Gazete manşeti gibi oldu ama gerçekten öyle duyumsattı bana yaşananlar.
Limana gelen bir gemide, bulaşıcı hastalık varsa karantinaya alınır. Eskiden salgın hastalık olduğunda, evlere kırmızı çarpı konur diye de duymuşluğum var. Şimdi yalnız ülkemizde değil, neredeyse tüm dünyada yaygın ve salgın “domuz gribi” çığırtkanlığı yapılmakta. Önlem olarak söylenenlerse; bir yaptırın, bir yaptırmayın şeklinde “aşı” için ortada [...]
Bayram Kutlamalarına düşen gölge(!)… yazısının devamını okuyun
Tüm İslâm Âleminin Kurban Bayramı kutlu olsun.
Ne olursa olsun, kaç yaşıma gelirsem geleyim, bayramın verdiği heyecanı üzerimden atamıyorum. Dün bugüne devrildi… Gecenin bir vakti yazmaktayım. Yorgunum ve yapacak işlerim de bitmedi. Aklımda sabah yaşanılacaklar düzenlenmekte bir taraftan. Bayram kutlama yazımı yazacağım, kalan işlerimi biraz daha toparlayacağım ve sabah, bayram namazına giden aile fertlerine kahvaltı hazırlayacağım.
Gelenekselleşmiş [...]
Bayram hazırlığı yerine, bayram telâşesi de denilebilir aslında… Kendimde ve çevremde gördüklerime bakarak… Önce temizlik durumları başlıyor, niyeyse… Zaten yapılmıyor mu? Yapılıyor ama bu başka, ille de dip köşe olacak… Sanırsınız bayram kutlamasına gelenler ellerinde bir büyüteç, dedektif gibi inceleyip toz arayacaklar. İlle de tüm odaları, mutfağı ve banyoyu denetleyecekler… Oysa biz o evde yaşamaktayız [...]
Konu başlığı “Güneş Sistemi, Yerküre ve Deprem” olunca, ders vereceğimi sanmayınız dostlar… Beni aşar… Ben öğrenmeye çabalamaktayım yalnızca… İşin özünü, doğrusunu, bir bilenden…
Geçtiğimiz gün kitaplarımı, uğraşlarımı düzenlerken bilgisayar masamın üzerinde küçük kâğıtlara yazdığım, kâğıt tutacaklara artık sığmayan notlarımla da boğuştum. Neredeyse tümü ülkemizde, özellikle Marmara Bölgesi’nde oluşan depremlere ve oluşumlarına ilişkin notlardı. Dünyaya ve güneşe [...]
Bunun ne ekonomideki, ne özel sektörlerdeki, ne de enflasyondaki toparlanmayla ilişkisi var… Yalnızca evdeki uğraşlarımı bir düzene koymak üzere ben toparlanma yapmaktayım… Sayılanların başarılması ne denli zorsa… Bu da benim için zor…
Tüm çalışmalarım; neredeyse geçmiş yıllar ve geçen dönemden beridir çeşitli dosyalar, çantalar, raflarda konuşlanmaktaydı. Hem de karışık olarak… Günlerdir tek oda, iki dolap şeklinde [...]
“Toparlanma”dan “kartvizit”e varış… yazısının devamını okuyun
Dün internet gazetesinde okudum, bu gece göktaşı yağmuru olacakmış, hem de sağanak şeklinde. Diyor ki haberde, görebilmek isterseniz şehir ışıklarından uzak bir yere gidin. İyi de nereye gideceksin, İstanbul’da… Nerelere dek uzanıyor şehir, bilen var mı?
Aslan (Leo) takım yıldızı da İstanbul’da Kasım geceleri gece yarısından sonra doğu-güneydoğu yönünde yükselecekmiş, habere göre. Ah! Keşke izleyebilsek. Hep [...]
Kaldığımız yerden sürdürelim yazıyı, artık bıkılabilecek benim yemek molamdan… Gözüm uzaklarda, kumaşçıların yanına ulaşabilmekte de… Yan gözle tezgâhları süzmeden geçmek olası mı? “Gel abla bak, seç(!)” nârâları arasında yürüyorum. Öyle seçip, bulabilmek de bana özgü değil. Kalabalık tezgâhların yanından uzaklaşıyorum. Ama o itiş kakış arasında, güzellikleri bulabilenleri kutluyorum. Bu bir beceri…
Artık pazarın en ucuna doğru [...]
Yine aynı şey… İçim çekmiyor, yazmaya oturmayı… Bir doluluk ki konu açısından, bir boşluk ki oluşanları yazamayacağımdan… Çiçek, böcek, kelebek… Cami, hayrat, hazretler… Gidip de gördüklerin… İyi de bu can sığmamakta kabına… Dönüp dolaşacağız, aynı mekânlara…
Havalara takılsan, ne yaptığı belirsiz… Bir soğuk ve yağmur, ardından yaz geri gelmiş gibi sıcak ve güneş… Geçen hafta Hüsn-ü [...]
Geçtiğimiz pazar günü, üç apayrı ortamlarda bulundum. Kendimi olayların akışına tümüyle kaptırdığım için, iki günde ancak toparlayabildim. Üstüne üstlük o günlerde bir de griple boğuştum. Belki de acımasız eleştirimde haksız olabilirim kendim için… Bu bir günah çıkartma mıdır, içbenliğimden? Neden olmasın? Gerek var böyle “alt-üst-iç” karmaşık benliklerle uğraşmak ara ara… Severim…
İlk durağım bir konferanstı. Oldukça [...]
Oğlum yirmibir aylık ve doktorum 31 Ekim- 1 Kasım 1980 tarihini vermiş, kardeşinin doğacağı gün olarak. Akşam yemeğinde bir uyarı geliyor ve ayaktaki ben sandalyeye çöküyorum, korku içinde. Sonrasında ara ara yokluyor. Annemi çağırmak istiyor eşim, izin vermiyorum, geciktirebilecekmişim gibi…
Sıkıyönetim var ve gece 24.00 den sonra sokağa çıkma yasağı… Annem geliyor, çıkma yasağından önce… Beklemedeyiz… [...]
