16 Haziran, 2009 tarihinde fatosh yazmış

foto:Değer Altunay

foto:Değer Altunay

İlk merhaba sevgili siteme…Bana sitem etmesin diye…Arada bir göz atmama karşın,elim değip de yazamamanın üzüntüsünü ona nasıl anlatsam ki öyle de birikmişken paylaşacaklarım…Özürü kabahatinden büyük dese de yeridir…Yaz sıcağının o mahmur tembelliği mi desem? Bilgisayarın başına oturup da başka ilgilere mi kaydım desem?

İkisi de gerçek ve yaşamın içinden de bir sebep olabilir…Yine de ben taa Ankara’lara dek gittim ve yine de oralardan yetiştiydim…Üzgünüm güncem… Nazar!!! Nazar!!!   ;)

 

Geçen hafta gittiğimiz Feshane’nin ardından gelen cuma günü Osmanlıca kursuna gittim.Hava gerçekten boğucuydu ve sınıf da öyle.Biz yine okuduk, dersimizi öğrendik ama çoğunlukla da dersi kaynattık.Dönüp dolaşıp gelen konu,ikili ilişkiler…Dişi ve erkek cinsinin insan diye nitelenenleri…Ortaya atılan bu konu üzerine, artık dişi cinsinden gelenler kaldığından sınıfta,güç de onlarda oluyor.Epeyce çekiştirildi Marslılar… Eh!!! Genel olarak orta ve kısa boyluları kapsadığından, onların yararına olmuştur…Uzadılar…

Geriye gün olarak ne kaldı? Hafta sonu…Yalnızca, oturup dinlenmek istedim…Mod ayarı öyle gerektirdi… Her yazmak istediğimdeyse, karamsarlığa yön alacaktı…Bilirim ben beni…Olumlu düşünmenin gücünden baskındı bu yöneliş…Güneşin parladığı güne başlangıçların,anında parçalı bulutu aşarak boraya dönüşebileceği gerçeğini…Nedensiz de olabilir…Belki de birikimin zayıf bir noktadan çıkışıdır,nedensizin ardına gizlenen…

Şimdi okusalar oğullarım “Annee,bu yaşta da mı böylee?” diyebilirler.Yaşların başını alıp gittiğinde, duyguların yokluğuna varışlara merhaba…Eski şarkılarımızı devşirip devşirip “uyarlama” adı altında sözümona yenileyen gençlerin, şarkıya eşlik ettiğimizde “Aaa,sen nereden biliyorsun?” şaşkınlıkları gibi…Özetle “Bu yaşta şarkı bile biliyor” tutumları…

Annem…Yan apartmanda oturuyor…Ablam da burada ya…Gelsin istiyoruz…Ya bana ya da ona…Zor geliyor,haklı…Ama hepten çıkmasa evden,iyice tutulacak kasları…O da öyle bir uğraş içinde işte… Ciddi ciddi hesaplıyorum…Annemin dördüncü kızı olan ben olduğumda yaşı 27,benim ilk çocuğum olduğundan bir yaş fazla…Babaannem olmasa  yanında işi ne denli zormuş…Peki babaannemle birlikte olması nasıl bir duyguydu? Çok kez “O olmasa yapamazdım” dediğine tanık etmişliğim var…Ama günümüzle asla kıyaslanamayan “büyüklere saygı”yı çok yakından tanıyan ve yaşayan ben…O yaşayışların getirilerini de iyi bilirim…Şimdiki tahammülsüzlüklere karşın…Şu anki özgürlüklerin dilendiğince ya da işine geldiğince algılanmalarına tanıklık ederek…

Annemin kitap okuduğunu ve günlük tuttuğunu biliyorum…Önemli olayların güncesi…Hobi olarak değil,gerek olduğundan dikiş dikerdi…Bizlere elbise ya da eve gerek olanı…Dantel ördüğünü anımsıyorum…Bende de olan çarşafların,yorgan kılıfının bir yerlerine dikilmiş…Ya da sehpa üzerine konulan…Ne emek,ne uğruna…Çeyiz diye tutturulmuş olaylar…Neden gerektiğine, şu an bile akıl erdiremediğim…Bırakın gerektiğinde,gerekenlerce alınsın ve bitsin olay…Demek o da hobi olarak bunlarla uğraşmış…Hobi ha!!!Bu da benim kendimi oyalamam işte…Annemi bugün anlayacağım ya…Yeni yetmelere inat…

Babaannem…Yitirdiğimizde seksenli yılların ortasındaydı…Rahmet olsun ona…Eşinin  İstiklal Savaşı’nda şehit olmasıyla, 26 yaşında dul kalan bir kadın…Benim ilk çocuğumu kucağıma aldığım yaş…İki çocukla yalnız kalan genç ve güzel bir kadın…Ya o…Yaşamı süresince durup da böyle bir irdeleme yaptı mı acaba?Böyle bir lüksü oldu mu?Babamla amcamı büyütüp,okutmak için uğraş verdi…Sonrasında bizler için aynı durumları bir daha, bir daha yaşadı…Acaba hobileri neydi?Hobi de neyin nesiydi?Geçmişte benim için o babaanneydi,biraz büyüyünce bizi kollayan ve çok karışanımızdı,sonrasında beli bükük nine oldu çocuklarımıza…Onunla çok çekiştim,onu çok sevdim…Ama bu yaşıma gelinceye dek,geri dönüşle duygulanımlarını düşünmedim… Peşimizden gelenlere diyeceğim yok…Yılların öğretisi oluyor bu…Yaşamın getirisi…İtirafsa evet…Ve bugün…Ve bu yaşımda…

Anlatırdı babaannem…Dinledim mi? Bazı kez…Bana ilginç geleni…İçinde vardı kuşkusuz kendi annesi ve onun büyükleri,anlatımının…Anımsadığım çokça andığı dedem ve dedemin annesi…O da benimsemiş besbelli anneyi…Bir de oğullarını yalnız başına büyütürken çektiği güçlükler…Takıldığı, seçtiği babamın peşi… Bıraktığı, bahçe içindeki evi ve meyveleri…Ve koca bir adanmışlık…

Bilmiyorum,annemin yaşına gelebilecek miyim? Ya da babaannemin?Geri dönüşle, bir aklına geldiğim olacak mı? Uzaylılar geldiğinde, belki bir cinsi tutan ele alıp,geçmişi irdeler…

Biliyordum ben,birikimlerin bir zayıf noktadan çıkacağına…Merhaba dün,bugün ve yarına…Merhaba geçmiş,gelen ve gelecek “Kuşak” denilen adına… Ve ne yazık ki sona yol alındığında…Varılan ayrımına…

Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 33, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

“Merhaba…Dün,bugün ve yarına…” yazısına 2 Yorum yapılmış

  1. Günaydın arkadaşım nasılsın uzun bir ara oldu uğrayamadım bu ara çok yoğunum cadımın gecesi şimdi de boya badan işleri ara ara fırsat buldukça bloguma geliyorum.Sen nasılsın umarım sağlık ve keyifler yerindedir.Canım seni bekleyen bir mim var bende alırsan sevinirim

  2. Merhaba şirinem,
    Sağ olasın uğradığın için…Ben de biraz uzak kaldım…”Paylaşılacak birikim çok,yazacak zaman yok” durumuna dönüştüm…Nasıl mı??? Anlatacağım…
    Ben de bloguna uğrayıp mim çözümlemesini yapacağım,en kısa sürede…
    Sevgilerimle…

Yorum yapın