
foto:Değer Altunay
Bazı kez yaşadığım rastlantılar,bana bile inanılmaz gelebiliyor…Kurgulanmış gibi… Her şey yerli yerine oturtuluyor, Yaradanca…Gerektiği an ve zamanda… Yeter ki anlayabilelim…
Ve ders alabilelim…
Bu kimi kez yaşanılan bir olay,kimi kez de karşılaşılan bir kişi ya da kişiler olabiliyor…Çıkarımı yapacak olan kişiyse, kendiniz olacaksınız…Anlayana…Nereye dek? İster bir yaşam sürecek uygulamalarınızda kullanmak üzere,ister arkanızı döndüğünüzde unutabileceğiniz durumlar olarak…
Seçim benim…Seçim sizin…
Bugün işim semtimizdeydi.Araçsız, yürümeyle başarılacak işler.Sevindim… Kısa sürede biten işlerim nedeniyle de kendime yakınımızdaki bir sitenin,şehir gürültüsünden uzak, kocaman bahçesinde oturma ödülü verdim. Çantamda da cuma gününe yetişecek Osmanlıca ödevim bulunmakta.Hem mis gibi yeni biçilmiş çim kokusunu koklarım ve hem de soluklanırken bir işimi de görmüş olurum,düşüncelerindeyim.
Bankların bir tanesinde minik çocuğuyla bir baba oturuyor.Onlara en uzak olanını seçtim.Bankın ucuna biraz güneş geliyor,tatlı bir ılıklık ve gül kokuları eşliğinde…Yazılarımı çıkarıp,yakın gözlüğümü taktım. İşlem tamam…
Az sonra küçük çocuk geldi,tırmanıp yanıma oturdu.Sıcak geldiği için belime bağladığım montun ipliğine yapıştı…Habire çekiyor…İplik uzadıkça uzuyor,öteki düğümlü ucundan çıkacak.Yavaşça elini tuttum,saçını okşadım ve ipliğin ucunu kurtardım.Yazımı okumayı sürdürdüm…Gerekli ilgiyi görememiş olacak ki usulcacık yanımdan uzaklaştı…Varan biiiir…
Neden varan bir,çünkü bilirim ille de birileri gelecek yanıma ve ille de konuşacaklar…
Kulaklıklarım takılı,hafif müzik eşliğinde okumayı sürdürürken yaşlı bir anne ve orta yaşlı kızı yürüyor, bulunduğum yere doğru.Göz ucuyla gördüğüm bu durum karşısında,”Bir sürü bank var” diye çığırmayı düşünüyorum…
Ellerinde büfeden aldıkları içi patates,mayonez ve ketçaplı yarım ekmeklerini gözüme gözüme sokarak yanıma gelip, oturdular.Anne üzerime eğildi (kulaklıkların ayrımında değil,sanırım) “Bizim oraların fasulyesi çok güzel olur.İçine gerdan eti koydum, pişirdim ama canımız yemek istemedi.Dışarıdan alınan şu patates bile ne güzel geldi.Kızım ayıp olur dedi ama içim kaydı,bunu yiyeceğiz” dedi.”Âfiyet olsun!”…Ben okumayı sürdürüyorum ve okuduklarım üzerine not almayı.Sağ yanımda sürekli bir konuşma sesi…Döndüm…Bana anlatıyor…
Notlarımı katlayıp,kulaklığı çıkardım,söyleşmeye başladık.Orta yaşlı kızı, zihinsel engelli, oturduklarında anlamıştım.”Yemek yemeyelim,ayıp olur” diye tutturan da o ve hâlâ yemiyor,bana ayıp olacak diye.Eğilip, sevgiyle gülümsedim ve “yemesini,ayıp olmayacağını söyledim”…Ancak öyle yemeye başladı.Çok hassas ve kırılgan.Okuduklarıma bakmış ve “Kur’an mı o?” diye sordu.Her sabah abdest alıp,dua ettiğini söyledi. Annesi Türkçeyi bile okuyamadığını,ona göre okul bulamadıklarını ve seneye yine araştıracağını söylüyor, yanı başımızdan.
Dört çocuğu daha varmış,hepsi okumuşlar,çoğu evlenmiş…”Bir bu,okumadı” diyor.Kocası Almanya’daymış hep…O çocuklarıyla cebelleşirken…”İhtiyarladı,iki yıl önce geldi” diye sürdürüyor anlatımını.”Eli de sıkı,hep ev aldı.Galiba emekli maaşı da yüksek ama evli olmayan kızım bakıyor bize.Ben ne olur olmaz,babaları yaşlı, ölür ve içlerine dert olur diye,onun hakkında kötü söyletmem.Onlar kızınca da gönlünü alın diye öğütlerim. Ne de olsa babaları”…
Çocuklarının peşinde dolaşmış,okurlarken.Memleketini bırakıp,büyük şehirlere göç etmişler…”Şimdi buralı olduk,artık.” diyor,bir eli öpülüp bırakılıp, öteki eli öpülesi kadın. Canım yurdum kadını…Hâlâ elinden tutup gezdirdiği orta yaşlı kızına okul arayan,övülesi ana…
Sevgiyle ayrılıyorum yanlarından.Kızının gözlerinin içi gülüyor.Onunla konuştum, ilgilendim,sorular sordum.Özellikle gözlerinin içine bakıp,ona da ayrıca “hoşça kal” diyorum. Neredeyse sarılıp,peşimden gelecek…
Burada yazıma ara verip salı günü cnbc-e de izlediğim “desperate housewives” ın başına, TV ye gidiyorum… Türlü entrikalara bulaşıyorum,izlerken.”Yaşamlar”…diye geçiriyorum içimden.
Geçenlerde Vatan Gazetesi’nde Selahattin Duman’ın “En son estetik vakası.. Elma yanak modası!” başlığını attığı ve
“Kaşına, göz kapağına, yanağına, dudağına botoks tıktıra tıktıra suratına sfenks durgunluğu vermeyi başaran kadınlık şimdi çıkık yanak kemiği istiyor..
Biz bunu kendi aramızda “elma yanak” olarak tesmiye ediyoruz.. Bilim “Mongol tip” tarifine daha yakın duruyor..
Bu modayı icat eden “elma yanak” konseptini kim bilir kimden gördü, aynısını ben de isterim diye tutturdu..” yazarak sürdürdüğü, yazısı aklıma düşüyor…
Birisi dizi…Bana göre “uç” örneklerle dolu…Bir de buradan yak, gibi izlediğim…Birisi yazı…Yine bana göre “uç” uygulamaları kapsayan…Bugün rastlantısal yanıma oturanlar ise yaşamın taa içinden…”Örnek al, yaptıklarından yüksünme…Yaşadıkça görecek ve öğreneceksin” diye gönderilmiş yanıma,âdeta…Teşekkür ederim,gereksinimim vardı gerçekten…Karmaşıklaşmış durumlarımda…
Bazı kez yaşadığım rastlantılar,bana bile inanılmaz gelebiliyor…Kurgulanmış gibi…Her şey yerli yerine oturtuluyor,Yaradanca…Gerektiği an ve zamanda…Yeter ki anlayabilelim…Ve ders alabilelim…
Bu kimi kez yaşanılan bir olay,kimi kez de karşılaşılan bir kişi ya da kişiler olabiliyor…Çıkarımı yapacak olan kişiyse, kendiniz olacaksınız…Anlayana…Nereye dek? İster bir yaşam sürecek uygulamalarınızda kullanmak üzere,ister arkanızı döndüğünüzde unutabileceğiniz durumlar olarak…Seçim benim…Seçim sizin…
Sevgiyle kalın…
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 37, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorum yapın