
foto:Değer Altunay
İstanbul’da bahara geçit yoktur.Havaları da kadınları gibidir…Değişken ve bilinmezliklerle dolu…Şöyle bir doyasıya baharı yaşamak olmaz.Birden sıcak bastırıverir.
Bu sözleri hep duymuşuzdur ve bugün yine tanıklık ettim.Aman dikkat edeyim, tam hastalık havası zamanları diye tedbiri elden bırakmadım,aklımca. Baharlık giyindim,yazlık havaya denk geldim.Tamam, sıcak olacak denildi ama bu da neyin nesi böyle?… Yazın sıcak günlerinden birinde buldum kendimi.
Kurstan dönüşte kaç mola verdiğimi ben de şaşırdım.Her gölgeliğe sığındım.Soğuk su yetmedi,dondurma aldım.Gördüğüm banklarda oturup dinlendim.Dönüş zamanım ikiye katlandı.Baharlık değil yazlık giysileri çıkarmak ve öyle giyinmek gerekmiş meğer.
Osmanlıca kursumuzun başarı belgeleri de verildi,bugün.Karne almış gibi sevinmiş ve kutlama yapmaya hazırlanmıştım.O bile aklımdan çıkıp gitmiş.Şu an anımsadım.Öyle bezgin gelmişim,girdiğimde “cennet” gibi gelen evime.
Kurslarım ilköğretimle tatil oluyor ve ben, gün sayıyorum.Hocalarımız da haziran sonuna dek görevli geleceklermiş,”siz de gelin biz zaten burada olacağız,çalışırız” diyorlar.”Help me!”…İşimiz iş gayri…Ne yardan ne serden geçeceğiz…Kuzu kuzu gidecek miyiz ne???
Öğrencilik zor iş,seneye ben de hoca mı olsam,diye düşünür oldum.Ömür boyu öğrenen olmak ne zormuş…Gerçi yaşamın kendisi, öğrencilik olayını sonuna dek sürdürüyor ya…
Evde, uzunca bir süre kıpırtısız oturdum.Çok yorulmuşum.Akşam yemeğinden sonra filtre kahve eşliğinde,meşhur kış bahçemize çıktık.Bambu perdeler alırken,bambu meşale de almıştım.İçinde gazı hazır,bahçeye konulmayı bekliyordu.Bir gayret bahçeye çıktım.Balkonun önüne “saplama” yaptım.Fitilini de bir uzun tutmuşum ki yakınca “tam meşale”ye dönüştü.Eline al,dağdan kayak yaparak in…Seni şehirden “geliyor” diye görsünler.Olsun ama balkon apaydınlık oldu.Saatlerce de yandı.
Bir de CD koyduk…Gel keyfim gel.”Oh be dünya varmış” gibi…Biz ademoğulları (olmadı ne demeli) Biz havva kadınları (tamam şimdi oldu) çok duygusalız.Oturmuşsun sevdiceğin balkonunda,yakmışsın meşaleni… Sürdür o havayı…Derken…Alevlere bakarken gecenin karanlığında,canım ablacığımın sevdiği şarkı düştü gönlüme.
Geceler sessiz sessiz yağar
Yağar sabahlara kadar
Ağlama gönül ağlama
Bu sevda seni de yakar
Geceler uzun geceler sensiz
Geceler çekilmiyor sensiz
Geceler hüsran geceler ayaz
Geleceksen artık etme naz
Geceler sessiz sessiz tüter
Tüter ocağın dumanı
Ağlama gönül ağlama
Yarin yok dini imanı
Geceler uzun geceler sensiz
Geceler çekilmiyor sensiz
Geceler hüsran geceler ayaz
Geleceksen artık etme naz
Yıllar önce,ablamlarla bir sömestr tatilinde Uludağ’a gittik, çocuklarımızla.Kar,buz tam istenildiği gibi durumlar…Bir akşam çocukları doyurduk, ağabeyleri başlarında odalarında TV izliyorlar.Biz büyükler yemeğe indik.Canlı müzik var.Biz iki havva bu şarkı senin,bu şarkı benim oynuyoruz.Ablacığım “Benim istediğim bir şarkı var.Onu istesek mi?” diye fısıldadı kulağıma.O anda solist şarkı söylemeyi kesti ve “Aramızda sevdiğim bir arkadaşım var,Kenan Erel.Şimdi onu kendi bestesini seslendirmesi için sahneye davet ediyorum.” dedi.Ve olmayacak şey gerçekleşti…Benim ilk kez duyduğum, yukarıya sözlerini alıntıladığım bu eseri istermiş, canım ablam.Dileği o an gerçekleşti.Hem de eserin kendi sahibinden…Ağlamıştı ablacığım,inanamayarak… Niçin(???) ve neden(???) bu sözleri tutkuyla benimsemişse artık…Canım ablam,nurlar içinde yat.
İşte geçişler bu denli hızlı olabiliyor bende,bazen.İstiyorsunuz ki sevdiklerinizle uzun yıllar geçiresiniz.Ne yazık ki hayallerin geleceğe uyarlaması kimi kez sizin doğrultunuzda olmuyor.Acı veren sapaklar,çıkmaz yola dönüştüğünde de böyle buruyor içinizi.
Yaşam bu işte…Sıcağın, tatil özlemini…Mutlu bir “an”ın,hüznü çağrıştırmasıyla bütünleşen…Sevdiğini hiç unutamıyor insan…İstiyor ki paylaşsın…O an arıyor yanında ve bulamayınca…gidiyor,paylaşılmışlıklara… Anımsatması için bir meşalenin ışığı bile yetiyor… İçinde sönmeyen “onun meşalesi”nin yakıcılığıyla…
Sevdiklerimizin “olabildiğince” yanımızda olmaları dileğiyle…
Sevgiyle kalın…
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 31, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Mayıs 18th, 2009 at 02:17
canım ya çook duygulandım çook yazacak kelime bulamıyorum gerçekten içten samimi sanki dün yaşanmış yürwğine sağlık..allah rahmet eylesin kalanlara sağlıklı ömürler versin canım kardeşim sevgiler çok şeyler yazmak istedim bende şu an sevdiklerimi anımsadım ve bitti sözler
Mayıs 18th, 2009 at 10:36
Sevgili Fatma hanımcığım,
Seni ve yorumlarını görmek ne güzel yeniden.
Yazıma gelince…Ufacık bir anımsatma, alıp götürüyor bir yerlere…
Ve “sıcak” tatil özlemini düşündürürken,”meşale”yle Uludağ’da yaşadığım buz gibi serinliğin(!) içinde bulabiliyorum kendimi…
Teşekkür ederim yazımı okuduğun ve duygulanımımı paylaştığın için.
Sevgilerimle.