3 Haziran, 2009 tarihinde fatosh yazmış
foto:Alihan Çetin

foto:Alihan Çetin

Evimiz yapılırken,otoparkın yeri var,kendi yoktu.Evin arkasında koca bir yeşillik ama yol kenarında park eden arabalar görünümü ile.Yapılınca ne olacak? Bu kez yol kenarları, otoparkı olmayanların sevinçle buldukları boşluğa koyacakları arabalarla yine dolacak.Tek kazanç, apartmanda oturanların artık arabalarını korumaya almış olacakları…Bizim arka bahçe de beton yığınına dönüşecek…Yeşilliklere veda…

Bir haftadır,uğraşıyorlar yapan firma çalışanları.Kenarlardaki güllerimizden yalnızca bir tanesi,yerinden oldu.Meyve ağaçlarının üçünü gölge etsin diye olduğu yerde bırakmışlar.Çardağımız bir köşeye sığındı. Döşerlerken parke taşları hepsi gri renkte ve hapisane avlusu gibiydi.Sonrasında birkaç yere öbek öbek kırmızısından döşediler.O yeşilim bahçe,soğuk bir düzgünlüğe dönüştü.Artık böcek keşif turlarıma son…  :(

Bugün taşların üzerine sarı tozlar dökmüşler.Sanırım kum ki taşların arası dolsun.Artık arka balkondan bahçeye bakasım gelmiyor.Kedicikler de şaşkın şaşkın dolanmada,keyifle turladıkları bahçede.Gerekli miydi? Evet! Ama hiç de sevimli gelmiyor şu an gözüme.

Akşam üstü caddeye çıkıp,yürüyüş yaptım.Mado’da dondurma molası da yanıma kâr kaldı.Dönüşte şöyle bir tepeden baktım İstanbul’uma.Bir beton yığını…Üst üste konuşlanmış gibi duran evlerle selamlayan…Bir boşluk yok aralarında sanki.1989 yılında bu semte taşındığımda,koyunların yayıldığını görürdüm karşı yakalarda.Şu an üst üste binmiş gibi duran o evlerin olduğu yerlerde.Ve birkaç kez de çobanlarıyla geçtiğine tanık olmuştum…Henüz dolmamış olan sokak aralarından.Şimdiyse semtimizde ev yapacak arsa kalmamış…

İnsandan çok arabayla karşılaştığımı bile düşünür oldum.Bir araba ve içinde sürücüsüyle geçen Boğaz Köprülerinden…Az mı rastlanır görünümdür? Dönüş yolumda yanımdan geçen, hemen hemen çoğu araba aynı görünümdeydi…Bir araba ve içinde bir insanın olduğu…İş dönüşü…Neredeyse yürümeyi unutan insanlar…Saatlerce trafiğe takılıp,sıkıntıyla kıvranan yine de alışkanlıklarından vazgeçemeyenler…

Bazı kez ekonomik sıkıntı derken,bedava dağıtılıyor görünümünde alışveriş edenleri gördüğümde aklımdan geçenler…Bu kez benzin ve araba alımı için geçerliliğini sürdürüyor…Bir yerlerde okumuştum,sahipleri tarafından ödeme güçlüğü nedeniyle terkedilmiş arabaları, fotoğraflanmış durumuyla.Krediyle ev,eşya, araba al ve ardını düşünme…Kuşkusuz hepsinden herkesin olsun da…Öyle kolay elde edileceği görülmüş mü helâlinden işe gidip gelmekle.Her şeyin bir sırası var…Ve uyulmadığında getirisi acı oluyor…

Geçen hafta kurstaki bir kızın evlendiğini duydum.Düğün yapmışlar…Bir kere oluyormuş…Balayına çıkmışlar…Bir kere oluyormuş…Yetmemiş balayında başbaşa olmak için tura katılmamış ve özel rehber eşliğinde gezmişler…Bir kere oluyormuş…Ne güzel…Ya sonra??? Oniki milyon borç yapmışlar.Evleri kiraymış…Kızımız da “ev kadını” statüsünde…Çalışmıyor…Onları zor günler bekliyormuş…A-aaa!!! Neden acaba???

Bir atasözü vardı bize öğretilen “Ayağını yorganına göre uzat.” diye.Sanırsınız ayak dışarıda kalırsa üşümesin demek istemişler atalarımız.Varmak istediği yeri anlamaktansa bu daha zararsız görüneni benimseyen…Ve anlamazdan gelenler…Buz tutmuş ayakla, kangrene dönüştürmekte…Geleceklerini…

Yapılan otopark da yetmeyecek,iki arabası olan dairelere…Yetmedi bir motorsiklet alalım diyenlere de…Düşünüp düşünüp boğul git…Daha yirmilerin başında “önce başımızı sokacak bir ev” diye yola çıkışlarına…Elinde kağıt,kalem bütçe yapışlarına…Şimdiki sunumların ekmek elden su gölden örneği yayılışlarına…Ah! Bizim nesil…Nasıl da kazınmış tırnak aralarına emeğin…Ya biz ettik,size etmeyelim çabaları çocuklara…

İstisnalar kaideyi bozmasa da…Anne ve babaların çalıştığı bir aile ortamında,hafta sonu keyfi nasıl olur? İlle de dışarıda yemekler yenilir.Çocuk ya da çocuklaraysa armağan yağdırılır…Hele bir durun da istemeyi bilsin en azından,çocuklarınız… Doyumsuzluğu öğretmeyin…Sizlerin yaşı ve işi hep aynı konumda kalmayacak.Bu kez istediğinde karşılığını bulamayacak…İşte o zaman…Demek de boş…Yaşayıp,öğrenecekler…

Otoparkımız bitip kullanıma açılacak.Yetmeyecek,biliyorum…Her daireye bir araba yeri ayrımı…Yeni yetme gençlerin tutkusu…Herkes kendi arabasıyla işe gitmeli…Yakın ya da toplu taşıma da olsa…Görüyorum,üç üst sokağa  arabayla gideni de…Sonrasında spora yazıl,yürüme bandı al…Ki zinde kalasın… Sağlıklı olasın…

Akşam iki kez yanlış zile basmışlar…”Kim o?” dediğimde pizzacı ve hamburgerci…Ne sağlıklı beslenme biçimi…Şimdi de obezite ile uğraşın bakalım…Haydi diyetisyene…

Kendimle çok uğraşıyorum,iştah açısından…Bu denli acımasız olmamam gerektiğini anladım…Sebze,meyve, salatanın eksik olmadığı soframla…Ve üşenmeden katettiğim kilometreler nedeniyle…

Otoparkımız hayırlı olsun…Ama gereğinden çok doldurmamak kaydıyla…Yeterliliği bir öğrenebilsek…Ve görgüyü de…Her şey ne güzel olacak…

Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 44, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

“Otopark…” yazısına 4 Yorum yapılmış

  1. Canım arkadaşım ne güzel anlatmışsın olması gerekeni dediklerinin hepsine katılıyorum hemde fazlası ile çocuklarımız doyumsuz olmasın görgü kuralları unutulmasın diye çabalıyoruz, ama nereye kadar senin benim çocuğum bazı kuralları fazlası ile alırken diğerleri için ne demeli?Herşeyi para ile satın alabilir yada öğretebiliriz ama görgüye ne paranın gücü yeter nede başka şeyin herkes iyidir ,güzeldir ,hanımdır ,efendidir ama bunlar başka görgülü olmak bence bambaşka sevgiyle kal canım bu arada bahçen için çok üzüldüm her tarafımızda taş görmekten bunalım olacaz artık :(

  2. Sevgili şirinem,
    Sağ olasın paylaşıp,yorumunla bana katıldığın için.Umarım çoğunluğa ulaşır ve “bazı değerler” yitirilmeden ayrımına varılabilir…Çok geç olmadan…Ve “keşke”lere gerek kalmadan…
    Sevgilerimle…

  3. bende aynı yanlışı yapıyorum , istemeyi bilmeyecek bir çocuk yetiştiriyorum :( kendi-me-mize dur demeliyim-z artık !!!
    hazır yemek hafta da bir- iki bizimde kapımızı çalıyor :)
    Fatoş annem yüreğinize sağlık yine doğru tespit her zaman olduğu gibi yazınız çok güzeldi sevgilerimle

  4. Sevgili Figen kızım ;)
    Seni seniii diyemeyeceğim…Çok şekerler evet ama biraz fren…
    Sağ olasın canım içten sözlerin için.
    İrem’e çook öpücükler ve sizlere sevgilerimle.

Yorum yapın