
foto:Alihan Çetin
Son yazdığım yazının tarihine bakamıyorum ve siteme bunca gündür yazamadığım için bana gücenmiş gibi geliyor.Bahar hangi yönden çarptıysa beni artık,uyuşma moduna geçirdi de diyemiyorum.İlle de bir zaman aralığı bulur yazardım ben.Neler oluyor, ayrımına varamıyorum.Yaşamın günlük zorunlu getirileri dışında, canımın pek de bir şey yapmak istediği söylenemez.Hatta onları da “zorunlu” yaptığım söylenebilir.
Isı geçişleri,gün uyuşmazlığının etkin olduğu şu günlerde,gerçekten de vücut direncimi yitirdiğimi duyumsuyorum.Vitamin desteğini de hemen her gün uygulayacağımı söylüyorum kendi kendime…O kadarla kalıyor…İlaç özürlü biri olarak,ne desem boş.Bu da kış süresince ve hâlâ koşturmakta olan beni,etkiliyor.Her yerde de “soğuk algınlığına dikkat” uyarıları verilmekte…
Televizyon izlemenin zaten çekici gelmediği ben,ara ara haberler dışında bir kez “Desperate Housewives” ı izlediğimi söyleyebilirim.Bugün “Hat Sanatları” kursuna gittiğimde de iki eseri aharlı kağıda geçirdim,hiç oturamadım.Eve geldiğimden beridir, öylece oyalanıyor ve toparlamaya çalışıyorum kendimi.Şimdi gel de öğrencilere hak verme.Eh! Biz de geçtik o günlerden ama nasıl beklerdik,dinlence günlerini.Sonra da canımız sıkılıp,okulun açılmasını beklediğimiz gibi…
Ne olacaksa bahar gelince,yeşermesi gibi toprağın sanki içimizde de umutlar yeşerecek ve yeniden doğuşa döneceğiz.Beklentilerimizin ne denli güçlü ama getirisinin aynı güçte olmadığında,dönüşlerin belki de kimi kez yere vurduğu.Kaç kez oturup paylaşmak istedim,hüznün barınağı bir yazıya dönüşmesinden yana içim elvermedi ve geri durdum.
Bugün o çok severek gittiğim kursa bile,sanki adım adım yürüdüm.Araç bir durakta durduğu an açılan kapıdan gördüğüm,az da olsa silkeledi beni.İşe giden bir adam,zorlukla yürüyor.Bir engeli var ve yürüme güçlüğü içinde.Yine de elinden geldiğince hızlı yürüme çabasıyla,sanki yuvarlanarak yürüyor.Gardrobumun üzerinde yazılı bir yazı geldi aklıma,ilk yazmaya başkadığım günlerimde paylaştığım {“Ayakkabım yok” diye sıkılırken , sokakta ayaksız bir adam gördüm. Düşün , şükret.} …
Geri dönüp okuduğumda “Söğüt gibi eğilin, meşe gibi mukavemet etmeyin.Zorunlu şeylerle işbirliği yapınız.” da yazmışım ve “Mutluluğa giden tek bir yol vardır, o da irademizin gücünden üstün olan şeylere üzülmekten vazgeçmektir.”diye de…Bir atlama var basamakta,doldurulmaya hazır beklemelerde.
Kaç yaşımıza gelirsek gelelim,her ne denli yinelemiş olursak olalım,belleğimiz çok kaçamak güreşiyor bizimle.Yapıcı olanları her an yıkmaya hazır durumlarda…Gereği olsun ya da olmasın.Hiçbir neden olmadığını düşünmeme karşın,yine de tetikleyen bir iki unsur olduğu kanısındayım,ayrımına varamadığım. Belli ki olumlu kitaplarımı şöyle bir gözden geçirme gerekliliği oluşmuş.
Oluyor işte,yaşam tekdüzelikten uzak.Belki de onu yaşanır kılan, bu geçişler ve arayışlar…Tekdüzelikten yana dertlenen de ben değil miyim ara sıra da olsa? Bu geçişe de o gözle bakmanın yararı ve yine güneş içinde günü yakalama çabalarıyla,ona ulaşmanın verdiği aydınlık olmayacak mı?
Her savaşımın verdiği güç,daha bir yeniden doğuşu getirmekte.Bu durumda savaşım süregitsin…Daha da güçlü dönüşümlere ulaşmanın sevinciyle…
Kalın sağlıcakla…
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 27, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Nisan 17th, 2009 at 14:28
Canım arkadaşım bu yazınla çoğumuzun aaaa bende aynen senin gibiyim dememize sebebiyet verdin.:) Dökülüyormuyuz baharmı çarptı bende anlamadım ama bir isteksizlik bir hayata boşvermişlik ara ara karamsarlık çökmeden olmuyor nedense, silkelenip düzelmek ise zaman alıyor aslında halimize şükredip bizden daha zor durumda olan insanları düşünmenin belki bir faydası olur sağlıklı ve güzel bir haftasonu dilerim hayırlı cumalar arkadaşım.
Nisan 17th, 2009 at 23:44
Sevgili “şirinem”,
Sağ ol yorumlarını paylaştığın için ve ben hiçbir siteye de bakamaz oldum bugünlerde.Üzgünüm…Geçici bir süreç ve eski güçler geri gelecek umuyorum,hepimize.
Sağlıcakla kalın…Sevgiyle kalın…