30 Haziran, 2009 tarihinde fatosh yazmış

foto:Fatma Çetin

foto:Fatma Çetin

Emre Altuğ bu şarkıyı söylediğinde hava nasıldı bilmiyorum ama bugünlerde tam zamanı. Üstelik önümüzdeki günlerde dört derecelik bir artış da bekleniyormuş… “Siesta” gerek…

Geçenlerde ileti ile bir fotoğraf geldi, kamyonetin arkasını naylon branda gibi bir şeyle kaplayıp, su doldurmuşlar. İçinde de iki yiğit serinlemekte. Akıllıdır, yurdum insanı. Müthiş buluşların mucidi… Ben de daha ileri gidip bu uygulamanın yaygınlaştırılmasını ve olası ise iki sokak aralıklarla,  köşebaşlarına kurulmasını önereceğim. Hiç değilse insanlar işlerini görürken arada bir  batar, çıkar serinlerler.  ;)

Bir fikrim daha geldi… Ege yollarında denk gelmiştim, ilk kez. Bazı yerlerde kocaman duş başlıklarından sular akıyor. Arabanızla altına giriyorsunuz. Araba serinliyor.İçeride siz de o serinlikten nasibinizi alıyorsunuz. Tabi aşağıya inip,sudan siz de yararlanabilirsiniz. Akıl ederseniz. Pardon, dilerseniz. Şu an aklıma gelen bir görüntü ile yazdım bu son muzırlığı. Camları kapalı, kıpkırmızı olmuş yüzleriyle buram buram ter döken bir aileye denk gelmiştim. Arabayı serinletip çıkmışlar,kendileri elleriyle rüzgar yapmaya çalışıyorlardı içinde. Öylece de  geçip gittilerdi.Neyse diyorum bunlardan köprü geçişlerine adım başı,yollara da aralıklarla konulsa.

Bugün yeğenim geldi.Toplantı için Asya’ya(!) geçmiş.İşyerine Avrupa’ya(!) dönecekmiş.Bunu söylemeyi de çok seviyorum.Ne lüks…Bir tek bizim ülkemize özgü.İyi ama bunun bir de ceremesi var.İşte yeğenim de birinci köprünün trafiğini görünce,geçmekten vazgeçip bize uğramış.TV de ibb.gov.tr nin trafik durumuna baktık.Canlı canlı…Ama trafik ölü…Haydi felç olsun adı…İkinci köprünün durumu da aynı…Öğlenin en sıcak zamanları.Ne klima dayanır,ne klimayı çalıştırmaya benzin…Kesin arada su kaynatıp,kenara çeken araçlar da vardır…Saatler sonra yine baktık.Durumda olan değişiklik,araçların karınca hızıyla hareketlenmişliğiydi.Zorunlu yola koyuldu…Şimdi gel de köprülere adım başı araba duşu isteme…

Bu sıcak yaz gününde serinlemek dışında bir şey gelmiyor,insanın aklına.Tüm camlar açık,es be mübarek. Yok!!!Ya dolu eşliğinde,yıldırım ve gökgürültüsü karışımıyla ya da sus pus olup beklemede…Klima yok,hangi bir odaya yeter.Sıcak, soğuk daha bir hastalık çağrısı.Zaten sokakta yanıp,dükkanlarda donarak yeteri kadar şifa çağrılarındayız.

Annemle telefonlaşıyoruz.Yan apartmanda oturuyor,gidecek hâlim yok.Sabah sabah ütü yapmışım, “serinlikte” aldatmacasıyla kendimi.Buzdolabının soğuk suyu bana çalışmış.Söz aramızda acaba gramlar vermişmiyim diye,tartının üstüne çıktım.Değişiklik yok…Ütü masasının önünde eridiğimi düşünmüştüm oysa.Annem “Kendimi odadan odaya atıyorum” diyor.Sanırsınız,saray odaları.Nohut oda,bakla sofa bir ev.Tam ona göre ama o bile bir değişiklik geliyor,kadıncağıza.

Bu yazıya sıcaktan bunaldığım öğleden sonra başlamıştım,değişiklik olsun bana diye.Annem gibi kendimi odadan odaya atmak değil,başka bir işle oyalanarak sıcak modundan çıkmaktı amacım.Doğal olarak yarım kaldı,dayanamadım.Şimdi gecenin bir saati…Yine aynı nem,aynı boğucu ortam.Bir de bunun yarını var ve dışarıda işim.Bizim dayanma sınırlarımız daralmış…Ya çalışan gençler…Baktım yakınımdaki örneklere… Annemle ben gibi şikayet etmiyorlar ama yüzlerinden bezginlik akıyor.TV de Bodrum denilip de denizin ucu görününce,içten bir “ah” çekiyorlar.İyi de hafta sonu yazlığa gitmeye üşeniyorlar.Bizim buralarınki tuzlu su…Bunlar böyle işte, iki yaşından beridir sırtlarından yüzgeç çıkacak derecede yüzerlerse,başka yerlerin yol ve öteki sıkıntılarını görmez, özlem duyarlar.Güle güle gidin,o zaman…

Sıcağın bunalımı yine garibim çocuklarda sonlandı.Nasıl çocuklarsa,koca adamlar artık.Dün doktor araştırmasına girmişler.Hani ben “süperbabaanne” olacağım ya! Bir heves,bir heves…Allah tamamına erdirsin,diyorum yine.Hele bir doğsun,büyütme koşuşturmacalarına girin,vesaire vesaire…Sonra da bir gün bir bakın ki onun çocuğu için siz böyle beklemedesiniz.Bu bir döngü işte.Apaçık yaşamaktayım.Bir babaanne olarak duygularımı da yazacağım,Allah ömür verirse.

Ben de bulaştım,ucundan…Bir arkadaşımı arayıp,danıştım.Ardından yurt dışında yaşayan arkadaşım aradı,iletiyle kutlamıştı ama bir de sözlü olarak kutlamak istemiş, canım yaa…Sonra da ekledi “Kızlara haber ver,ağustosun ilk haftası geliyorum.Size üç günlük tarih aralığı,ayarlayın toplanacağız.”…Babaanne de olsak,biz böyle ünleniriz,birbirimize…O olmasa buluşamayacağımızı bugün öteki arkadaşımla da gırgırla karışık konuşmuştuk. Gerçek oldu. İstanbul içinde yaşa,yurt dışında yaşayan arkadaşın sayesinde görüş.Bu da bize ait bir durum sanırım.

İyi oldu aklıma geldi,gece gece…Bu buluşmanın hayaliyle,memnun mesut uykuya gideyim artık…Şimdi aklıma düştü,bir güzellik daha…Ben hafta sonu da uzuuun(!) yollar gidip yazlıktaki arkadaşlarımla buluşacaktım.Hatta hatta şöyle bir hafta ya da on gün orada olacaktım…Uykum,güzellik uykusuna dönüşecek…Bu geceki düşlerimin konusu belli oldu…  ;)

Sevgiyle kalın…

Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 44, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorum yapın