
Foto:Fatma Çetin
Gazete manşeti gibi oldu ama gerçekten kalıcı bir kar ilk kez oluyor bu yıl… Neredeyse belki de bir hafta önceden “kar geliyor” haberini “weather.com” dan öğrenen oğlum beklemeye başladı… Kış çocuğu işte… Geliyor diye diye de getirdi… Aslında bugünün gelişi dünden belliydi…
Dün kurs dönüşü yerde terkedilmiş bir şemsiye gördüm… Bildiğiniz Üsküdar’ın ana caddesinde… Kaldırımda ters dönmüş, telleri kopmuş, tutma yeri havaya gelecek şekilde su birikintilerinin içinde garip ve boynu bükük… Oysa kimbilir ne kadar zaman süresince korumuştur, o kişiyi yağmurdan… Parçalandı diye yol ortasına atılır mı? Şık bir şemsiyeydi ama demek sahibi görgü olarak hiç de şık değilmiş… Görüntüdeymiş, gösterişteymiş aslı… Kendi “mış gibi”leri oynayanlardanmış…
Çok soğuktu… Rüzgâr gerçekten güçlüydü ve yağmur da şiddetli yağıyordu… Birkaç şemsiye ters dönme ve rüzgârla savaşımdan sonra kapattım şemsiyemi… Eve geldiğimde üşümüş, âdeta havuza düşmüş durumlardaydım… Olsun, kurudu hepsi ve ben de erimemiştim…

Foto:Alihan Çetin
Geç vakitlere kadar İBB’nin kameralarından karın ilerleyişini gözledik… Büyükçekmece’ye geldiğinde ben pes edip yattım… Öğleye doğru bizim buralara geleceğini düşündüm… Geç ilerliyordu… Sonunda geldi, kar tuttu… Çıkıp bir dolandım düz sokakta… Uludağ’a gidip karın ucuna dokunmadan gelen bende bir ilerlemedir… Kayda geçsin, lütfen…
Camdan bakarken bir minicik serçe gördüm… Alçaktan uçuyordu… Bahçeye geldi, buz tutmuş yaprakların ucundan koparmaya çabaladı… İçim cızz etti… Ekmek alıp, benim kış balkonuna çıktım… Bahçeye biraz ekmek ufaladım ve ürkmesin diye içeri girdim… Umarım gelip yemiştir… Sonrasında bir kedi gördüm, tüylerinin üzeri ıslanmış ve buz tutmuş… Ya o benim parkta gördüğüm battaniyeleri çardak altında gizli, sokakta yatan evsizler??? Ne yapmaktalar acaba??? Haberlerde 5 kişinin donarak yitip gittiğini söylediler… Baktıkça camdan, beyazın bazı kez saflığının yanında acımasız da olduğunu getiriyor akıllara… Allah tüm açıkta olanların yanında ve yardımcısı olsun…

Foto:Alihan Çetin
Gecenin ilerleyen vakti, oğlumla bir kez daha çıktık… Hangimiz daha hevesli belli değil… Buz olmuş tüm karlar… Ayağın altında gırç gırç ediyor yürürken… Hava öyle soğuk ki kar yağmıyor, minicik buz zerreleri toz gibi yağmakta… Bağrışlar geliyordu, sağdan soldan… Kesin çocuklar kayıyor ya da kartopu oynuyorlar… Beş on dakika ancak dayanabildim ben ve içeri girdim… Evde otururken hareketsiz olmaktan ötürü soğuk gelen ev, içeri girdiğimde hamam gibi sıcacık geldi… Bir süreliğine… Sonrasında yine “ısınmıyor” diyeceğim besbelliyken…
İyi ki hafta sonuna denk geldi de çalışanlar yollarda perişan olmadılar… İyi ki okullar tatil oldu da pazartesi çocuklar okula gitme durumunda değiller… Yoksa İstanbul yedi değil yetmişyedi tepe oldu, büyüye büyüye… Her semtte bir dolu sokak var, o sokakların çoğu da yokuş… Bizim buralarda arabalar hep yollarda kaldı… Ne dediler; “zincir, çekme halatı, takoz” bulundurun… Kurallara uymayı(!) borç bildiğimizden, hiçbiri önlem almamıştı ve arabaları kilitleyip terk ettiler…
Kar, sana sözüm odur ki beyazın saflığına yakışır davran… Öyle zorlama çok kalıp da… Konuklar kısa süreli oturur ve vakitlice giderler… Unutma… ![]()
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 39, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorum yapın