
foto:Alihan Çetin
Dün ev işleriyle boğuşurken soluklanmak için mola aldığımda TV nin tuşuna bastım. National Geograpgic TV çıktı karşıma. Sanırım bir önceki gün de orada takılı kalmışım. Konunun ortasından giriş yapmışım, “Büyük Sürü” dedikleri arslanların yaşamı anlatılıyor. Evet doğanın kanunu bu ama yine de içimi kaldırdı görüntüler. Yavrularını sağlıklı bir şekilde büyütmeleri için dişi ve erkek arslanların verdikleri çaba ise görülmeye değer. Çünkü onların yavruları, onlar için birer değer.
Yine bir ara Habertürk TV de Balçiçek Pamir’in “Söz sende” programına denk geldim. Yine programın ortasından bir girişle. 1999 Deprem sonrası ve Mardin’in Bilge Köyü’nde 2.5 ay önce yaşanan katliam sonrası, yaşayan kişilerin durumları konuşuluyor. Psikolog Dr. Nedret Öztan program konuğu. Aralarda bir yerde şöyle diyor “Bir kadın gördüm. 45 yaşında olduğunu sandım.Sordum,35 miş. Tam onbeş çocuğu vardı. Çoğu evde iki eş olabiliyor ve her birinin 15 çocuğu. Toplam 30 çocuk.” NOKTA!!!
Psikolog Dr. Nedret Öztan’ın değindiği konular, gerçekten çarpıcı. Çocukken bellettikleri bir şarkı vardı. “Ooorda bir köy var uzaktaaa” diye arkadaşlarımla hep birlikte söylerken, içime bir hüzün düşerdi. Uzakları düşlerdim, bir köy canlandırmaya çalışırdım gözümün önünde… Ve ben yaşta çocuklarını.
Dergilerimizde resimlenirdi, köyler… Evde boyumun yetişmeyeceği yerde duran bir radyomuz vardı. Sabahleyin babacığımın (rahmet olsun ona) açtığı. Bir ışık belirir ve beklerdik. Bir süre sonra sesi de duyulurdu. “Toprağın Sesi” diye bir programı dinler olurduk. Süne ve kımılla mücadeleyi anlatırdı davudi bir ses… Süne için düşünüp bir şey bulamaz ve “kımıl” ı ise kıvrım kıvrım kıvralanan böcekler olarak düşlerdim. “Tarım ve ziraat”i de anlatırdı o ses. Sonunda “Sağlıcakla kal köylü kardeş” diye biterdi program. Bu kez sağlıcakla kalan köylü kardeşlerden biri olmak ister, onların tarım ve ziraat yaşantılarını düşlemeye koyulurdum… Aklımda o köyün taa oralarda bir yerlerde olduğu düşüncelerimle birlikte.
Yarım asır öncesine dayanan bu düş ve düşüncelerimde bir adım öteye gidilmemiş olduğu da şu an evlerimizin içinde bir tuşa basmakla karşımıza çıkan görüntülerde belgelenmekte. Tarım ve ziraat mi? “Geçiniz” der gibi. Köyler boşalmış, şehirlere akmış… Geçim sıkıntısı… Bir avuç “mezra” diye adı edilenler de ortada…
Adı ne güzel… “Bilge Köyü”… Bilgeliğin de ulaştırılabildiği bir yer olsaydı keşke… Çook fırın ekmek yememiz gerek çook…
O süreler içinde TV de görmek istemedim,katliam durumlarını. Kimi yalın gerçekleri yansıtıyor, kimi sömürü peşinde reyting uğruna, acısı olanları kullanarak…
Psikolog Dr. Nedret Öztan gönüllü olarak oraya gidenlerden ve çok da bilgilendirici açıklamalarda bulundu. Ve o da yakındığım bu durumları anlattı, programda. Ayrıca “Çocuklar annelerinin, yakınlarının konuk olarak bir yere gittiğini düşünüyorlar. Beklentileri, ‘geri dönecekler’. Ergen ve büyüklerin işin bilincinde oldukları için, acıları büyük.” diye anlatıyor. “Travma sonrası stres bozukluğu” deniyor adına. Şimdi gel de 35 yaşında 15 çocuklu ve bir de kuma ile ve de onun 15 çocuğuyla aynı evi paylaşan kadına bunun tedavisini uygula. Önce o kadına, o yaşta 15 çocuğa sahip olduğu için yaşadığı travma stresinin tedavisi uygulanmalı ve yaşadığı öteki koşullar için.
Psikolog Nedret Öztan, 1999 depreminde de kısa sürede yönetimi ele aldıklarını ve çadırlarda işlerini sürdürdüklerini söylüyor. Şu cümle çok ilgi çekici “Eğer olay anormalse, her tür tepki normaldir. Tepkisizlik olduğunda durup düşünmek gerekir.”… Bu tür olaylarda en kısa sürede “gerçek yaşama” dönülmesi gerektiğinin ve günlük olaylara ne kadar önce başlanırsa, atlatma sürecinin o kadar kısa olacağını da belirtiyor. Geçen süreç içinde yapılan işlemlerin ve gelinen durumun da bir özetini geçtiği programın tekrarına denk gelirseniz izleyin diye öneririm.
Canım Türkiye’min coğrafik konumu nedeniyle depremi de kapsamak üzere üzerinde kol gezen tehlikelere ne denli açık olduğu, yadsınamaz. Bizlere düşenin ise “bilinçlenmek gerçeği” olduğunun yadsınamadığı gibi.
Kalın sağlıcakla.
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 54, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorum yapın