“Süleymaniye Kütüphanesine Yolculuk” yazımda anlattığım gibi kapısına dek gelmiştim arkadaşlarımla… Artık içeriye girebiliriz dostlar… Ancak, grupla gezebilmek için önceden izin almak gerekiyor ve bu izni Osmanlıca hocamız sevgili Ayşe Aytekin önceden almıştı. Yine de kapıda bir süre bekledik… Sanırım âniden alınan izinle, başka bir grup gezmesi oluşmuş…
Bizi önce bir bahçeye aldılar ve Süleymaniye Kütüphanesi’nde müdür [...]
Geçen hafta Osmanlıca kursuna gidememiştim… Evimizdeki en küçük(!) çocuk yine hastalıkla boğuşmamızı ve bir acil yolu yapmamızı özlemiş sanırım… Ertesi gün sıra arkadaşım ve hafta içinde Osmanlıca hocam aradı “Süleymaniye Kütüphanesi’ne gideceğiz cuma günü” diyerek… Ben heveslendim de durumlar ne gösterir, beklemedeydim… Hem Hüsn-ü hat kursuma ve hem de kütüphane gezime gidebildim… Kontrolu boş günüme [...]
Süleymaniye Kütüphanesi’ne Yolculuk… yazısının devamını okuyun
“Başsağlığı dilemek”… Amacımız buydu… Yola çıktık annem, ablam ve ben… Âdettendir, boş da gidilmez… Biz de aldık… Bunlar işin başlangıcı ve kolay tarafı… Ya yitimi olan eve gittiğimizde ne yapacağız? İşte zorun başlangıcı hep bu aşama olmuştur benim için… “Ne desem boş” lara varırım sonucunda… Akıp giden düşüncelerimde…
Yitip giden çocukluk arkadaşım… Annemin dediği “Kırkınız karıştı”… [...]
Havalar dengesiz… Mevsimler şaşmış… Buzda açan gülüme, yol kenarlarında yeşeren çimlerin arasındaki papatyalar eşlik etmekte… Badem ağaçları da çiçeklendi… Ve şubat ayının son günü daha… Isıtıp ısıtıp önümüze konulan “küresel ısınma” eşliğinde bu oluşumlar… Nelerin yeniden ısıtılıp da gündeme konulduğu, günümüzde…
Yine bir kurs günü, yola çıktım… Kirli minibüs camından, yağmurlu İstanbul’umu izleyerek gitmekteyim… Artık benimle [...]
Kendimi şikayet etmekle başlayacağım. Hafta içinde üç kez “yazı yazın” sayfasına girdim, yazacağım da birikmiş… Kapayıp çıktım. Ben bu kış, uyuşukluk modumdam çıkamadım… İtiraf ediyorum. Yazı başlığım “Bugün de böyle” ydi. Ancak yine aynı türün değişik versiyonunu yaşamışım ki aynı başlıkta bir yazı daha yazmışım. Değişecek…
Bu sabah Göksel yengeciğim telefon etti, tiyatroya davet aldım… Nasıl [...]
Yeni bir yıl başladı ve üçüncü gününe geldik bile. Zaman… Ne göreceli kavram… Kimi kez geçtiğinin ayrımına dahi varılmayan… Kimi kez geçmek bilmeyen… Mutlu oluruz, güler eğleniriz… Ayrılırken o ortamdan “Nasıl çabuk geçiverdi zaman, hiç anlamadık” deriz. Hastalık ve baş sağlığı dileklerine gidildiğinde ise kısa tutulur… Hastayı yormayalım, üzüntülerini depreştirmeyelim de görünmez bir kuraldır. Kim [...]
Sabah kalktım, güneş saklanmış. Yalnızca “gündüz oldu” demekte. Hava yağmurlu ve soğuk. Bir dolu işim var yapılacak… Şimdiki gençlerin “ununu elemiş, eleğini asmış” gözüyle bakmalarına karşın. Biz o aşamaları geçtik. Yaşarsak eğer, önümüzde bizden ileri olanların ve belki de gençlerin bize bakış açısıyla baktıklarımızın yaşanmışlıklarına yol alacağız. Özetle döngülerdeyiz…
Çok işim var, işim çok ağır, benim [...]
Son yazılarımda neredeyse domuz gribine kilitlenip kalmışım. Bize “öcü” diyen o ise, geçip gitti kısa sürede ve yalnız bir kişiyle… Birbuçuk gün hasta oldu, buçukuncu(!) gün ayaklandı, sonraki gün zor tuttuk evde ve dışarıdaydı bugün. Ya da bu bir soğuk algınlığıydı… Ara ara iletiler geliyor, TV ve gazetelerde okuyorum da birbiriyle bu denli yaklaşık durum [...]
Konu başlığı “Güneş Sistemi, Yerküre ve Deprem” olunca, ders vereceğimi sanmayınız dostlar… Beni aşar… Ben öğrenmeye çabalamaktayım yalnızca… İşin özünü, doğrusunu, bir bilenden…
Geçtiğimiz gün kitaplarımı, uğraşlarımı düzenlerken bilgisayar masamın üzerinde küçük kâğıtlara yazdığım, kâğıt tutacaklara artık sığmayan notlarımla da boğuştum. Neredeyse tümü ülkemizde, özellikle Marmara Bölgesi’nde oluşan depremlere ve oluşumlarına ilişkin notlardı. Dünyaya ve güneşe [...]
Geçtiğimiz pazar günü, üç apayrı ortamlarda bulundum. Kendimi olayların akışına tümüyle kaptırdığım için, iki günde ancak toparlayabildim. Üstüne üstlük o günlerde bir de griple boğuştum. Belki de acımasız eleştirimde haksız olabilirim kendim için… Bu bir günah çıkartma mıdır, içbenliğimden? Neden olmasın? Gerek var böyle “alt-üst-iç” karmaşık benliklerle uğraşmak ara ara… Severim…
İlk durağım bir konferanstı. Oldukça [...]

