
Foto:Alihan Çetin
Kurslarım bittiğinde aklımda yazın yapacağım öyle çok işler tasarlamıştım ki ağustos ayının ilk haftası bitmek üzere, eylülde kursa yazılacağım yine ve ben daha bir tek işime bile başlayamadım diyebilirim. Okunacak kitaplar listem de azalmadı.
Bugün; satırların altını çize çize, özümseyerek ilerlediğim Robin Sharma’nın “Aile Bilgeliği” kitabını kaldığım yerden sürdürmek için okumaya başladım. Ne çok şey kaçırmışım, yazık…
İlk başlarda kalp içine aldığım, öğüt almak istediğim örnek var… Demiş ki 89 yaşındaki Nadine Stair yaşamının en kötü deneyimi olarak; ” Baştan yaşama şansım olsaydı daha çok dinlenirdim. Bu yolculukta olduğumdan daha çocukça davranırdım. Daha çok dağa çıkar, daha çok nehre girer ve daha çok gün batımı izlerdim. Daha çok hakiki ve daha az hayali sorunum olurdu. Ah, evet iyi anlarım da oldu ve her şeye yeniden başlayabilseydim daha çok iyi ânım olmasını sağlardım. Hatta yalnızca birbiri ardına gelen iyi anlardan daha başka bir şey elde etmeye çalışmazdım. Ve daha çok papatya toplardım.”
İşte bu dile getiriş, erteleyişlerimizin açık bir itirafı… Her ne denli ayrımına varıp da başlangıçlar yapmış olsak, bile… Gençliğin hiç bitmeyeceği varsayımı ile ve günü geldiğinde “nasıl geçti habersiz”e dönüşmeden desem de hep, yine yine istenmeden erteleniyor… Bu bir gerçek…
Pazar günü gazetede okuduğum haberlerin beni sarsıcı etkisi ile düşüncelerimi paylaştığım yazıya gidiyor aklım, sıklıkla. Bu kitapta sağlanması istenen düzen, mutluluk ilişkisi ile bağlantılı olarak… “Yanlışlar nerede başlıyor?” bir girdap gibi… İletişimin yok olduğu, televizyona kilitlenmiş yaşamlar… İçten içe “benim neyim eksik” düşünceleriyle kıpırdanmalar… Sağlıksız dizi salgınında, gerçekle kurguyu birbirine karıştıranlar… Dorukla dibin arasında bağlantı kurulamayan, yaşam biçimleri… Özentiler…
Aslında olması gereken tek dayanak, sevgi alışverişi… Paylaşım… Ama doğruyu paylaşım…
Sorumluluk kelimesi için TDK’da şöyle yazıyor; “Kişinin kendi davranışlarını veya kendi yetki alanına giren herhangi bir olayın sonuçlarını üstlenmesi, sorum, mesuliyet.” İşte öncelikle her bireyin bunu özümseyerek, üstlenmesi ve benimsemesi gerekiyor. Başkası ya da başkalarını suçlamak ise kendi gücünden yitimi getiriyor ve bu konuda kapasite yoksunluğunu açıkça belirtmeni. Bu düşüncelerin sonucunda “hiçbir yer” e ulaşılıyor.
“Aile kültürüne ekleyebileceğin harika bir alışkanlık da tüm ailenin birlikte olabileceği günlük yemeklerdir.” yazmış Robin Sharma. Herkesin sevinç ya da üzüntülerini paylaşabileceği, fikir alışverişinde bulunabileceği, destek olunabileceği bir ortam. Olası mı? Yorgun eve dönüşler de olsa, yine yapılacak işlerle dolu bile olsanız, TV evin baş köşesine konuşlanmış sizi bekliyor da olsa… Tüm düğmeleri kapatın, yalnızca birlikte olun… Çok kısa bir süreyi de kapsasa…
Hata yapmaktan ne denli korkulur… Gücün yitimi, dalga geçilme, başarısız görülerek aşağılanma durumları başbaşadır, hata ile… Oysa ki şöyle bakılırsa ne denli masumdur, hata yapmak… “Bir hata iki kez yaptığın sürece bir hatadır. İlki bir öğrenme deneyimidir, büyümek için şart olandır.”… Merhametinizi dizginlemeyiniz…
Çocukların bir taklitçi olduğu gerçeğini unutmamalıyız… Ve göz açıp kapatıncaya dek büyüdüklerini, birer yetişkin olacaklarını da. Eğer onların geleceğimiz olduklarını yineliyorsak, davranışlarını ilk belirleyenlerin de aileler olduğunu bilmeliyiz. Alman şair Goethe “İnsanlara olmaları beklenen biriymiş gibi davranarak olabilecekleri kişi olmalarına yardım edin.” demiş…
Çocuklarımızı yaptıkları iyi işlerde överek, işe başlayabiliriz. Hatta bu durumu kişisel ilişkilerimizde de kullanmalıyız. “Samimi övgü insan yüreğini en iyi harete geçiren şeydir, fakat biz bunu çok az kullanırız.” deniyor kitapta. “İnsanlara gerçek liderlik yapmanın sırrı onları azarlamak değil onları övmekte yatar.” öğüt cümlesi de bulunmakta.
Kitabı okudukça uyguladıklarımım ve uygulayamadıklarım arasında gidip geliyorum. Ancak kendimi ilk kutlayışım şu cümlelerle oldu “Farkındalık değişimden önce gelir. Düşüncelerimizin dünyamızı oluşturduğunu ve yaşamlarımızı geliştirmek için ilk önce düşüncelerimizi geliştirmemiz gerektiğini öğrenmeliyiz.”. İkinci olarak ise insanlarla daima, gerçeği konuştuğumu söyleyip durduğumun doğruluğunu okuduğumda… Şöyle ki; “Kendi hakikatlerini konuşman kalbinden geçenleri söylemen demektir. Günümüzde çevresindekilerin duymak istediklerini söyleyen çok fazla sayıda insan var. Sözlerini daima sevginin çoğalmasına sebep olan gerçek duygularını dile getirmek için kullanmak yerine karşısındakileri etkilemek ve kontrol etmek için kullanıyorlar. Gerçek düşündüklerini ve hissettiklerini ifade etmeyen sözler sarf ederek bir nevi ruhsal sahtekarlık yapmış oluyorlar. Yalnızca kendi hakikatini konuşarak -gerçekten doğru olduğunu hissettiğin, inandığın, ve bildiğin şeyleri söyleyerek- bir aile lideri olabilirsin.”…
Kitap, bir baş ucu kitabı… Davranışları sevgiyle yoğurarak ortaya çıkarmanın yollarını öğreten. Bizim de yakınlarımıza ve çevremize iletmemiz gereken. Hiçbir şey için geç değildir. Bakış açımız ve davranışımızla ne veriyorsak, onun karşılığını alacağımız bir yolculuktur yaşam. Bunun bilincinde olmamız ve ayrımına varmış olmamızsa gereğidir. Öyleyse…
Sevgiyle kalın…
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 53, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Ağustos 9th, 2009 at 09:11
Merhabalar günaydın canım arkadaşım nasılsın uzun zaman oldu tatildeydim. Blogu ve arkadaşlarımı özledim tatile ara verincede hemen sizlerle birlikte olmak için oturdum bilgisayarın başına :)herzaman ki gibi çok güzel yazılar okudum blogunda bazen duyguları bu kadar güzel sıcak ve samimi aktarabilmek çok zor oluyor bunu nasıl başarıyla yaptığının sırrını öğrenmek lazım.Okuduğun kitapta ne güzel anlatmış hayatın nasıl yaşanılması gerektiğini ,önemli olan bunu başarabilmek bende bugünden itibaren denemeye başlıyorum.
Dün akşam güneşin batışını izledim sahil kenarında gerçekten ne kadar güzel olduğunu unutmuşum arada hatırlamak gerekiyor sevgiyle ve sağlıkla kalman dileğiyle.
Ağustos 11th, 2009 at 13:11
Merhaba şirinem,
Olumlu yorumunu ve seni aramızda görmek ne güzel. Tatil hepimizi biraz uzaklaştırıyor, yazım ve yorum durumlarından… Haklısın. Olsun yine de birlikte olduğumuzu bilmek, hoş bir duygu.
Duygularımın aktarımı içten, sır falan yok inan…
Hepimize mutlu bir yaşam diliyorum.
Sevgiyle kal.