23 Aralık, 2009 tarihinde fatosh yazmış
Foto.Fatma Çetin

Foto.Fatma Çetin

Gündüzü seviyorum, gün ışığını… Ama gecenin sessizliğinin verdiği huzur da ayrı bir güzellik… Sanırım onu daha çok seviyorum…

Okul yıllarımı anımsadığımda; mutfakta koca bir bardak Türk kahvesi, TRT 3 hafif müzik kanalı açık pilli radyom, ders kitaplarım ve sarıldığım battaniyem geliyor gözlerimin önüne… Ve de gecenin sessizliği…

Çocuklarımı büyütürken yine en sevdiğim gün dilimi, onlar uyuduktan sonra kitaplarımı ve içeceğimi alıp, köşe lambasının altında koltuğa gömülüp kitap okuduğum anlar olurdu… Gecenin sessizliğinde…

Değişen bir durum yok… Gece ve ben bir bütün sürdürüyoruz, birlikteliğimizi… İşin ilginç yanı, çocuklarım da aynı konumda… Yoğun çalışma dönüşü eve, kaç olursa olsun saat, en az bir saat dinlenerek yattığını söylüyordu oğlum… Ve öteki de öyle…

Uykunun vücudu dinlendirdiği ve gerek olduğunu biliyorum, yine de fazlasını yaşamdan götürdüğü saatler olarak düşünüyorum…

Değişen bir durum yok dedim de konum olarak değişti ortam… Artık bilgisayar başında, joy fm açık, o hafiften müziğiyle eşlik ederken, klavyeyi tıkırdatan parmaklar… Ya da okumak için link açarken, tıklayan mouse eşlik etmekte… Masada kitaplar, masa lambası gibi…

Geçen yıllar için bir dediğim yok. Ben demiyorum da onlar çok şey anlatmışlar… Doluyum… Buna “deneyim” mi diyeceğiz? Yoksa “Denemeyeyim” diyerek almasaydık olur muydu?

“Besame mucho” diyor fonda… İspanyolca… Ve ben sözlerin anlamını bilmeden dinleyerek, ne düşler kurardım… Saf ve temiz gençlik… Karmaşık ruhlar… Beklentiler…  Amaçlar… Kurallar… Varılanlar… Düşlerde kalanlar… Yıllar… Yıllar…

“Besame mucho” diyor fonda… İspanyolca… Ve ben sözlerin anlamını bir tık ötemde okuyorum şimdi… İspanyol.com diye bir siteden. Hiç de hayal edilesi değil… Gerçekler karşınızda hep… Düşler daha çekici…Yok sevilesi değil böylesi…

Ayaklar hep yere basacak, uçmayacaksın… Ama kitap ve müzikle olsun düşler dünyasına gideceksin aralıklarla ki çekilir olabilsin… Umutlar tükenmesin… Yaşamın kendi zorlu, güç kazanılabilsin…

Şu an Susan Boyle “Kiling me softly” demekte… Demek ki ne yapacağız? Yaşamla başa çıkmak için “hayır” diyerek, özen göstereceğiz kendimize. Yalın ve sert gerçekleri, düşlerle yumuşatacağız. Hedef belirleyecek, ulaşmak için elimizden geldiğince çabalayacağız… Yine ve yine…

“Geceler… Geceler…” diyerek yazım adı, “dinlenme modu” sözüm ona… Koşturan akıl ille de realitede… Düş, müş hikaye… Saf ve temiz yaşlılık…

Gerçekler hep baskındır, mantık eşliğinde… Düşlerse masal niteliğinde…

“Everybody’s got to learn sometime” son şarkı…

Eski şarkılar bile diyemiyorum… Gençler ritimlerini değiştirip değiştirip söylemekteler çünkü…

Sevgiyle kalın.

Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 34, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorum yapın