Bir varmış, bir yokmuş diye başladım söze ama bugün 1 Kasım… Ve benim amacım oğlumun doğum günü ile ilgili yazı yazmaktı… Aklım şaştı… 15 aylık oğlu olan evli barklı, 31 yaşında olacak bu adam, benim gözümde küçücük oğlum hâlâ. Bir büyüğü ile arası 21 ay ve büyüğü de benim bakışımla farklı değil.
OYSA… Aklımı şaşırtan ve [...]
Her şey süreklilikte akıcı oluyor. Bu durum yaşamın her alanında olduğu gibi, yazmakla da ilişkin. Geçenlerde benim gurbetçi ablam (dediğime bakmayın, yalnızca Ankara’da) gelmişti. Ona çok önce bir inci kolye tasarlamıştım. Kullanırken ucu kopmuş. Yeniden dizdim ve dizerken tasarımıma “aferin” dedim. Koca bir saklama kutusunu önüme çıkardım, malzeme gerek ya. İçinde değerli doğal taşları da [...]
“Dünya dünya yalan dünya/ Dünya dünya maniki dünya” diye bir şarkı söylendiğini anımsadım küçüklüğümde. Sözlerinin sonunu getiremedim bir türlü… “Beni benden alan dünya” diye mi süregidiyordu ne??? Bilemiyorum…
“Dünya” diye diye ne şarkılar söylenmiş,
şöyle bir gezindim nette…
Neler neler yazılmış,
ne şarkılar dinlenmiş…
Neşet Ertaş
Ah Yalan Dünya
Hep sen mi ağladın hep sen mi yandın,
Ben de gülemedim yalan dünyada
Sen beni [...]
Bloguma girdim… Bir de baktım ki ayın onaltısında takılı kalmışım. Günler nasıl da akıp gitmiş… Ve bu hızla akıp gitti dediğimiz günlere neler neler sığmış… Neler neler yaşanmış…
“Dört dörtlük bir evlilik var mı hiç? Olmaz öyle şey.”. Bugün televizyonu açtığımda, takılı olduğu kanal çıktı karşıma. Gülben Ergen’in programı varmış. Bir süreliğine de ben takıldım. “Kadına [...]
Bir sevgili dosttan, yaşlılıkla ilgili güzel öğütler veren ileti almıştım geçtiğimiz günlerde. İlginç bir şekilde tam da zamanında gelmişti. Okudum ama ne yazık ki maddeleri uygulamak hiç de kolay olamıyor. Gamlı baykuş olmayı kimse istemez ama “yaşam gerçeği” dayatıyor ve ister istemez kapılıyorsunuz akıntısına… Atana dek üzerine ara ara uçup da korları yeniden ortaya çıkaran [...]
Evet! Çocukluğumda, gençliğimde tuttuğum günceyle paylaşmak istediğimde böyle başlardım ben yazıya… Bugün de aynısından diyerek başlayacağım… “Sevgili güncem”.
Canım hiçbir şey yapmak istemiyor bugün yine… Dün olduğum gibi. Ancak yaşamak için gerekli olanların ilklerinden “doymak” eylemi için hazırlık yapmam gerek. Benim işim doyurmaktan geçiyor bu durumda. Televizyona sırtım dönük çalışıyorum, “Büyük Göçler”i anlatıyor Tarkan Natgeotv’de. “Henüz [...]
Çocukluğumda bir bez bebek dikip elime verdi annem, oynayayım diye. Sonrasında elleri, ayakları takılıp çıkan bebeğim oldu plastikten. Daha sonra da yatırıp kaldırınca gözlerini açıp kapatan bir bebeğim.
Büyüdüm ve bebeklerle oynamaz oldum, küçüklerin işi diyerek. Bu kez erkek arkadaşı olanlara özlemle bakar oldum ve ben de yan gözle süzen. Zamanımızın “buluşma” eyleminin “çıkma” deyişini duyduğumda, [...]
“Bu yaşta öğrenci olmak nasıl bir duygudur?” diye gelip sorsalar, yanıtım için düşünmeme gerek kalmadı. Geçen hafta bir telefon konuşmasında zaman darlığından yakınıyordum. Ancak şöyle bir durum da atlanılmamalı ki ben öğrenci nazlanmaları da yapamıyorum. Naz yapmayı unutmadım, yaşamım süresince o tür davranışı hiç bilemedim…
İlkokulda öğretmenimiz çok disiplinli olduğundan anlatmamız için verdiği konuyu kesinlikle çalışırdım. [...]
Mod düşük, moral yerlerde olup da sosyal paylaşım sitesine yazılan satır arası bir cümlenden anlayan kim olabilir? İşte o anlayan can, gecenin bir yarısı arar ve “Haydi yarın Büyükada’ya gidelim. Bir halı almıştım, hem onu bırakırız ve hem de söyleşir, güzel birkaç saat geçiririz.” der. Hemen vapur saatleri alınıp iletilir, gidiş saati ayarlanır. Buraya dek [...]
Her şeye karşın yaşam süregidiyor…
Bayramın ilk iki günü, biz artık büyükler kategorisine girdiğimiz için gelenleri ağırladık. Üçüncü günü ortalık toplama ve dinlenme gününe ayrıldı tarafımdan. Bu bayram uzun, dört gün… İşte o dördüncü günde hava güzel, güneş parlıyor… Ben de öğlene doğru bayram gezmeme çıktım. Gideceğim yer lunapark olamaz ya, ben de bilindik Kadıköy’e gittim. [...]
