24 Haziran, 2009 tarihinde fatosh yazmış

foto:Değer Altunay

foto:Değer Altunay

Sevgili şirinem mim göndermiş bana.O da sorulan sorulara yanıt vermek şeklinde oluyor.Kanımca kişileri biraz daha iyi tanıyabilmeyi hedefliyor ve belki de biraz canlılık getirmek ortama…Çünkü bu aralar benim gereksinimim var…O nedenle böyle yorumlamış olabilirim de.Sağ olasın şirinem…Yazmak için neden oldun…

Sanki çeçe sineği soktu…Yok öyle de diyemem,uyku ile barışık değilim ama inanılmaz bir rehavet içindeyim… Kadıköy’e gittim bugün,sabah erkenden ki öğle sıcağına kalmayayım…Olmadı ve ben eriyip,asfalta karışacağımı falan düşünmeye başladım…Öyle bir sıcak…

Aldığınız pet sular bile yeterince soğumamış oluyor,sürekli tüketildiğinden. Doğal olarak bittiğinde elde taşınmak istenmiyor ve ne yazık ki çoğu kez ortalarda gezinen bir dolu boşlar bu nedenle oluşuyor.Sözüm çöp kutusu bulup atmayanlara…Biter bitmez olduğu yere fırlatanlara…

Minübüsle Kadıköy’e inerken üç kişilik boş yere oturmuş iki delikanlı vardı.Aralarına oturmaktansa bir tanesine yan tarafa doğru geçmesini işaret ettim…İşaret ettim çünkü kulaklarında kulaklık takılıydı,müzik dinliyordu…Omuzu geniş,kaykılıp oturmuş fedai pozlu genç şöyle bir poposunu oynattı…Aklınca kaydı ve omuzunun büyük bölümünü oturacağım yerde unuttu…Yalnızca iliştim…Sinirinden daha da yayılmaya çalıştı…Arka sırada yer boşalınca oraya geçtim…Ayakta gidenler olmasına karşın durumunu hiç bozmadı… İyice yayılıp,kimseyi yanına oturtmadı…Ayaktakilerden bir kul da toparlan,oturacağız demedi… :(

Araçtan indim,yürüyorum…Sakız çiğneyen bir delikanlı geliyor,karşıdan…Demek sıkılmış çiğnemekten, ağzını şişirip sakızı püskürttü…Koca sakız kaldırıma top gibi yapıştı…Birisi gelecek,üzerine basacak ve ayakkabı tabanına yapışan o nesneden kurtulmak için uğraşıp,didinecek…

Yukarıda adı geçen pet şişeleri yere atanlara da adım başı rast geliyorsunuz,yürüdükçe… Birazdan rüzgarla uçup,ya da yuvarlanıp bir aracın tekerleği altında ezilecek…Pat diye ses de çıkaracak ve irkileceksiniz…

Sigara içme yasağıyla kapı önüne çıkmış birkaç genç duruyor…Sigaraları bitince iki parmaklarını yuvarlayıp, izmaritini gelişigüzel fırlatıyorlar…Birininki yasak olan yere park etmiş araçların birinin üstünde kalıyor…Ötekilerininki kaldırımın bittiği cadde başlangıcına denk geliyor…Belki de bu bir bahisti…Acaba kazananın ödülü ne oldu??? Bu davranışlarından ötürü kutluyorum onları da…  :(

Burası İstanbul… Burası İstanbul’un güzel bir semti…Semtin adı Kadıköy…

Öteki semtler kıskanmasın…Adı edilen görüntülerden,yaşananlardan oralarda da çokça var…

Ve sevgili şirinemin mim durumlarına geçersem…
SORU 1- HAYATINIZDAKİ ÖNEMLİ 3 ERKEK(KADIN)?
Sanki tam bana göre hazırlanmış bir soru…İki oğlum ve eşim.
Aslında “önemli” sözü de açılabilir…Ve de kişi değerlendirmeye aldığında “kapsam genişleyebilir”…
SORU 2- 3 GÜN 3 GECE BIKMADAN UĞRAŞABİLECEĞİNİZ HOBİNİZ NEDİR?TEK CEVAP
“Sabrımı sınamayın” derim…
SORU 3- YAŞADIĞINIZ ŞEHİR DIŞINDA SEVDİĞİNİZ 3 İL?.
“Ege’de ve deniz kenarında” olmak üzere, bir kasaba bile olabilir…Ayrım yaptığım şehir yok…
SORU 4-EN ÖNEMLİ FOBİNİZ?
Fobilerim de hobilerim gibi ilginç…Ve hepsi de benim için önemli… ;)
SORU 5-GİYİM KONUSUNDA EN ÇOK KULLANDIĞINIZ 5 RENK?
Beş sayısı ne de çokmuş…Sayıyoruuummm.Siyah,az beyaz,az kahverengi,az bej rengi,yine ve yine siyah…

Sevgili şirinem,gençliğimizde “anket” mi neydi adı, bir defter verilirdi…Bir dolu sorular olurdu…Sorular da dönüp dolaşıp,”sevdiğin kim?” e mi ne getirilirdi…Ya da sevdiğinin saçı,gözü ne renk olmalı? Kaç yaşında olmalı? Boyu kaç olmalı? Ya da sorulan bizim boyumuz,yaşımız mı neydi? İnanınız o günler geldi gözümün önüne…Ben göz rengine, kafadan “yeşil”i yapıştırırdım.Kimbilir hangi aktörün ya da şarkıcının “Yelpaze Mecmuası”, “Hayat Mecmuası” gibi dergilerde resimlerini görüp de aşık olmuş olurdum…

Johnny Holiday ve Silvie Vartan birbirlerine aşık olmuşlar,kollarını birbirine dolayıp fotoğraf çektirmişler…O da bu mecmualardan birinde basılmış.İkisinin de kolunda koca birer saat.Hemen Silvie Vartan’ın hangi koluna taktığına bakmıştım.Saatim anında sağ koluma geçirilmiş ve tüm uyarılara karşın hiç kimse de oradan çıkartamamıştı.Şu an neden saatimi sağ koluma taktığımı soranlara da bu yanıt…  :)

Bir de Beatles vardı…Tişörtümde “kafalarının” resimlerini taşıyorum diye babaannemi ve babamı ne de kızdırmıştım…Yalnız o mu? Benim saçlar, aynı onlar gibi kesilmişti. Gazetelerden,dergilerden şarkı sözlerini keser,radyo başına geçer ve aynısını söylemeye çalışırdım.Bunları da daha ortaokul yıllarında yaptım.Lise ayrı bir âlem…Ajda Pekkan girdi devreye…Ve biliyorsunuz, şu an da sürmekte ona olan hayranlığım…

Saçlarım onun  gibi kesilir oldu…Şarkıları ezberlendi…Sesi taklit edildi…Beatles ‘da çok berbattı görünümüm biliyorum… Gözlerimin içine giren saçlarla ortalarda dolanırdım. Babaannem de şaşı olacağımı söylerdi…Canım yaaa…Şaşı olmadım ama miyop oldum…  :)

Eğer kesmezsem bitmeyecek bu anılar…”Anılaaar,anılaaar şimdi gözümde canlandılar” Coşkun Sabah’ı da analım…Onun da kimi şarkısını ezberlemişliğim var…

İşte özetle ben…Kadıköy’de başlayan gerçeklerimizin,mim sorusuyla ankete geçişi ve oradan da sürdürdüğü yolculuk…Uzaaar gider…

Mim’i vereceğim kişilere bir ek de ben getireyim…Eski anılarınızdan bir bölüm lütfen, diyerek…Biraz da geçmişi kurcalayalım…O güzel anılarımızın,umutlarımızın olduğu günlere uzanalım desem??? Soruların birincisinde karşı cinsten örnek veriniz diye de eklesem…Aynı eski günlerdeki gibi…Bu yaz günlerinde biraz canlandırsak anılarımızı…Üzerimize çöken rehavete karşın…

Buraya dek okuyan tüm dostlara teşekkürler…

Ayrıca yanıtlayan ve yanıtlamayan tüm dostlara yine teşekkürlerimle…

Mantar Panoya Bir Raptiye Daha
http://organikgida.blogspot.com

Benimkuzum
http://benimkuzum.blogspot.com

Ahşabın Dünyası
http://ahsabindunyasi.blogspot.com

Fakirhane
http://aydindaylak.blogspot.com

Dj_Engin Forum
http://enginbutuner.blogspot.com

Sansli34
http://sansli34.wordpress.com

Örgü&Dikiş
http://www.sendedik.blogcu.com


Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 58, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

“Gerçeklerimiz ve biz…” yazısına 6 Yorum yapılmış

  1. Sevgili Arkadaşım, yazını ilgi ile okudum, sana katılmamak mümkün değil, ama olan oldu artık bizler kimseyi kolay kolay düzeltemeyiz, Kadıköy’den bahsediyorsun ama bu her semtte böyle artık, ben gerçek bir istanbullu olarak şaşkınlık içindeyim, bu söylediklerinin yanı sıra halı silkeliyen, apartmandan sigara atan, vs vs bunlar. pardon…, istanbulu bitirdiler, Allah’ta onları bitirsin. Eşin ve çocuğunla birlikte mutlu yarınlar dilerim. iyi çalışmalar.

  2. Merhaba Engin Bey,

    Teşekkür ederim yorumunuz ve düşüncelerime katıldığınız için.Evet halı silkelemek,bahçelere içilen sigaraların atılması da iç yaralayıcı unsurlardan…Çiçeklerimin olduğu bahçeye atılanlanlardan kurtulmak adına,girişe büyük harflerle yazılanlardan ve hatta yönetim kurulu ile alınan kararlardan bile anlamayan (üstelik) diplomalılar dahi olduktan sonra…
    Ben söylemenin,içten gelmedikçe…Bir kültüre sahip olmadıkça… Yararlı olduğu kanısında değilim.Ağaç yaşken eğilir ve yetişenşer de ne yazık ki onların geleneğini sürdürecekler…Canım İstanbul’um ve toplu yaşama alışkanlarını edinmek…Bunlar bir bütün oluşturmalı… Ama!!!

    Sevgiyle kalın…

  3. selamlar ablacığım bu güzel yazın ve yorumların için öncelikle çok teşekkür ederim bu sadece kadıköyde olmuyor her semtte böyle afedersiniz çok ağır yazacam ama size saygımdan yazamıyorum benim için bu kişiler insan müsvettesidir çünkü aynı durum yani sakız meselesi başıma geldiği için söylüyorum yanlışlıkla basıp çıkartmak için çok uğraşmıştım tabiki bastım kalayı ama kime ne deeen hep aynı görüpde uyarsan bile ters cevap veriyorlar önce insanlık ve medenilik önemli herşey para değil sağol ablacığım öyle bişiyi paylaştığın için güzel ve sağlıklı günler hep senin ve ailenin yanında olur inşallah ALLAHa emanet olun

  4. Merhaba Mustafa kardeşim.

    Bakış açımız ve yorumlarımız aynı doğrultuda.Gerçekten de uyarıda bulunulduğundaki tepkiler üzücü.Zaten bu gibi davranışlar söylenmekle olmuyor.İlim de yalnızca cehaleti öldürüyor.Kalanı da bakî oluyor… Burada da “eğitim ve öğretim” olayının ayrılmaz bir bütün oluşturması gerekliliği ön plana çıkıyor.
    Teşekkür ederim güzel dilekleriniz için.Hepimiz Allah’a emanetiz.

    Sevgiyle kalın.

  5. merhaba canım:) Sağlıkla nice Kandillere erdirsin YARADANIM…
    yazdıklarına katılıyorum nesil farklılığı diyoruz ve kabul etmek zorundayız diyoruz. bu sorunlar sadece İstanbulda deyil malesef, ya sabır demekle geçiriyoruz..Fatosum mim’i okudum teşekkür ederim banada göndermişsin:) ben yazıyı ekrana iletemiyorum oğlum gösterdi fakat benim (ya beceremessem) korkusu..ama ilk fırsatta cevaplıycam! Nevşehire ‘Taha’ya ziyarete gidince…kendime güvenim yok bu konuda Fatoşum… hayırlı cumalar canım:)

  6. Merhaba Fatma Hanım’cığım,

    Amin, inşaallah sağlıkla daha onlarca kandillere ulaşırız.
    Doğrudur,sorunlar sınırlı kalmıyor…Ne yazık ki…
    Siz sıklıkla ziyarete gidin kavuşun birbirinize ama çekinmeyin yazmaktan.Neden beceremeyeceksiniz ki hepimizin bir dolu bilemediği oluyor.Yavaş yavaş öğreniyoruz işte.Bence her konuda kendinize güvenin…Kolay mı bugünlere gelmek.??? Bakın bu işi de ne güzel başarmışsınız ve buralarda gezinmekte,yazmakta,bir dolu dostunuz olmakta.Azmin elinden hiçbir şey kurtulamaz…Devam Fatma Hanım’cığım…

    Sevgilerimle.

Yorum yapın