10 Ocak, 2010 tarihinde fatosh yazmış
Foto:Fatma Çetin

Foto:Fatma Çetin

Yazmadıkça birikmekte, en azından başlıklar yazmaktayım unutmamak adına bir yerlere ama buluşamadık sevgili sitemle. Başlamak gerek bir yerlerden, tutamayacağım gayrı içimde… Paylaşalım öyleyse.

Kadıköy’e yolum düştü yine ama Kadıköy Belediyesi’ne. Hiç de gitmemiştim yıllardır ya da yarım asırdır. Güzel, pırıl pırıl bir bina ve aydınlık. Girişte bir akvaryum çekti ilgimi. İçinde deniz balıkları var, renkli renkli… Okyanus cinsi. Hemen yanına gidip inceledim. Yanı başına da birkaç masalık oturma yeri yapmışlar. Sanki bir çatı altında oturur gibisiniz. Merdiven altını değerlendirmişler ve çok hoş olmuş. Danışmanın yanında lostra bölümü var. Küçücük bir girinti, üç katlı ayakkabı boya kutulu biri bildiğiniz ayakkabı boyuyor. Ben oralarda dolanırken hiç de boş kalmadı.

Banko üzerinde etkinlikleri gösterir broşürlerden de aldım. “Kadıköy’de yaşamak ayrıcalıktır” yazıyor bir tanesinin arkasında… Bu da hoşuma gitti. “Opera Kadıköy’e yakıştı” diyor. “Eski milletvekili Süreyya İlmen’in 1927 yılında yaptırdığı Süreyya Operası’nı Darüşşafaka Cemiyeti’nden 49 yıllığına kiralayıp, eski kimliğine kavuşturarak, siz değerli sanatseverlerin hizmetine kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz.” yazıyor. Ben de yıllardır gittiğim ama  yapılış yılından, kimin yaptırdığından habersiz olduğum bina hakkında bilgi edinmiş oluyorum. Ayrıca basılmış bir broşürden de İstanbul Devlet Opera ve Balesi Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası Sahnesi Temsilleri’ni ve Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası Oda Müziği Konserleri’ni öğreniyorum… Günü ve saatiyle. Dünyadan habersiz yaşamak bu olsa gerek… 14 Aralık Pazartesi saat 20.00 de İdil Biret/Schumann Gecesi  varmış, örneğin. Kasım, Aralık, Ocak programına bitmiş gözüyle bakılabilir. Bundan böyle bilet satışlarının temsillerde bir ay, konserlerde üç hafta öncesinden satışa çıktığını da unutmamam gerek.

CKM Caddebostan Kültür Merkezi’nin de kitapçığı elimde şu an. Çok kapsamlı etkinlikler var. Tiyatro, sergi, konser, müzikal, anma, sergi mekanları, söyleşi ve seminerlerin olduğu. Ve ben nerede yaşadığımı düşünüyorum… Her şeyden bîhaber… Buldum!!! Kadıköy Çarşı tarihi yaşatıyor diye bir kitapçık var… İşte orada yaşıyormuşum… Hem sürekli alış veriş peşinde koştuğumdan ve hem de artık yarım asrı geçkin bir tarih eseri sayılacağımdan… Şöyle açıklanıyor kitapçıkta ” Çoğunlukla 18. yy Osmanlı mimarisinin özgün örneklerinin yer aldığı çarşı bölgesi, kullanım değişiklikleri nedeni ile yapılan müdahaleler sonucu eski dokusunu kaybetmek üzereydi. ‘Tarihi Çarşı’nın yeni stratejiler ve yeni bir model çerçevesinde ‘canlanmasını’ sağlamak amacıyla ÇEKÜL Vakfı ile 6 Ekim 2004 tarihinde bir protokol imzaladık. Hazırlanan Tarihi Çarşı Uygulama Yönergesi çerçevesinde projemizi, Kadıköy Tarihi Çarşı esnafı ve kullanıcılarına değerlendirme toplantılarında tanıttık ve projeyi katılımlarıyla geliştirdik.”

Demek ki benim öylesine dolandığım yerler ne protokollerle ve 2004 yılından bu yana uğraşılarak yapılanmış. Şimdi gittiğimde daha bir başka gözle bakacağım. Daha doğrusu bakmakla yetinmeyerek görmeyi başaracağım. Aslında çok seviyorum ve ayrımındayım çoğu düzenlemenin.

Kadıköy Belediyesi’nde işim bitince yürüyerek Altıyol’a gittim ve orada bir ilkle daha buluştum… “Nâzım Hikmet Kültür Merkezi”. Sanatçılar Sokağı’nın bitimine yakın bir yerde. Bahçesinde ve içinde oturma bölümleri bulunmakta. Kadıköy’ün yoğunluğunu ve sesini içine almayan bir bahçe. İçerisi daha sıcak bir görünümde geldi bana… Ev gibi… Çok eski bir yapı olduğunu sanıyorum. İçerinin taşlarını tam göremedim, bahçede oturdum ama şöyle bir baktığımda çocukluğumun avlu taşları gibi geldi. Oraya artık çokça gideceğim. En azından Altıyol’a çıktığımda bir “merhaba çayı” içerim bahçesinde… Kime merhaba? Kendime… Anlaşılan çok seri davranmaktayım… Her şeyi son öğrenen kişi olarak. Buradan kendime bir kınama gönderiyorum.

Yuvama, Acıbadem’e dönüyorum. Onca tantana, ses ve insan yoğunluğundan sonra ilâç gibi geliyor… Muhtarlık son durağım. Orada toplayacak broşür göremedim. Dış masa üstünde tanıtıcı reklamlar vardı. Ama bir tanesini gözüme kestirdim… “Eve Tavuk Servisi”… Bu bir paket servis magneti… Buzdolabımın üzerinde ötekilerin yanında yerini alıp, sıraya girdi… İtiraf ediyorum karnım acıkınca yemeksepeti.com a da giriyorum. Almak şart değil, böylece kilo almak da olmuyor. Yine de istediğin an alabileceğini bilmek de yeterli olabiliyor… Olsun da…

Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 51, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorum yapın