
Rüzgar Kaan Çetin
“Yıllaar önce soğuk bir kış günü…”, “Yıl 19.. kışı…” gibi sözcüklerle başlayan cümleler neyin belirtisidir? “Yaşanmışlığın” deyip geçelim.
Yine öyle bir cümleyle başlayacağım söze, yaşanmışlığımdan.
Yıllar önce “Altın Kızlar” diye bir dizi vardı CNBC-e’de. 29 Mart 2011 tarihinde CNBC-e Dergi’nin “Hot in Cleveland” iyi bir açılış yaptı “Altın Kızlar”ın hayatta kalan tek üyesi … diye bir haber geçişi yapmış olması da bunun kanıtı. Diziyi izlerken, “Altın Kızlar”dan birinin annesi “Yıl 19.. kışı…” gibi başlayan bir cümle kurduğunda “Hey Allah’ım yaşlı ya, cümle başlangıcına bak… Ama çok da sevimli.” derdim içimden.
TV’de haberleri izlerken şöyle bir haber başlığı duyuyorum bugünse… “Yaşlı kadın caddeyi geçerken araba çarptı. 62 yaşındaki Ayşe nine…” diye süregiden. İrkiliyorum… “Nine” mi? Ablamı düşünüyorum, o da 62 yaşında ve bir nine ama hiç nine görünümü yok. Kendimse aklıma bile gelmiyor… Oysa ben de yalnız yaşım nedeniyle değil, gerçekten nineyim. Topluyorum, çıkarıyorum… İstersem çarpma yapıp, bölebilirim de… Ruh bedenle eşitlenemiyor ve şaşakalıyor, işlemin içinden çıkamıyorum.
Yıllaaar geçti, bizler “yaşanmışlar”dan olduk. “Geçiş”ten “değişim”e… Değişimler öyle hızlı oldu ki ayrımına varmaksızın. Sayısız kibrit kutusu evlerde, sayısız göz göz pencereler. Pencerelerde yanan sönen ışıklar. Kapılar, kapılar, kapılar… Her kapanan kapının ardında yaşananlar…
Bu değişimlerden biri de Rüzgar Kaan… Beni nine yapan… Hesabımı şaşırtan…
Sanki yeni doğdu… Ne zaman geçti bir yıl… Üç-yüz- alt-mış- beş-gün… Hecelere ayırdım ki şöyle gözüme dolu dolu gelsin, habersiz geçip giden…
Selimpaşa’da doğacak haberini alıp da bekleştiğimiz saatler… Doğdu haberini alsak da sabaha dek kaçan uyku… Sabahın ilk ışıklarında “Bir görsek bebişi” diye yola çıkış… Yol boyunca “Acaba kime benziyor?” söyleşileri… İlerleyen teknoloji sayesinde gönderilen fotoğrafına bakıp bakıp; ağzını, burnunu, kaşını, gözünü birilerine benzetmeler…
Hastane odası ve “torun”a kavuşuş… Minicik bir can… Mucize…
Dört aylık olunca hafta içi birkaç gün bize gelişleri ile başladı yakınlığımız. Otuz yıl sonra yeniden bebek bakımı ve bocalayış… “Ağlarsa ne yapacağım?”, “Altına bakarken canını acıtacak mıyım?”, “Sütünü nasıl içirecek, yemeğini nasıl yedireceğim?” endişeleri… Sanki iki çocuk büyüten ben değilim… En önemlisi “emanet” olması…
Değişik bir duygu…
Uyuduğu zaman başına geçip bakakalıyorum… Bu benim miniğimin miniği mi?
Doğum günün kutlu olsun, canım Rüzgar Kaan’ım… Daha onlarca yıllar kutlamalara…
Uzun ve mutlu yaşa.
Seni seviyorum. ![]()
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 117, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Ağustos 19th, 2011 at 16:12
Nine’nin dediği gibi uzunnnn ve mutluuu yaşa Rüzgar Kaan nice nice yıllara
Fatoş annecim ellerinizden öpüyorum sevgiler
Ağustos 19th, 2011 at 17:46
Figen teyzesi,
Rüzgar Kaan’la ninesi, kutladığın ve güzel dileklerin için çook teşekkür ediyorlar.
Sağ olasın Figen’ciğim, ben de seni ve İrem’i öpüyorum.
Sevgiyle kalın.