30 Temmuz, 2010 tarihinde fatosh yazmış

Foto:Zeynep anne

Foto:Zeynep anne

“Hastalık da sağlık da bizler için” diye kullandığımız bir söylem vardır. Bu aralar sıklıkla gerçekliğine denk gelmekteyim. Yolum da o yönde oluşmakta. Gerek kendim, gerekse ziyaret için. Allah hepimize sağlıklı bir yaşam versin, dilerim. Gerçekten sağlığımıza dikkat etmeli, değerini bilmeliyiz.

Böyle hastane gidişlerimin cuma gününde çok yakışıklı biriyle tanıştım. Üstelik annesi birlikte resmimizi çekti ve ben de ona bloguma resmimizi koyacağıma, onu yazacağıma dair bir söz verdim. Kim mi? İşte öyküsü…

İşimi bitirdikten sonra biraz soluklanmak için, giriş bölümüne oturdum hastanenin. Hastanelere çok sayıda, para atınca içindekilerden numarasıyla dilediğinizi alabileceğiniz makinalar koymuşlar. Tek şartı bozuk paranızın olması. İşlemimin yapıldığı yer havasızdı. Tek hava, balkon kapısından geliyordu. Pencere yok, ortam loş. Bekleşen insanlar “ne işlem yapılacak, ne sonuç çıkacak” modunda ve doğal olarak keyifsizler. Işıklar da sanırım gündüz diye yakılmamış. İşlem yapılıp sonucun gelmesine gerek yok. O sıkıcı atmosferde, kendi sonunu düşleyerek yok olabilirsin… gibi…

Ortamdan kurtulunca makinadan bir su ve tuzlu bisküvi aldım. İşte girişte oturma nedenim, serinliği ve onları yiyip içebilmek. Bir anne oğulun yanına oturmuşum, gerçekten ayrımsayamaz durumdaydım iç sıkıntımdan. Biraz kendime gelince bulmaca çözmeye çabalayan, bu nedenle annesine soru yönelten sesi duydum. Hastane ortamlarını geçiniz elinde kitap, kalem, kağıt bulunduran kişilere öyle her yerde rastlamak olası değil gibi gelmekte bana. İlgimi çekti ve eğilip baktım, yakışıklı biri elinde kalemle gazetede bulmaca çözmekte. Yediğimden ikram ederek dostluk kurdum, onunla ve annesiyle. Annesiyle ortamıza aldık onu ve konuşmaya başladık.

Erdem; Tuzla’dan tedavi için aralıklarla hastaneye gelmek durumunda, gözlerinde zeka pırıltıları olan yakışıklı işte… İlkokul dördüncü sınıfa gidiyormuş. Okuluna aralıklı gidebilmiş olsa da sınıfını başarıyla geçmiş. İleriye dönük umutları ve hayalleri kuşkusuz vardır. Onları konuşamadık ama ben ona bu yolda içten başarı dileklerimi gönderiyorum.

Annesi resmimizi çekince tereddüt etti nerede yayınlanacak. Önce facebook’la falan karıştırdı. Hemen oğlumun telefon yenilenmesiyle bana verdiği, benim yeni(!) telefonumdan internete bağlanıp blogumu gösterdim ve eğer sorun oluşacaksa yazmayabileceğimi söyledim. Erdem ısrarlı, ille de resmim gözüksün istiyor ve ben de annenin gözlerinin içine bakıyorum. Sakıncası varsa, yorum bölümüme yazdıklarında yazıyı kaldırabileceğimi buradan da kendilerine belirtiyorum. Ancak Erdem’e verdiğim sözü tutmak istiyorum ve yazımı yazıyorum yine de.

Bulmaca da “kist” sorusuna Erdem’in “Anne, benim hastalığım” deyişi ve annesinin “Hayır oğlum, değil” deyişi kulaklarımda. Erdem’ciğim sana sevgili Uğur hocamın deyişini söyleyeceğim “Uzun ve mutlu yaşa”.

Erdem gözleri ışıl ışıl resmini nasıl göreceğini soruyor. Sitemin adını ellerindeki gazetenin bir kenarına yazıyorum ve öteki yazılarımı da okurlarsa sevineceğimi söylüyorum. Sitemin adı “biranne.com” özetle “bir anne” ve hiçbir anne bir başka annenin duygularını duyumsamamazlık edemez. Özellikle, çocuğu ile ilgili olanlarını.

Erdem’in tedavi olduğu serviste daha küçücükken bir çocuğunu yitirmiş bir anne, Zeynep hanım. Onu kendi dile getirmiyor da Erdem kardeşlerini sayarken O’nu atlamıyor ve annesi anlatmak durumunda kalıyor. Ablam için yazdığım yazıyı gösterince, bana destek oluyor “Biz acıdan anlarız” diyerek. Zeynep anne, sen acının büyüğünü yaşamışsın yaşamaktasın. Allah yanında ve yardımcı olsun. Allah hepimizin yanında, yar ve yardımcı olsun.

Yakışıklı Erdem, sana söylediklerimi unutmadın umarım. Hani “elinden kitaplarını eksik etme” demiştim ya! İşte böyle aralıklı hastane gelişlerinde, evde sıkıldığında, anne ya da ailenle bir çay bahçesine gittiğinizde bile  hep oku. Güzel, eğitici kitaplar seç kendine. Hem başka diyarlara gidip gezmiş ol, hem hayallerin seni alsın götürsün oralara.

Yakışıklı Erdem, “güçlü ol”  ve “kararlı davran”. İnan her zorluğun üstesinden geleceksin. Bir gün dilerim blogumda senin başarılarını paylaşıyor olacağım.

Zeynep anneye selamlar gönderiyorum.

Yakışıklı Erdem’e ise “sağlıcakla ve sevgiyle kal” diyorum. Her şey gönlünce olur dilerim.

Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 41, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorum yapın