
Foto:Değer Altunay
Bazı günlerim vardır, her yıl yeniden ve yeniden yazdığım… 8 mart da onlardan biri ama yalnız bunlarla sınırlı kalmıyor kadınlar adına yazdığım… Çok doğal… Ben bir kadınım ve yaşadıkça, gördükçe, okudukça dile getiriyor olmam…
Bu kez Wikipedi’den alıntıyla başlayacağım… Neden her yıl Dünya Kadınlar günü kutlanmakta ve neden kutlanılmasına gerek duyulmuş…
“8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı.
26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın “Dünya emekci Kadınlar Günü” olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.
İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı ve değişen tarihlerde fakat her zaman ilkbaharda anılıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921′de Moskova’da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda gerçekleşti. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960′lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri’nde de anmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasını kabul etti. Birleşmiş Milletler’in sitesinde günün tarihine ilişkin bölümde, kutlamanın New York’ta ölen işçilerin anısına yapıldığı yazılmamıştır.”
Bu açıklamada iki bold cümle bulunmakta ve bunu ben yaptım… Bu kutlamanın “Dünya emekci Kadınlar Günü” olduğunu ve “kutlamanın New York’ta ölen işçilerin anısına yapıldığı“nı vurgulamak amacıyla…
Yalnız bir diyesim var… TÜM KADINLAR EMEKÇİDİR… İş yaşamları olsun ya da olmasın… Erkekler evde yardım ederlerse “yardım ettim” diye gündeme gelir… Oysa kadın ev içi ve dışında tüm sorumluluğu yüklense de aslında “kadının adı yok“tur…
Çok eskilere gitmeyeceğim… Kendimden söz edeceğim… Dört kız kardeşin en küçüğüydüm… İki ablam karma olduğu için liseye gönderilmedi ve “kız enstitüsü” nü bitirdiler… Bir büyüğüm “kız lisesi” açıldığı için, semtimize uzak diye “zorlukla da olsa” gönderildi… Ben onların zorlamaları ve “artık” yeni yeni benimsenmeye başlayan “kızlar da okumalı” yönlendirmesinin o günkü versiyonuyla, kendi inadım ve ablamın örneğiyle o okulda “ortaokul” öğrenimime başlayabildim… Ve lisesine de gittim…
Üniversitede okumak da zorlu oldu… Başarı açısından değil, “aileye olur verdirmek” nedeniyle… Aile reisinin kızlarına güçlükle verdiği bir izinle, “son derece kontrollu” bir üniversite öğrenimi gördüm… Yasakların ağır bastığı… Yazılarımda belirtirim “akşam ezanından sonra sokakta kalmak” korkumdan… Çünkü eğer okulda dersim de olsa, bırakıp çıkma koşulum vardı benim… Karanlığa kalmama koşulum vardı benim… Karma grupla birlikte olmama ve gezmeye, sinemaya gitmeme koşullarımla birlikte…
Ben İstanbul’da doğdum, büyüdüm… Bu anlatılanlar da İstanbul’da geçiyor… Bir köyde ya da bir taşra şehrinde değil… Yıllar da öyle bin asırlık eskilerde değil…
Böyle şartlanmalarla büyüyen bir kız çocuğu ne yapabilir ileride… Örnek model babadır… Bu örneğin doğruluğundan hareketle, benzerini bulur… Koşullamalarla kısıtlanmış yaşantısını sürdürür…
Şimdi kimse kalkıp da bana “bu kişinin seçimidir” demesin… Bu gidişattır… Kimse 17-20 yaşında, seçimini 30-40 yaşındaki gibi yapamaz… Üstelik alınan bir eğitim ve öğretim vardır… Farklı ve uç kişiler ailenin onayına takılır önce… Yerleşen kişiliklerle, 30-40 yaşında bile olsa seçimler, yine de etken faktör olarak “baba modeli” olacaktır bilinçaltında…
Böylelikle dışarıda çalışabilme izni de kocanın hakkı olarak devrede olacaktır… Eğer çalışma iznini alabildiyse de, onun kontrolunda… Bir erkekten ötekine yapılan devir işlemiyle, çarklar doğru yönde dönmektedir… Bazı kez takılır ve durabilir… Bu sonun başlangıcı olabilir… Yeniden düzgün işleyişi, aynı yönde dönebilmesiyle ilişkilidir… Olmadı mı, ters yöne zorlandı mı??? Zaten dişliler kırılacak ve işlemez duruma gelecektir…
Çok kitaplar okudum… Çok düşüncelerle yoğruldum bu konularda… Çok örnekler gördüm… Görmekteyim de… Sorunun yaradılışla ilişkili olduğunu da anlamış bulunmaktayım… Ama tüm bunlar sorgusuzca benimsememi getiremiyor… Getirmemeli de… O zaman Allah’ın verdiği aklı kullanmamamış olurum ve bunun günah olduğu vurgulanmıyor mu??? Öyleyse….
Evet!!! Öyleyse durumu düzeltmek, yaşanabilir kılmak gerekmektedir… Çünkü iş yaşamı da bir ölçüde ev yaşamıyla ilintilidir… “İş”te de bir aile olarak yaşanmaktadır… Karşılıklı güven, saygı ve sevginin oluşmasıyla huzur ve uyumun oluştuğu bir ortamda çalışılması gerekmektedir… Düşünün çalışan bir kişi, iş ortamında bir günün kaç saatini geçirmektedir… İş alışverişi ve danışımı nedeniyle, arkadaşlarıyla ne denli çok bağlantıdadır… Emek vermektedir… Alınteri vardır… Hakkını almalıdır… İş yaşamında da ve evlilik ortamında da…
İş ya da aile yaşamı… Benim için ikisi de aynı kapsamda… Kadın ya da erkek… Ayrımının yapılmaması gerektiği gibi… O, bu, şu değil!!! Birey olarak, insan olarak birbirimize değer vermemiz gerektiği inancındayım… İş yaşamında da, evlilik yaşantısında da ayrımsız böyle olmalı… Saygının çok önemli olduğunu da düşünüyorum… Karşılıklı saygıyla sevginin ölümsüz olduğuna, bu sevginin aşkı koruduğunu ve belki oluşturduğunu da…
Ey Marslılar… Sözüm size… İnsanlar eşit olarak doğar… Ve bu sürdürülmelidir… “Ayrıcalıklara son” diyorsak eğer… Buradan başlamaya ne dersiniz??? Bu konuda tüm düşünen, çözüm üreten ve uygulayan kesimin, ben ve hemcinslerim olmaması dileğiyle…
Kadınların sessiz kalmaları, hanımefendiliklerindendir… Her kadın akıllıdır ve erkeği idare eden de, dünyaya getiren de bir kadındır… Unutmayalım… Unutturmayalım…
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 38, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorum yapın