11 Ağustos, 2009 tarihinde fatosh yazmış

Foto:Fatma Çetin

Foto:Fatma Çetin

Altın Kızlar Yazlık Grubu’mla bir araya geldik, geçen hafta. Yazlıkta olduğumuz süreler içinde bir gereksinim olduğunda gittiğimiz Silivri’yi, gören gözlerle izlemeye gittik bu kez.

Sahilde arabayı park ettik ve yakın sokaklarda dolandık. Belki de bu nedenle pek de öyle geçmişe dayalı tarihini göremedik. Gözlerimiz ara sokaklardaki dükkanları kaçırmadı ama… İki elbise, bir mayo ve ufak tefek alımlarla ülke ekonomisine katkıda bulunduk.

Sahil göze hoş gelen aydınlık bir görünümdeydi. Kıyı boyunca dolaştık. Avşa’ya gidecek bir gemiye binme telaşındaydı insanlar. Soruşturduk, gidip gelinecek gibi olsa sefer saatleri… Şöyle bir uzanıvermek bile geçti içimizden.  Ertesi günü gelecekmiş, gidecek gemi. Olmadı bu kez…

Foto:Fatma Çetin

Foto:Fatma Çetin

Sahil boyunca gazinolar uzanıyor. Kimi gece de bar olarak kullanılıyor, besbelli. Donanımı öyle oluşturulmuş. Fal bakan üç Roman kıyıya konuşlanmış. Geçenleri şöyle bir tartıyorlar, gözlerine kestirdiklerinin peşine ünleniyorlar “Falına bakalım mı? “diyerek. Bir iki mendil satan çocuğa da denk geldik. Çok ısrarcı değiller, İstanbul’daki gibi. Yok denilince, uzaklaşmayı biliyorlar şimdilik.

Gezdiğimiz yerler temizdi. Sahil ve üzerinden geçtiğimiz köprünün altındaki su da. Silivri’yse yazın daha kalabalık, yoğun bir ilçemiz. Her ne kadar İstanbul’a bağlı ve gerçekten yakın da olsa ayrı bir duygu veriyor insana… Bunu duyumsuyorsunuz, dolaşırken. Tam olarak bir Anadolu ilçesini gezer gibi değil kuşkusuz ama yine de benzer bir duygulanım oluyor.

Sahilde bir gazinoda oturduk, tost ve çay istedik. Topu topu on ya da onbeş masa var, yok. Tostları karıştırmışlar, ses etmedik. Biz de karışık yedik. Garson çocuğa sorduğumuzda, bir masadan da aynı şikayeti aldığını söyledi. Kafasını kaşıyarak “Acaba neden?” diye sordu,kendi kendine. Sıcağın etkileri…

Foto:Fatma Çetin

Foto:Fatma Çetin

Dükkan sahipleri boş oturmaktan şikayetçi. Çoğu dükkan üzerinde “Kapatıyoruz” yazısı asılı. Biri gerçekten kapatmış. Ekonomik sorunlar… Hepimizde… İnsanlar yazlık ev diye aldıkları yerlere gidemiyorlar ya da süreli gidebiliyorlar. Evlerin üzerlerinde de satılık yazıları çokça görünüyor. Durgunluk her yerde…

Bir kapıdan girilen ama avlu gibi üstü açık pazar yeri vardı, eskiden gitmiştik. Onu sorduk, aradık ve bulduk. Yine bir kapıdan giriliyor ama o artık yeni yapılmış han görünümünde. Ne de bayılıyoruz, bina dikmeye… Oysa oraya özgü havası olan bir görünümdeydi eski hâli. Sebzelerini bulurduk, yörenin. Kocaman bir aferin… Doğaya dönüşlerin yapıldığı devirde, binalar arasına hapsolmak… Bu da bize özgü…

Sahili görelim diye indiğimiz yere dönüp, kısa bir süreliğine daha durarak çevreye bakınmak yetti bize.Eve dönüş zamanı geldi. Dönünce evlere mi dağıldık? Doğal olarak “Hayır!”… Dooğru kendi sahilimize, çay içmeye. Akşam evlere dağılım, yemek sonrası yine sahile… Yapabildiğimiz için, Allah’a şükürler olsun. Seneye Allah kerim…

Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 24, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorum yapın