11 Nisan, 2009 tarihinde fatosh yazmış
foto:Alihan Çetin

foto:Alihan Çetin

Aklım,düşüncelerimi nadasa bıraktı. Kendine bu süreci tanımayan düşüncelerim, zorlamalara karşın iş başında.  Aklımı seveyim!!!

Gözünü kapamadığın sürece, ayrımında olduğun gerçeklerle yüzleşmekten kaçmak olası değil.İstemedim bir süre görüp de yazmak.Yumdum gözlerimi, düşüncelerim nadasta ya,aklımca(!!!)…

Evimizde uzun bir koridor var,odaların birbiri ardına yer aldığı.İşte o koridor, “yaşam yolu”.Bir ucunda güneşin parladığı, öteki ucunda hüznün barındığı. Bir ucu aydınlık ve güler yüzlü,öteki ucu loş ve ürkütücü.Topu topu benim adımlarımla saydım,16(onaltı) adım…Bir başka yaşama geçiş bu adımlarda…Ve adımları da kısa yaşam süreciyle bağlantıladığım.

Seçimler istekler doğrultusunda,gerçek yaşama paralel…Tamam ama seçim kimi kez neden loş yöne.Dururken aydın yüzlü beklentisiyle öteki bölge…Kışın “merhaba güneş,iyi ki varsın” dediğim aydınlık yöre,yazın “çok şükür kavuşturana” diyerek koştuğum loş gölgelik…Gereksinimlerin getirisi… “O an öyle gerekti”…Bu yalnızca, sessiz ve beklentin doğrultusunda çağrına yanıt veren durumlar.Oysa gerçek yaşamda, çok sesli koro ile ünlenen sayhalara gebe.

Hepimizin ilgisini çekmiştir,kuşkusuz;gözümüze uygunsuz gelen çiftler.Ne tür düşünceler bağlamında olursa olsun,bu bir seçimdir.Yaşam koridorunun ucundaki aydınlık ve loşluk çekiciliğinin,anlık istemi doğrultusunda.İyi de bu onaltı adımla geçiştirilemez bir olgu,olduğun yerde kalakaldığın.Öyle mi??? O eskidenmiş…Şimdi o adımların yok olduğu dönemlerdeyiz,uçarcasına yön değiştirilen…Çoğunlukla.

Sabah havalandırmak için odayı,pencereyi açtığımda; güneşe “merhaba!” dedim.Odamdan çıktığımda, koridor boyunca bir loşluk içine düştüm,düşüncelerime de yenik…Kahvaltı ederken,Emine Ün’ün haberini gördüm “boşanmış”.Ardından görüntüler beni Derya Baykal’a konuk olduğu programa götürdü.Derya Baykal durgun bulduğunu söylüyor,Emine Ün’ü.O da “adını ağzımıza almadığımız olay var ya? Çok yeni,o nedenle” diyor.Asıl kendini inandırmak ister gibi “Ama ben güçlüyüm” diye sürdürüyor söylemini.O güçlü de, süreç(!) zorlu.

Çok sevdiğim can arkadaşlarımdan birinin başına gelen bu olay,hepimizi sudan çıkmış balığa döndürmüştü. “Taraflar istiyor,tek celsede” söylemleri yere batsın,istemişim.Her şeyin güzel olduğu, herkesin birbirini sevdiği,kin,nefret,hırs duygularının dumura uğradığı bir dünya istiyorum diye, hep dualarım.O süreç eğer bana bile zor geldiyse,içinde bulunanlar için çok daha zordur.Derim ya hep “yaşayan bilir,biz ancak empati yapabiliriz”.

O güzel yüzü, hüzünlü Emine Ün’ün.Doğal olarak,tanımıyorum ve düşüncelerim beni bağlar.Ve düşüncelerim, onu kızım ve de bir hemcinsim olarak gördüğüm için şekilleniyor.Derya Baykal’a söylediği “Yaşam benim için yeni başlıyor.” cümlesine takılıyorum,o söyleşide.”Öyle mi gerçekten?” bu da benim sesli düşünce cümlem. “Kızım ve kendim için,ekonomimi ele alacağım.”diye ekliyor.Aslında hepimize gerek olan “ekonomik özgürlükten” söz ediyor.Çoğu kadının çaresizliği olarak görülüp, çoğunlukla dile getirilen…Ve kimi kez olsa da elden bir şeyin gelemediği.Belki de ben eskilerden olduğum için takılı kaldım ama hâlâ çoğu yaşananları görmezden gelemiyorum…

Çok düşünüp,davranışı öyle belirlemek gerek.Bu yaşamın her ânı için gerekli olan bir olgu,sonun nereye varacağı hakkında.Bardağı taşıran damlalar mı yoksa artık taşan suyun çağıltısı mı? Çok fazla gibi görünse de ince çizgiler bunlar,ayrımına varılması da o denli güç.Yıllar geçtikçe “keşke”lerin açığa çıkabildiği…Ve süregitse aynıların tekdüze yaşandığı ama aslında belki de o denli önemsenmemesi gerçeğinin öne çıktığı.

Kapılar kapanıyor ve herkes kendi yazgısını yaşıyor.Ne söylenecek söz, ne akıl verecek durumların olmadığı ve o kapılar ardında çözümlenmesi gereklerden oluşanlar.

Mutluluk usulca yanaşır yanınıza ve son derece alçakgönüllüdür.Birlikte yaşarsınız.Hızla geçer,ayrımına varmadan.Güzelliklerin geçici olduğu gibi…Umarım onun sonu gelmez…

Acı tüm bencilliğiyle çöreklenir,beden ve ruhunuza…Sonuna dek kanınızı emercesine.Her bir ânının keyfini çıkarırcasına, işler derinlere…Sonu hiç gelmeyecekmişçesine…

Aklım,düşüncelerimi nadasa bıraktı.Kendine bu süreci tanımayan düşüncelerim ise, zorlanmasına karşın iş başında .Aklımı seveyim!!!

Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 70, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

“Böyle gelmiş…Böyle geçer dünya…” yazısına 2 Yorum yapılmış

  1. Malesef arkadaşım hayatta istem dışı okadar çok olay gelişiyor ki neden nasıl olduğunu anlamak artık çok zor.Eskiden olan olayları anlamak çözmek sebep bulmak kolaydı şimdi ise birgün başka diğer gün başka bizmi geride kaldık hayat mı çok hızlı koşuyor anlayamıyorum bazen etrafta olan olaylara ayak uydurmak zor geliyor nedenleri anlayamıyorum sudan sebeplerle incir çekirdeğini doldurmaz olaylarla herşey bir anda son bulabiliyor şaştım kaldım ne diyebilirim ki herkese sağlıklı mutlu uzun ömürler dilemekten başka :)))

  2. Sevgili şirinem,

    Teşekkür ederim,paylaştığın için.Dileklerine ben de katılıyorum.

    Sevgilerimle.

Yorum yapın