
foto:Değer Altunay
Dün gece değil bu sabah uyuyabildiğimde,gün ışımış değil gündüz olmuştu.Uykumun arasında, normal olarak kalkıp kahvaltısını etmiş ve işe başlamış bir can arkadaşım aradığında,”konuştuk(?)”…Doğal olarak anımsamıyorum. Onu, uykumdan uyandırdığını anlayıp da üzmemek, durumumu belli etmemek için aklımca normal(!) konuştum.Sonra yine uyudum ve başka bir can arkadaşımın aramasıyla da uyanmış oldum.Ona da belli etmedim ama bu kez yarı ayıktım,hiç olmazsa…Bu kez arayan can,taaa uzaklardan ve gözüm de görmedi kapatırken telefonu, arama süresini… Kesin bir saati geçmiştir, konuştuğumuz.Yakınlarda yine gelecekmiş… İyi haber…
Oğlum sallama çaylı ve kekli, bisküvili kahvaltımı(!) hazırlamış.Gözlerim yazlıktaki kocamı aradı.Çayımın mis gibi demlenmiş ve zeytinli,peynirli,reçelli kahvaltımın hazır edildiği…Neyse buna da şükür.Yarı ayılmış durumda fincan ve tabağımı “kış bahçeme” taşıdım.Güneş gelmiş, süper…Müzik setini açtım,karşıma FM 106.00 çıktı.Pek de güzel parçalar çalıyor, iyi…Kalsın…Sound “music” ayarına getirildi,tarafımdan.Salondan gelen müzik eşliğinde kahvaltımı ettim.”Mola”"mı yaktım,çayımı yudumluyorum.Kocamın diktiği soğanların boyu 10 cm.yi geçmiş.Bakalım ne açacaklar.Çeşitli çiçekler bir yerlere dikildi demiştim ya, bana armağan gibi her açışları,”merhaba” diyerek.
Arkadaşımla konuşurken bana göre büyük,ot bürümüş arka bahçedeki kameriye masasının üzerinde yayılıp yatmış,güneşlenen ve o an bu durumuna özendiğim bir kedi görmüştüm.Şu an onun konumunda olmasam da ,gerinip güneşin tadını çıkarıyorum.Fıstık durumlar…
Çok stresli geçen günlerin üzerine “hakkıdır,hakka tapan canımın” bu durumlar diyorum,içtenlikle.Gün kavramını yitirmişim.Köşedeki okuldan niye çocuk cıvıltıları gelmiyor diye ses dinlerken buldum kendimi,biraz önce.”Pazar” günü olduğunu bile bilemedim,o denli karmaşık ve bitik düşmüşüm.Üstüne üstlük sabaha dek kafamın içinde dönüp duran düşüncelerle boğuşunca ve dün tüm gün uzay boşluğunda dolaşınca,gerekmiş bugün sallama çay,kek ve bisküviye tâlim…”Ne gelirse okey,abi”. Ne de hoşuma gitti…Çok şükür…İşte buraya dek benim “kendini şımart” durumları…Umarım tüm gece duyumsadığım “dünyanın yükü omuzlarımda” olayı aşılmıştır…Aşılması gerek…
Uzaklardaki cana;eşyaları azaltacağımı,anısı var diye sakladıklarımdan başlayacağımı söyledim.Bony-M ve Julio Iglesias’ın LP lerine sevgi dolu bakarken buldum kendimi “ay canııım” diyerek.İşim zor(!)…Koca bir kağıda yazmam gerek,uygulamaya başlamak için. Önce okuyarak alışacağım,sonrasında da uygulayacağım… Artık kendime yer açmam “gerek değil,kesin”lik kazananlardan.Sen aralamazsan perdeyi, kapalı konumda kullananlarda “tık” yok.Eeee işler böyle yürüyor,belki de çoğu yerinde dünyanın.
Doğayla içiçe olmak adına bir de arka bahçedeki otlar,börtü böcek arasında bir yürüyüş de iyi gelecek.Kaptırıp gittikçe koşturmacalara…Hoş bir duygu…Yapacaklarını belirlemek bile…Kendin(!) için…
Bir karga geldi,bahçemi gezdi.Bir kedi geldi,yeşil yapraklı bir ağaca sürtündü.İkisi de bana öylece baktılar.”Sırça saray”ımın içine giremediler.İyi ama ben de bu konumdan onlara dokunamadım…
Biraz doğayla iç içe olmak,biraz deyim yerindeyse kendini şımartmak…Bugün benim amacım olsun.Hiç olmazsa “an” lar doğrultusunda…
Bugünlük dopingim de bu olsun.Gerek duyuyorum…Belki de duyuyoruz…Ayrımına bile varmadığımız;bir boşluk bulup soluklanamadığımız,yaşamın getirileri arasında…
Sağlıcakla kalın…
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 28, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Mayıs 4th, 2009 at 15:59
Evet arkadaşım!gülmek varken surat asmak niye,güldürmek varken ağlatmak niye,güzel sözler söylemek varken,kalpleri kırmak niye?hayat çok kısa arkadaşım ve bu dünyadaki hıc bır sey kırılan kalplere değmez.sevgilerimle :))
Mayıs 4th, 2009 at 21:52
Sevgili şirinem,
Yalnızca yitirildiğinde değeri anlaşılan olmak hiç de hoş değil ve bir hastalık ânında yaşamın kısalığının akla gelmesi…Ne yazık ki çoğu kez böyle oluşur durumlar.
Bir önceki yorumda sevgili Figen’e yazdığım yanıttan bir alıntı yapacağım…Böyle bir olanağım olsa yapmayı çok isterdim.
“Kocaman bir sepetim olsa,içi “mutluluk” dolu…Ve ben onu tüm insanlara dağıtabilsem…
Hem ben, hem herkes mutlu olsa ve gülümsese…”
Sevgilerimle.
Mayıs 5th, 2009 at 16:22
Çok haklısın arkadaşım ama hayat böyle bir hal aldı ne yazıkki keşke elimizde bir şans olsada tüm insanları mutlu edebilsek sevgi ve sağlıkla kal
Mayıs 6th, 2009 at 23:39
Sevgili şirinem,katılıyorum yorumuna.Sevgilerimle.