
Eser:Gülsen İkizler foto:Fatma Çetin
“Türk İslâm Eserleri Müzesi Sergi Salonu” Sultanahmet-İstanbul
Sergi Süresi: 6-21 Haziran 2009
Böyle bir davetiyem vardı ve ek olarak Cumartesi, 17.00 yazıyordu… “Tanıtım kokteylini onurlandırmanızı dileriz.” yazımıyla. Bu eserler, İslâm Konferansı’na gelenler için de Ankara’dan getirildi ve onların görünümüne de sunuldu…
Ankara gurbet ilinde yaşayan, doğduğu yer İstanbul şehri aşkıyla ayın yarısında burada gördüğümüz ablamın ve arkadaşlarının sergisi bu. Hocaları Memnune Birkan’ın yanısıra otuzyedi kişinin yıllarca uğraşısı sonucunda ortaya çıkarılmış çok değerli eserler. Ablamın büyüteçle çalıştığına kendim tanık oldum.
Bu sergide bulunan Esmâ-ül Hüsna’lar, tanınmış hat sanatçıları tarafından yazılmış ve yine yıllardır bu işle uğraşan “Tezhib” sanatçıları tarafından çerçevelenmiş… Görülmeye değer çalışmalar. Aralarında minyatürle bütünleştirilmiş,birkaç eser de var.
Ben bir yıldır “Hüsn-i Hat” kursuna gittiğim için, hat yazılarının içine düştüm desem yeridir. Her birinin yazım şekli itibarıyla, mürekkep koyuluğuyla ilgilendim aklım erdiğince.

Eser:Gülsen İkizler foto:Fatma Çetin
Tezhibler tek kelimeyle, müthiş bir uğraşla oluşturulmuş. En ince ayrıntıları, normal gözle görmek olası değil, büyüteç gerek. Çizgiler, neredeyse tek kılı olan bir fırçayla çekiliyor. Gidip görmek gerek. Ablamın dört tane eseri var, sergide. Ayların, yılların emeği her biri.
Ablamı ve arkadaşlarını kutlarken “Emeğinize sağlık.Çok güzel eserler… Anlayana…” dedim. Bir tanesi bu cümleye bayıldı… “Evet !!! Anlayana.” dedi.
Nedense el emeği, göz nuru ve sanat olayları pek de ilgi görmüyor ve gereğince değerlendirilmiyor. Bu da çalışan emekdarları olumlu olarak motive etmiyor, küstürüyor… Haklı olarak… İlle de “sonuca bağlanmış, keş para” ya dönüşler daha bir “alkış ve ilgi” odağı oluyor. Kuşkusuz, para yaşamak için çook gerekli ama bu tür değerler olmasa, monoton ve çıkarcı bir toplumla ne derece yaşanır olabilir, dünya…
Yemyeşil uzanan çimlerin içinde bir tek papatya bile görsek, ortama hayat vermiş o görünüm yeniden renklenip başka türlü bir keyif verir. Gül, lale, gelincik ve başka çiçeklerin eklenmesiyle de daha bir renkli görünüme kavuşup seyrine doyum olmaz. İşte ben sanatı, hayat içinde olması gerekler olarak düşünürüm. Her bir farklı uğraşın katılmasıyla, hayatı daha bir hoş gösterip yaşanır kılan ve kesinlikle olması gereklerden. Sanatçıları da duygusal ve adanmış… Her türlü yaşamlarıyla, sorgulamasız… Maddeden soyutlanmış… Manevi düşünceler doğrultusunda… Yaşamla bütünleşen… Ve “yaşamın renkleri” olarak… Görür ve saygı duyarım…

Eser:Gülsen İkizler foto:Fatma Çetin
Sergide çoğu eserin önünde saygıyla durdum ve inceledim. Gözle görünmeyenin, derinliğine inmeye çabaladım. Nasıl bir uğraş verdiklerinin ve yaparken duyumsadıklarının ayrımına varmaya çalıştım. Sevmeden bu işin asla yapılamacağını biliyorum. Nasıl ki ben bir hat yazısı gördüğümde onun içinde kayboluyorum… Okumaya çalışıyor ve yazılış tarzına kilitleniyorsam, onların da her bir noktasında aynı duyguyu yaşadıklarına inanıyorum. Her bir eser onların bütünü ve çocukları gibi… Evet!!! Ortaya çıkarılan eser, kişinin çocuğu gibi duyumsanıyor… Sanki senin bir bütünün…
Düşünün bu yıl yeni başladım, hüsn-i hat kursuna. Yıl boyunca tek eser… Çok yeniyim ve bir dolu hatam olabilir. Ama bana verdiği mutluluğun ölçüsü yok. Sokaktaki çeşme yazıları, mezartaşlarındaki yazılar, padişah beratları, Osmanlıca… Bir kelimesini söktürüp de okuyunca, dünyalar benim oluyor… İşte sanat ve öğrenmek, böyle bir aşk… Ve çok emek isteyen… Ve her birinin yeri çoook ayrı… Ama vardığı sonuç… Tek…
Okumak, öğrenmek konusuna gelince benim için dünyalar durur… Bugüne dek yazılarımı okuyan dostlarım, tanıdı beni… Bence “yaşamın anlamı” budur… Ve sanatla bir bütündür, öğrenip kendini geliştirmek… Öğrenmenin sınırı yoktur… Hüsn-i hat yazıp da geçmek değil, ne yazdığımı bilmek de benim için gerek ve bir bütün olmuştur.
Tezhib çok ince ve dikkat gerektiren bir sanat… Her yapılan eserin, ne konuda olursa olsun, özen gösterilmesi gerektiği gibi… Bu sergiyi gezmek, o eserlerin sesine kulak vermek, her bir eserle bir bütün olmak keyifli bir duygu… Tüm eserleri bu gözle görmek istediğim için tümünü bitiremedim, doğal olarak… Yine ve yine gideceğim… Sizleri de orada görmektir dileğim…
Tüm eser sahibi sanatçıları, hocaları Memnune Birkan’ın nezdinde kutluyor ve emeklerine sağlık diyorum… Daha da üretebilmelerini, başarılarının süregelmesini diliyorum…
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 116, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorum yapın