
foto:Değer Altunay
Sıklıkla hastane sözü ediyorum.Kimi kez bir yakınım için de olabiliyor,ilaç gereksinimi için de…Bugün de öyle bir kısa süreli uğrayışım oldu.Hastane durumları belli…Gerektiğinde kaçış olası değil…
Gerçekten sorunsuz işimi bitirdim, çıktığımda mola verdim.Üç kişilik bir söyleşinin içinde buldum kendimi.Daha bir yakın mı duyumsuyor insanlar “sorunlarımız var ki birlikteyiz” düşüncesiyle… bilinmez.Kırk yıllık tanış(!) gibi gelip,konunun içine dalarcasına giriş yapıyorlar.Oysa ortada konu da yok.Yanına gelip, konuşma girişiminde bulunulunca, yanıtlıyorsunuz.Yine öyle ilgisiz bir konuda söyleştik.Kadının kızı evlenmiş,evini lila rengi döşemiş.Bu kez kadın,kendi evine de mor mobilyalar almış ama boncuklu örtüler eskitilmiş sehpasının üzerinde iyi durmuyormuş!!!
Sonunda dönüş yoluna koyuldum.Durağa dört metrelik bir uzaklıkta duran yaşlı bir kadın,durak neresi diye sordu.Birlikte durağa yürüdük.Onu oturttum.Rengi kara sarı ve beyaz arasında gidip geliyor ve bitkin.Üstü başı temiz ama giysileri çok eskimiş.Ayağına sabo türü bir terlik giymiş.Çiçekli pazen elbisesi,paltosunun aralığından dışarı uğramış.”Kızım evdeki lambamızı aldı.Çok üzüldüm.Karnıma bir sancı girdi.Ameliyat ettiler” dedi.Bağırsak düğümlenmesi.Pansumana geliyormuş.
Kocasını kalp krizinden kaybeden,yaşını sorduğumda “Bilmiyorum” diye yanıtlayan bu muhterem kadın,eşinden ona yadigâr kalan lambasına geceleri bakar,oyalanırmış.Tek çocuğu olan kızı,içten içe vermek istemediği avizeyi alıp gidince,yıkılmış…besbelli.Daha sonra da kızı kocasından aldığı 500.- lira emekli maaşının 200.- lirasını da almış.”Ben niye yaşıyorum ki…” diye söyleniyor.Daha da anlattı ama o noktaya kilitlenen gönlüm, kalanının yarısını anlamadı…Bir de pansumana getirince “para” istiyormuş, annesinden…”Neyim var ki vereyim” diyor.”Allah razı olsun,komşularımdan” diye ekliyor.
Otobüs gelince,içeriden yardım isteyip,bindirdim.Parasını çıkardı,verdirmedim.Otobüs yol alırken, bana anlatmasını sürdürdü.”Sabırlı olmasını ve Allah’ın bizleri sınadığını,isyan etmemesini” söyledim.Nasıl yapabileceğini,bilmediğim halde. Dualar etti,durağına gelince yine yardımla indirdik.Karmakarışık oldum,desem yeridir.Demek ki kızı,erkeği yok bu işin.Allah evladın da hayırlısını versin demek, bu oluyormuş diye, aklım devinip duruyor.
Kafamı dağıtacağım ya Kadıköy’de dolanıyorum.Çantamdan bir şey çıkarmam gerekti.Bir dükkanın önünde,uğraşıyorum.Yemek dükkanıymış.Yanıma benden hayli büyük yaşta,bir kadın geldi.Eliyle vitrini ve fiyatları gösteriyor…”Çok ucuz,zeytinyağlılar 2.5 lira,salata da.Gir, ye, kaçırma” diyor.Ardından “Oh! Öğle yemeği falan pişirmem kendime.Burada afiyetle,patlayasacıya yiyorum.”…Bu arada afedersiniz,yediklerinden bir bölümünü de üstümde bırakıyor,anlatırken.Bu kez ben, çantamda ıslak mendil ararken,çekip gidiyor.
Var bir yerlerde, bir çekim…Ben bulamadım…Haberi olan???
Dört gündür eşimin kontörlü hattını,faturalıya çevirmek için…bo-ğu-şu-yo-rum.İlk gün birlikte gittik, üzerine kayıtlı fatura istediler.O gelmese de benim yapabileceğimi ve başka bir şeye gereksinim olmadığını belirttiler.Onun da canına minnet,piyango benim üstümde kaldı.Dün gittim “Ah! Hüviyet” dediler. Soruyorum, eksik bilgi veriyorlar.Bugün gittim “Fatura bir ay daha yeni olmalıydı ve eşiniz olduğunu nereden bilelim” dediler.Ardından da “Ya siz, o istemediği halde, bu işlemi yapmak istiyorsanız” demezler mi???
Sanırsınız üzerime malını geçiriyorum.Tek yapılacak “onun kontörlü hattını,yine onun üzerine kayıtlı faturalı hatta geçirmek”.Yanlış mı anlattım.Alo!!!Beni anladınız mı??? Sonunda bir “insan evladı” faturalı hatta çevirdi,yeni tarihli faturayı da eve gelince verdikleri numaraya faksladım”.
Yoruldum dostlarım.
Ah! Şu bizim haller…
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 29, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Nisan 9th, 2009 at 18:53
çok üzüldüm canım ya ne evlatmış ama annesinden pansuman parası alıyor birde utanmadan yazık ona verilen emeklere nasıl evlatlar bunlar anne baba kıymeti bilmezler.Canım arkadaşım sen iyisindir inşallah yazını okurken çok sinirlendim boşuna dememişler bir anne dokuz çocuğu taşırmışta doluz evlat bir anaya bakamazmış
Nisan 9th, 2009 at 20:51
Sevgili şirinem,
Sanki aynı konuların çevresinde yazıp duruyor gibiyim.Ama ben bunları yaşayıp,üzüldüğüm için paylaşıyorum.Üstelik ne denli sıklıkla rastlar olduğum da ayrı bir üzüntü konusu.”Allah sonumuzu hayretsin” derlerdi ya eskiden bize çook büyük gibi gelen ebeveynlerimiz… “Devraldık,izinizdeyiz” der olduk,gibi…
Sevgilerimle.