31 Aralık, 2009 tarihinde fatosh yazmış

Yeni bir giysi, eşya aldığımızda nasıl da hevesle giymeyi, kullanmayı bekleriz. Beklemek bana ters gelir, doğrusu hemen kullanmaya başladığım gerçeğidir. Bugünün işini yarına bırakma gibi. Olur a! Bir terslik olur da giyemezsem, kullanamazsam diye. 
Rahmetli babaanneciğim hemen her bayram ayakkabı alırdı bana. İlle de siyah rugan ayakkabı olacak, kenarında dore bir şerit ve de [...]

Yeni yılımız kutlu olsun… yazısının devamını okuyun

27 Aralık, 2009 tarihinde fatosh yazmış

Vatan Gazetesi kitap vereceğini duyurduğunda, o bitmek bilmez kupon toplama işine girişmiştim. Çünkü ucunda Mevlâna Celaleddin-i Rûmi’nin altı ciltlik eseri vardı. 2007 yılı basımı, Farsçadan çeviren Sayın Doç. Dr. Derya Örs ve Sayın Doç. Dr. Hicabi Kırlangıç. Öyle okunup geçilesi bir eser değil doğal olarak, yudum yudum ve sindirilerek okunacak ciltler ki anlamlarına varılıp geçerli [...]

Mevlânâ Celâleddin-i Rûmi ve Mesnevi yazısının devamını okuyun

23 Aralık, 2009 tarihinde fatosh yazmış

Gündüzü seviyorum, gün ışığını… Ama gecenin sessizliğinin verdiği huzur da ayrı bir güzellik… Sanırım onu daha çok seviyorum…
Okul yıllarımı anımsadığımda; mutfakta koca bir bardak Türk kahvesi, TRT 3 hafif müzik kanalı açık pilli radyom, ders kitaplarım ve sarıldığım battaniyem geliyor gözlerimin önüne… Ve de gecenin sessizliği…
Çocuklarımı büyütürken yine en sevdiğim gün dilimi, onlar uyuduktan sonra [...]

Geceler… Geceler… yazısının devamını okuyun

20 Aralık, 2009 tarihinde fatosh yazmış

Milliyet Gazetesi’nde esmer güzeli bir kadın fotoğrafı ve bir haber manşeti…
“Erkek haremi tartışması”
DIŞ HABERLER SERVİSİ
güncellenme zamanı  20.12.2009
Gazeteci Nadine El Bedair, erkeklerin çok eşlilik hakkı varken kadınların böyle bir hakkının olmamasını sorguladı.
Mısır’da bir kadın gazeteci, “Kadınlara da çok eşlilik hakkı verilsin” mesajı veren bir makale yazınca ülkede kızılca kıyamet koptu. Din adamları bunun İslama aykırı olduğunu [...]

“Erkek Haremi” tartışması… yazısının devamını okuyun

17 Aralık, 2009 tarihinde fatosh yazmış

Sabah kalktım, güneş saklanmış. Yalnızca “gündüz oldu” demekte. Hava yağmurlu ve soğuk. Bir dolu işim var yapılacak… Şimdiki gençlerin “ununu elemiş, eleğini asmış” gözüyle bakmalarına karşın. Biz o aşamaları geçtik. Yaşarsak eğer, önümüzde bizden ileri olanların ve belki de gençlerin bize bakış açısıyla baktıklarımızın yaşanmışlıklarına yol alacağız. Özetle döngülerdeyiz…
Çok işim var, işim çok ağır, benim [...]

Canın ne dilerse… yazısının devamını okuyun

14 Aralık, 2009 tarihinde fatosh yazmış

TV öcü kutusu gibi gelmekte bugünlerde. Zaten aram iyi değildi, tümden soğumalarda. Şöyle ucundan gülümseten de olsa iyi bir haber diyorum… Gelse de ardında sürükledikleri ile, yoğun bulutlar arasından süzülen güneş ışınlarına dönüşüyor. Burukluklara fırtınalar eşlik etmekte. Grizu patlaması ve 200 mt. derinlikteler demiştim, bir önceki yazımda maden işçileri için. Belliydi, baştan bozulmuştu moral. Duyduğumda [...]

Kar, yağış, fırtına… yazısının devamını okuyun

11 Aralık, 2009 tarihinde fatosh yazmış

Bu bir roman adı, yazarı Anne Tyler. Basım yılı 1983 ve ben Aralık 1984 de almışım. Nasıl bir duygulanım yaşıyorsam o gün, bir de not düşmüşüm… “Her zamanki gibi yalnızlığa” diyerek…
Dün şehitlerimizin haberleri geçerken televizyonda dağıldım. Yaşamlarını verdikçe, fotoğrafları geçtikçe, hangi can dayanır? Ateş düştüğü yeri yakıyor. Ama o aileler biliyor ki tüm Türkiye onlarla [...]

Boşuna bir hayat… yazısının devamını okuyun

10 Aralık, 2009 tarihinde fatosh yazmış

Hüsn-ü Hat kursum vardı bugün. Yine koşturmaları yaşadım, geç kalmamak için. İki minibüs en sol şeritten durmaksızın geçtiler, kapışmışlar. Epey süre sonra gelen bir tanesine bindim ve sürücüye durumu anlattım. Süreleri varmış  varmaları gereken, ondandır dedi. Bu da olumlu olup olmadığı düşünülmesi gerek bir yaptırım. Varacağız diye hem yolcu almayacaksın hem de gitmemen gereken şeritten, [...]

Aşmak ya da aşamamak… yazısının devamını okuyun

8 Aralık, 2009 tarihinde fatosh yazmış

Bugün televizyonda haberlere doğru dürüst bakamadım. Yazmak da istemiyordum. Olası mı?
Sitemin adı “Bir anne”… Adıyla sanıyla bir anneyim. Duyunca şehitleri, hangi yürek dayanabilir ki… Blogları gezerim kimi kez. Boyunca fotoğrafları süsler, bebeklerin. Ne özveridir o aşamalar… Sevgiyle harmanlanmış, candan verilen. Karşılıksız… Anne yüreği tek noktaya kilitlenmiştir… Çocuğunu en iyi şekilde büyütmeye, onun önüne dünyaları sermeye… [...]

Yeter! Bu son olsun… yazısının devamını okuyun

6 Aralık, 2009 tarihinde fatosh yazmış

İlginçlikler silsilesi gibi duyumsarım, bazı kez kendimi. Gel gitlerimi neye borçluyum? Çözemedim. Karmaşık ruhum benim, seni çok seviyorum.
Mevsim geçişi de diyemeyeceğim bu duruma. Kış gelmiş, bastıramamış henüz. Bir açık, bir kapalı hava. O da şaşkınlarda da… Bugün bir iç sıkıntısı durumlarında. Kapalı, kasvetli görünümüne kattığı kimi kez çiseleyen, kimi kez şemsiyeye davrandıran kişileri. Böyle havalarda [...]

Karmaşık ruhum… yazısının devamını okuyun