16 Ağustos, 2010 tarihinde fatosh yazmış

Foto:Değer Altunay

Foto:Değer Altunay

Yazımın başlığı “Sıcak, çok sıcak” olacaktı ki geri dönüp yazdıklarıma baktım. Geçen yıl 30 Haziranda böyle bir başlıkla yazmışım. Nereden bilirdim, bu yılın dünya genelinde 1880 yılından beri yaşanan en sıcak yıl olarak kayıtlara geçeceğini. Vantilatör ve klima satışları tavan yapmış diye haber geçiyor televizyonda. O aletler de ne kadar verimli olacaklar ki? Klimayı tek yere kurarsanız, evin başka bölümüne geçtiğinizde nefes alamıyorsunuz. Vantilatör deseniz sıcak havayı döndürüp duruyor orta yerde, ferahlatmıyor. Hele sokağa çıkacaksanız, dayanılmaz durumlar… Öğlenleyin çıkmaksa daha da zor.

Ellerde pet şişede sular, çok doğru bir hareket. Ancak su tükenince şişenin yerlere fırlatılıp atılması kötü bir davranış. Ortalık sokaklara atılmış pet şişeden geçilmiyor. Geçenlerde minibüslere yürürken beş metrede bir su satıcılarına rast geldim. Küçük bir tezgah üzerinde ya da kova içinde sular ama yanlarında suyu bitenin pet şişeyi atacağı tek bir çöp kovası yoktu. Son derece doğal bir şeymiş gibi çoğu içenler yerlere atıyorlardı. Üzerinden araç geçince patlıyor o nesneler ve sıklıkla patlama sesi de duyulabiliyordu.

Deniz kenarına gidip bakınca görülen manzara da buna yakın. Hatta oyun için yerden alıp denize atanlara da rast gelinebiliyor. Kimi uyaracaksınız? Kendinde bu hakkı gören kişi zaten uyarılarınıza kulak asmayacak, tam tersi sizinle kabalaşarak konuşacaktır. Ne yazık ki görgü eğitimle de kazanılamıyor. Eskiden “Adab-ı Muaşeret Kuralları” diye kitap vardı ki günümüzde “Görgü Kurallar” diye anılan. Rahat davranışla görgüsüzlüğü birbirine karıştıran kime anlatılabilir bilemiyorum, buna benzer davranışları sergileyenlerin çokluğu karşısında. Görgü davranışlarda da unutuldu, artık seviye aranır oldu konuşmalarda. Ne yazık ki…

Rahmetli Feridun amca geliverdi aklıma, bir İstanbul Beyefendisi. Bankada çalışırdı ve elinde evrak çantası, takım elbisesiyle işine gidip gelirdi. Kızıyla bir yaş aramız vardı, arkadaştık. Evinde de pantalon ve gömlek giyer, çok kibar davranırdı. Gittiğimde elimi sıkarak “Hoş geldin” diye karşılar, hal hatır sorardı. Küçüktüm ama bir birey olarak görülürdüm ve hoşuma giderdi bu durum. Çok çalışkan olduğum için özel bir ilgi gösterirdi. Belki kendi çocuklarında isteyip de olmayanı bende gördüğü için. Doğum günümü asla unutmaz, eşi ve çocuklarıyla birlikte beni mutlaka Moda’ya Ali Usta’dan dondurma yemeye götürürdü.

Annesi de eski bir İstanbul Hanımefendisiydi. Saçları topuz şeklinde toplanmış, şık giyimi ve sürmeli gözleriyle hoş bir kadın. Çok küçüktüm ancak görsel hafızamın gücünü anlıyorum şu an… Renkli gözleri o sürmeyle daha da güzel görünürdü. Hiç dağınık ve derbeder görmedim onu da. Odasına götürür eşyalarındaki anılarını anlatırdı. Bir şarkısını anımsıyorum “Kuş sesleri ovalara yayılır”. İnce ve şen bir sesi vardı. Söylerken uzaklara dalıp gittiği geldi gözlerimin önüne. Çok kibar bir hanımdı, çok düzgün konuşurdu.

Üniversiteye giderken de vapurda Feridun amcayı görürdüm. Karşılaştığımızda oturduğu yerden kalkar selam verirdi. Arkadaşlarımla birlikteysem asla rahatsız etmez, yüzündeki kibar gülümsemesiyle bizi izlerdi eğer yakınındaysak. Gerçekten örnek alınası davranışlardı ve umarım etkilendiğimce de örnek alabilmişimdir. Rahmet istediler benden gecenin bir vaktinde bir anne ve bir oğul. Ne mutlu onlara ki bugün sevgiyle anılıyorlar.

Sıcak dedim ve anılarımda yitip gittim ben… Boş yere değil ama “görgü” demiştim “seviye”ye değinmiştim. Nerdeee artık o eski İstanbul da diyebilir miyim? Demeliyim… Yalnızca İstanbul mu üstelik? Sıcağın yapış yapışlığı gibi ilişkiler, söylemler… Sıcağın getirisi olanın bir duşla akıp gidebilmesine karşın, üste yapışan gerçeğinden sıyrılmanın o denli kolay olmayabileceği… Hele örnek olması gerekenlerce sergilendiğinde, götürüsünün de bir o kadar çok olabileceği varsayımı…

Bunaltıcı sıcakların, serinletici güzelliklere varması dileğiyle…

Sevgiyle kalın.

Ek:
Bugün ntvmsnbc internet gazetesinde bir haber okudum. Linkiyle birlikte aşağıya alıntılıyorum:

“Kül silkmeye rekor ceza
Sigarasının külünü kaldırıma silktiği için ne kadar para ödeyecek?
İngiltere’de yaşayan 70 yaşındaki Sheila Martin, sigarasının külünü kaldırıma silktiği gerekçesiyle 3 bin 920 dolarlık para cezasıyla karşı karşıya kaldı.
Otobüs durağında beklerken içtiği sigaranın külünü yere silken Martin 117 dolar para cezasına çarptırıldı.
Cezayı ödemeyi reddeden kadın, eğer bu cezayı yedi gün içinde ödemezse bu miktarın 3 bin 920 dolara çıkacağı yönünde uyarı aldı.”
http://www.ntvmsnbc.com/id/25123487/

Pet şişe derken, bırakınız külünü sigara izmaritlerini nasıl unutabildim ve bağışlayınız tükürük dahil atılan öteki şeyleri…

Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 34, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorum yapın