31 Ocak, 2010 tarihinde fatosh yazmış

İstanbul, 2010 Avrupa Kültür Başkenti oldu ve etkinlikler başladı… Bugün Altunizade Kültür Merkezi’nde; Klasik Türk Sanatları Vakfı’nın düzenlediği “Klasik Türk Sanatlarında 15 seminer 15 sergi” adı altında, 1. sergi olan “İstanbul Minyatürleri Sergisi” nin açılışında ve onunla ilgili seminerdeydim, ablamla.
Sergiyi gezdik, özenle yapılmış eserleri inceledik… Her biri ince ince işlenmiş ve emek verilmiş. Baktıkça emeklerine [...]

İstanbul Minyatürleri yazısının devamını okuyun

28 Ocak, 2010 tarihinde fatosh yazmış

İyi ki doğdun… İyi ki varsın… Doğum günün kutlu olsun Alihan’cığım…
Evet ilk göz ağrımın doğum günü… Yılların koşturup gitiğini, Alihan ve Alphan’ın büyümeleriyle daha bir anlar olmaktayım… Onlar koca birer adam oldular… Yazılarımı okuyor olsalar “Anneee ne büyümesi, çocuk muyuz biz?” diyecekleri kesin… Hatta yazıyor olmama da kızacaklar… Eh! Kimsenin yazdığımla ilişkisi olmadığına göre, burada [...]

Doğum günün kutlu olsun… yazısının devamını okuyun

27 Ocak, 2010 tarihinde fatosh yazmış

Akşam evde toplaşmış(!) çay içerken, nereden akıllara düştüğünü bilemediğim bir konu geldi ortaya… Tamkarışık… “Bir anne, baba dokuz çocuğa bakarmış da dokuz çocuk bir anne, babaya bakamazmış”… Öyle örnekler var ki olumlu, asla bu söyleme katılınmayacak… Öyle örnekler var ki olumsuz, oturup ağlanacak…
Göz açılır, göz kapanır ömür geçer diyorlar… Öyle kolay mı geçmekte bu aralık… [...]

Çöp bebek… yazısının devamını okuyun

24 Ocak, 2010 tarihinde fatosh yazmış

Gazete manşeti gibi oldu ama gerçekten kalıcı bir kar ilk kez oluyor bu yıl… Neredeyse belki de bir hafta önceden “kar geliyor” haberini “weather.com” dan öğrenen oğlum beklemeye başladı… Kış çocuğu işte… Geliyor diye diye de getirdi… Aslında bugünün gelişi dünden belliydi…
Dün kurs dönüşü yerde terkedilmiş bir şemsiye gördüm… Bildiğiniz Üsküdar’ın ana caddesinde…  Kaldırımda  ters [...]

Mevsimin ilk karı… yazısının devamını okuyun

20 Ocak, 2010 tarihinde fatosh yazmış

Oğlumun eşi kızımla kitap alışverişi yaparız. O beni geçti okumakta, bu aralar. Sonunda ben de aldığım kitabı bitirebildim. Ödevlerim ve işlerimin arasında zaman bulmakta zorlandım nedense. Yine elimde kitap, kâğıt, kalemsiz dolaşmıyorum da ilgi alanım şaştı.
Serdar Özkan’ın “Kayıp Gül” adlı kitabı çabuk ve anlaşılır, okunabilecek bir kitap. “28 Dilde 40′tan Fazla Ülkede” diyor kitaba sarılı [...]

Kayıp gül… yazısının devamını okuyun

18 Ocak, 2010 tarihinde fatosh yazmış

Haiti’de deprem olduğundan beridir, bastırılan deprem gerçeği yüzeye çıkmalarda… 1999 da deprem olduğu zaman o yıkıntıları gördükçe “neden evi süpüreyim, nasılsa toz duman olacak” moduna girmiştim bir süre… Hele o yıkıntıların arasında sallanan çamaşırlar… Gece çamaşırını asacaksın ki sabah toplayıp ütüleyeceksin diyerek… Oysa sabah olmayacak… O çamaşırları dünya izleyecek, öylece salındıklarını… Uçuşan perdeler, yırtık ve  [...]

İşte öyle bir şey… yazısının devamını okuyun

14 Ocak, 2010 tarihinde fatosh yazmış

Evet! Deprem bir doğa olayıdır. Dünyamız var olduğu sürece deprem ve daha birçok doğal âfetler de olacaktır. Gerek olan elden geldiğince önlem alabilmek ve yitimleri en az seviyede tutabilmektir.
Yazılarımda sıklıkla bu konuya değinmekteyim. Bu konuyla ilgili Sayın Prof. Dr. Uğur Kaynak hocamıza DOHAD sitesinde sürekli sorular sorarak, onun değerli bilgilerini paylaşmasıyla da bu düşmanı tanımaya [...]

Deprem… Doğal âfet… yazısının devamını okuyun

10 Ocak, 2010 tarihinde fatosh yazmış

Yazmadıkça birikmekte, en azından başlıklar yazmaktayım unutmamak adına bir yerlere ama buluşamadık sevgili sitemle. Başlamak gerek bir yerlerden, tutamayacağım gayrı içimde… Paylaşalım öyleyse.
Kadıköy’e yolum düştü yine ama Kadıköy Belediyesi’ne. Hiç de gitmemiştim yıllardır ya da yarım asırdır. Güzel, pırıl pırıl bir bina ve aydınlık. Girişte bir akvaryum çekti ilgimi. İçinde deniz balıkları var, renkli renkli… [...]

Kadıköy, K.Belediyesi, Nâzım Hikmet Kültür Merkezi yazısının devamını okuyun

3 Ocak, 2010 tarihinde fatosh yazmış

Yeni bir yıl başladı ve üçüncü gününe geldik bile. Zaman… Ne göreceli kavram… Kimi kez geçtiğinin ayrımına dahi varılmayan… Kimi kez geçmek bilmeyen… Mutlu oluruz, güler eğleniriz… Ayrılırken o ortamdan “Nasıl çabuk geçiverdi zaman, hiç anlamadık” deriz. Hastalık ve baş sağlığı dileklerine gidildiğinde ise kısa tutulur… Hastayı yormayalım, üzüntülerini depreştirmeyelim de görünmez bir kuraldır. Kim [...]

Dün… Bugün… Yarın… yazısının devamını okuyun