milletinin ve onun kahraman evlâtlarından mürekkep büyük ordumuzun vicdanında akıl ve şuurunda kurulmuş olan Cumhuriyetimizin ve milletin ruhundan mülhem prensiplerimizin bir vücudun ortadan kaldırılması ile bozulabileceği fikrinde bulunanlar, çok zayıf dimağlı bedbahtlardır. Bu gibi bedbahtların, Cumhuriyetin adalet ve kudret pençesinde lâyık oldukları muameleye maruz kalmaktan başka nasipleri olmaz. Benim naçiz vücudum birgün [...]

Cumhuriyet Bayramı’mız kutlu olsun yazısının devamını okuyun

4 Ekim, 2010 tarihinde fatosh yazmış

Bir şarkı vardı öğrendiğimiz, ilkokula başladığımızda. “Daha dün annemizin kollarında yaşarken/ Çiçekli bahçemizin yollarında koşarken” diye başlayıp da “Şimdi okullu olduk/ Sınıfları doldurduk” diye süregiden… Şarkıyı söylerken, aklımdan her bir mısrasını süzgeçten geçirirdim.
Annem pek öyle kucağına alıp da sevinç gösterileri yapan biri değildi. Nasıl yapsın ki? Okula başladığımda otuzaltı yaşındaymış, şimdi hesapladım… Ve dört kızı [...]

Şimdi okullu olduk… yazısının devamını okuyun

27 Eylül, 2010 tarihinde fatosh yazmış

Yazıma başlık seçmekte zorlandım, yazacaklarımı bitirebilmekte zorlanacağımı da biliyorum. Konu çok kapsamlı, bakış açıları farklı…
Yıllar önce Zeynep Oral’ın bir kitabını okumuştum adı “Kadın Olmak”… İnanılmaz etkilenmiş, içindeki fotoğrafları onlarca kez incelemiş, kendimi onların yerinde düşünmüş, kötü duyumsamış, “günüme çok da hayıflanmamalıyım” masalları uydurmuş, sürdürmeliyim gel-gitleriyle boğuşmuştum. Raflarda kitabı arayıp buldum, tarihini öğrenmek adına… Düşününce durum [...]

Kadın olmak!!! yazısının devamını okuyun

15 Haziran, 2010 tarihinde fatosh yazmış

Mevsim yaz… Deniz, güneş… Özlenen…
Özleme yol aldım, olağan… Oysa benliğim çoktan oralarda…
Sonunda… Özlediğimleyim… Kulağımda Joy FM ünleniyor… Yardımlarda, alıp götürmeye… Gidebildiğimce…
Sonsuzluk uzanıyor önümde… İstiyorum öyle olsun, düşlerimdekinden… Sağa sola kapatmışım yönümü… İlle de ilerilerdeyim…
Kıpraşan mavi, buluşmuş ufukta ton açığıyla… Dinginlik ve huzur dolu görünüm eşliğinde…
Bir şiir kitabı elimde, okuduğum… Öylesine durmaktayken yerinde, “her şeyin bir [...]

Kayan yıldız… yazısının devamını okuyun

17 Nisan, 2010 tarihinde fatosh yazmış

Yaşam ertelediklerimizle dolu olarak geçip gidiyor… Kimi kez üzerimize çöken ağırlığa bağlıyoruz… Kimi kez iş yoğunluğumuza… Kimi kez de moral çöküntüsüyle ilişkilendiriyoruz erteleyişlerimizi… Oysa zaman hiç durmuyor ve akıp gidiyor…
Evden uzağa gitmeyi, bir başka yatakta ve yastıkta yatmayı yadırgarım… Kısa süreli olur gidişlerim ve ben döneceğime yakın daha yeni alışıyor olurum bu duruma… Değişikliklere pek [...]

Esnek olabilmek… yazısının devamını okuyun

13 Mart, 2010 tarihinde fatosh yazmış

“Süleymaniye Kütüphanesine Yolculuk” yazımda anlattığım gibi kapısına dek gelmiştim arkadaşlarımla… Artık içeriye girebiliriz dostlar… Ancak, grupla gezebilmek için önceden izin almak gerekiyor ve bu izni Osmanlıca hocamız sevgili Ayşe Aytekin önceden almıştı. Yine de kapıda bir süre bekledik… Sanırım âniden alınan izinle, başka bir grup gezmesi oluşmuş…
Bizi önce bir bahçeye aldılar ve Süleymaniye Kütüphanesi’nde müdür [...]

Süleymaniye Kütüphanesi… yazısının devamını okuyun