Aynı yazımın başlığındaki gibi… Günler, aylar gelip geçiyor ve ben aklımdakileri yazıya çeviremeden kalakalıyorum. Aslında bir rahatlama oluyor, paylaştıkça paylaşasım geliyordu ve ben bu durumdan hoşnuttum. Bu yıl blogumda da görüldüğü üzere, ol-du-ra-mı-yo-rum… Bir yere gidiyorum, her an bir yazı konusu oluşuyor… Diyorum ki kendime “Bu kez kesin, eve döner dönmez PS’min başına oturacak, yazacağım.”… [...]
Ne yazamadım diye sebepler sıralayacağım, ne de gözden uzak olanın uzaklaştığından dem vuracağım. Şu an yazabiliyorum, öyleyse yaşasın!!!
Benim bir kışlık balkonum vardı ve geçen yıl bahçeye yonca ekme çabalarına girişmiş, elimde yonca tohumları kara kara düşünürken apartman görevlisine devretmiştim işi. O yoncalar bu yaz bahçeyi sardı ve yeşil, güzel bir görünüm oluşturdu. Geçen yıl papatya [...]
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde ilkokula giden bir erkek çocuğu varmış. Bir gün okuldan geldiğinde, annesine öğretmenin sınıfa satılık uçurtmalar getirdiğini ve almak istediğini söylemiş. Eğer alırlarsa, tatil gününde herkes babasıyla birlikte belirtilen yere gidecek ve uçurtmalarını yarıştıracaklarmış. Anne çocuğunun hevesine ortak olup onaylayarak uçurtmayı almış. Ancak baba oğluyla o [...]
Ocak ayında zorunlu ve kısa süreli bir Taksim’e uğrayışım oldu. Taksim Cumhuriyet Sanat Galerisi’nin önünden geçerken “Siluetler şehri İstanbul” yazısına gözüm ilişince, bir İstanbul âşıklısı olarak, büyülenmiş gibi içeriye girdim.
Serginin adı “Siluetler”… Ve bir fotoğraf sergisi. Böylece hem kendi fotoğrafı ve özgeçmişi ile Sayın A. Halim Kulaksız’ı tanımış ve hem de o muhteşem üç boyutlu [...]
Siluetler şehri İstanbul… A.Halim Kulaksız yazısının devamını okuyun
“Bu yaşta öğrenci olmak nasıl bir duygudur?” diye gelip sorsalar, yanıtım için düşünmeme gerek kalmadı. Geçen hafta bir telefon konuşmasında zaman darlığından yakınıyordum. Ancak şöyle bir durum da atlanılmamalı ki ben öğrenci nazlanmaları da yapamıyorum. Naz yapmayı unutmadım, yaşamım süresince o tür davranışı hiç bilemedim…
İlkokulda öğretmenimiz çok disiplinli olduğundan anlatmamız için verdiği konuyu kesinlikle çalışırdım. [...]
Dün içim daralmış bir durumda “Gel-gitler olur bazı kez” başlıklı bir yazı yazdım. Yazdığım sürece bir oturdum, bir kalktım. Yok güneş bulutların arkasına saklanmış da ışığını yeterince yansıtamıyormuş, yok kış balkonuma çıkmışım yapraklar sararıp dökülmüşmüş, otopark tarafına baktığımda güllerin yapraklarını yağmur yerlere saçmışmış gibi bunaltı takılıp durdum. Ruh durumuma göre bir de resim ekledim. “Yayımla” [...]
İğneyi kendine… Çuvaldızı başkasına… yazısının devamını okuyun
Tezhib ve mutlu evlilik arasında bir bağlantı var mıdır? Olsa olsa sabır nedeniyle ilişkilendirilebilir. Yazı başlığımın böyle olması tümüyle rastlantısal… Bugün yaşadıklarımdan yola çıktım…
Tezhib kursum vardı bugün. Sınıf kalabalık ve henüz düzene giremedi. Biraz geç gitmeyi yeğledim. Kahvaltı edeceğim, mutfakta dolanırken televizyonu da açtım. Kanal D’de “Doktorlar” programı çıktı karşıma. Ekranda iki sunucu belirdi. Aralarında [...]
Yazıma başlamadan önce “yönet” butonuna bastım… “Taslaklar”ıma bir göz atmak için. Bazı kez yazıya başlar, “Bırak artık hüznü, kederi.” derim ben… Ve yazdığımı taslakta bırakır, başka yazıya geçerim. Bu kez taslakta, başlık altındaki yazımı okuyunca “Gel buna devam et.” dedim kendime… O moddan kurtulamamışım. Hatta son yazımda ilkokul duygulanımlarıma değinmemiş, “kurs” diyecekken dökülüvermişim.
Şimdi hiç dokunmadan [...]
Eylül ayının ortalarına geldik ve bende hiçbir hareket yok… Kışın hele bir toparlanayım diyerek kendime “yapılacak işler” listesi hazırladım durdumdu. Bahar mevsimi artık iyiden iyiye es geçer oldu ve birden yaz sıcaklarında buluverdik kendimizi. Bu kez de sıcaklardan kıpırdanamaz oldu. Şimdi “ikinci bahar” geldi. O şarkılardaki değil, keşke olsa da bu dediğim “güz” mevsimi, sonbahar… [...]
Cuma günü Osmanlıca dersimizin son günüydü… Hava bunaltıcı ve nasıl okuyacağım ben şimdi belgeleri, durumundaydım… Hocamıza ve arkadaşlarıma “veda” olarak gitmem gerektiği düşüncesiyle biraz da geç olarak yola çıktım… Aklımda şöyle bir uğramak varken kendimi belge fotokopisi çektiriyor, okunanları not alıyor olarak buldum… Sonuna dek kaldım dersin ve vedalaşmadık… Bir yerlerde göreceğiz birbirimizi diyerek… Telefon [...]
