
foto:Fatma Çetin
Osmanlıca hocamız “Çarşamba günü saat 14.00 de Feshane ‘de Osmanlıca semineri var.” diye haber iletince, aynı gün Hüsn-i hat kursum olduğu için hocamızdan izin aldım.Ablam da Feshane’deki sergiyi gezmek istediği için dün onunla yola koyulduk.Üsküdar’dan Eyüp’e giden vapur saatte bir ve buçuklardaymış.Önceden öğrenmemenin cezasını ayaklarımız ve bu sıcakta bizler çektik.On dakikalık gecikmeyle vapuru kaçırdık.İki araçla gittik Feshane’ye.
Saat de tam denk geldi ve ben doğruca seminere girdim.Kağıtlar dağıtıldı.Bir hoca önce bu kağıtlardaki yazıları okudu ve açıklamasını getirdi.Notlar aldım.İlki Topkapı Sarayı Hırka-i Saadet Odası’nın girişindeki kapının,2. mahmut Dönemi’nde yazılmış yazılarıydı.Ardından da Süleymaniye Haziresi’nden alınmış üç mezartaşı örneğinin renkli fotokopilerini okuyup,anlamlandırdı.Okurken Arapça bilgimizi de sınadı. Birbuçuk saate yakın sürdü seminer.

foto:Fatma Çetin
Ablamla telefonla araşıp,sergi içinde buluştuk.O bu zaman aralığında sergilenen tezhib çalışmalarını görüntülemiş.Ebru bölümüne geçip,dört ebru çalışması almış.Ben durur muyum? Doğruca gidip üç tane de ben aldım.Allah izin verirse seneye aharlayıp,üzerine hat yazacağım.
Seneye Osmanlıca kursu bir yıl daha uzasın diye İsmek’e toplu dilekçe verdik.Bizim üç yılımız bitti.Bir kez daha olur mu diye denemelerdeyiz.Ben ek olarak Farsça kursu için de imza toplatıp,bir dilekçe yazdırttım. Bakalım ne olacak?
Sergiyi gezinirken ya o kurslar oluşmazsa diye kendime Hüsn-i Hat kursum yanısıra başka bir sanat dalı aramaktayım.Ahşap Oymacılığı’nı görüyorum.Hemen yanıbaşında da Sedef Kakmacılığı eserleri sergilenmekte.İçeri de hocası,açıklatıcı bilgiler vermekte.O bölüme gidiyor ve dinlemeye başlıyorum.Hem de hoca benim gittiğim binadan.Tamam buldum işte diyorum,içimden.İşte çok özenle ve özverili çalışılması gereken bir sanat dalı daha.

foto:Fatma Çetin
Ortaya çıkan eserler çok hoşuma gitti ve gönlüm ona meyletti.Ahşabı hep sevmişimdir.Sedefin zarif pırıltısıyla bütünleşen eserler bana yakın duyumsatıyor kendimi.Biraz hocayla söyleşiyorum. Ben de derse başlayabileceğimi söylüyorum ona.Şöyle bir bakıyor bana ve bir saat gösteriyor “Altmış yaşında bir hanım yaptı bunu.Siz de…Neden olmasın?” diyor……Sağ ol hocam!!!
Yine ablamla kaybettik birbirimizi…Ortak yanımız sanat da olsa, ilgi alanlarımız farklı…Yeniden telefonla buluyoruz birbirimizi.Gerçekten,eskiden nasıl buluşurduk biz? Aklıma gelmesi için düşünmeme gerek…Öylesi alışmışız “teknoloci”ye…
Sonunda sergiyi de birlikte gezip,bitiriyoruz.Çoğu bölümler yetişemedi.Ama biz bu kez vapura yetişmekte kararlıyız.Binanın bahçesinde yürüyüp,bir köprüden geçerek,Sütlüce İskelesi’ne gittik.Araç geçişi yok ama bir motorsikletli aklımı başımdan aldı.Bir hız ki sormayın.Ona aferin diyorum buradan.Alkıııış…Nasıl da hızlı oğlumuz…Arkasına kız atmış,çevreye ve ona da hava atmakla meşgul…

foto:Fatma Çetin
Sütlüce İskele’si şirin ve minicik geldi gözüme.Haliç’in sularıysa çamurlu.Motor-vapurda üst kata çıktık.Çoğu bizim gibi sergiden dönenler doluştu.Kenara en yakın oturduk ki seslerden ırak olalım.Ne mümkün…Ah! Hemcinslerim…On kişilik grup düşünün,beşerli karşılıklı oturmuşlar.En sağ uçtaki karşıda oturan en sol uçtakiyle konuşuyor.Böyle çapraz çapraz konuşmalar… Motorun gürültüsüyle de az duyulur olan o sesler,gittikçe yükseliyor…Nasıl anlaştılar bilemiyorum? Herkes bağrışıp duruyordu.Buna benzer bir dolu gruplar ve gürültüyle çarpışan sesler…Oysa ki Haliç’i şöyle bir gezmiş olacak ve geçmişe dalacaktım ben.Bu karmaşayı duymamak için,kulağıma gelen müzik en yükseğe ayarlı ama ne çare????

foto:Fatma Çetin
Karşımızdaki tekli sıraya birkaç kadın ayakkabılarını çıkarıp,ayaklarını uzatarak enine oturuyorlar.Birkaç da sevgili roman vatandaşlar var,çocuklarıyla.Çocuklar da sırayla yatıyorlar birbirlerinin kucaklarına. Yediklerinin çöpünü dertop edip,denize fırlatıyorlar.Giden vapurun yarattığı rüzgarın etkisiyle, o top yumağı ablamın suratının ortasına isabet ediyor.Çıt yok…Bağrışa çığrışa devam…
İndiğimde sıcağın etkisiyle de çok yorgun duyumsadım kendimi.Eve dönüş için sonraki tek araç bile zorlu geldi. Canım İstanbul’um seni çoook seviyorum.Karmaşana bile hoşnutum…Ama bazı kez senin için, sevdiğim kadar çoook üzülüyorum…
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 76, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Yorum yapın