6 Nisan, 2009 tarihinde fatosh yazmış

foto:Alihan Çetin

foto:Alihan Çetin

“Biz sevdik,âşık olduk,sevildik, maşuk olduk” demiş Yunus Emre.Evimize “Maşuk” gelince,ayrılmaz bütünüm TDK’ya başvurdum.Anlamının “sevilen, âşık olunan” olduğunu öğrendim.Kökeni Arapça ve cinsiyeti erkekmiş.Arapça öyle ilginç bir dil.Sandalye,dolap,kapı bile dişi ve erkek diye ayrılıyor…Müennes (dişi) ve müzekker (erkek) cinsi altında,ona göre takı alıyor,fiil çekimleri de değişiyor. Önümüzdeki yıl yeniden konuk öğrenci olarak,Arapça derslerine gitmeyi düşünüyorum.O kadar öğrendim, unutmayayım diye.

Koşturan aklım,konudan uzaklaşmaya hazır,beklemelerde.İki hafta önce Üsküdar ve Kadıköy’de evcil hayvan dükkanlarını gezdim.”Cici Kuş” um gittiğinden beridir,ancak hazır duyumsadım kendimi ve “yeni bir”i gelsin istedim.Satın almak içinse oğlumu yanıma aldım ki anlıyor bu işlerden.Cici Kuş’umu da onunla almıştık.Sonunda Üsküdar’da karar kılındı,buluştuk oğlumla.Mavi,lacivert, camgöbeği renklerini beyazla örtüştürmüş “bir can” ı yakın bulduk kendimize.Daha bir aylıkmış…Simsiyah gözleriyle bakıyor, onlarcasının arasından.Kutuya konuldu ve ben şalımın arasına sarmaladım,üşümesin diye.

Kafesimiz,sterilize edilmiş hazır bekliyordu.İçine koyduk ve bekledik.Önce yerine alışması gerekiyor çünkü.İkinci gün akşam üstü yemin yerini buldu,suyunu içti.Bizde bir sevinç,görmeyin gitsin ama daha öyle sessiz ve ürkek ki korkuyor,biz de üzerine titriyoruz.Birkaç gün sonra bir hareketlendi beyefendi, kendini kafesin telleri arasına sıkıştırdı “dışarı çıkmak istiyormuş”.Kafes yeni olduğu için,kurdelelerle sararak aralarına destek yaptık.Cin gibi uyanık bir o kadar da deneyimsiz sevgili kuş,bizim oy vermeye gittiğimiz gün, bu kez tek kanadı bir tel arasında öteki kanadı bir başka tel arasında ve kafası ortalarda bir yerde yine dışarı çıkmaya çalışmış.Eve gelip onu bu şekilde görünce,ânında yakınımızdaki evcil hayvan dükkanına gittim.”İtalya’dan gelmiş, Dr.Sacchi’ymiş,onlar toptancıymış,dışarıda iki misli fiyata alırmışım” söz kalabalığıyla… beyefendiye dublex kafes aldım.O da strilize edildi,yemi,suyu kondu ve yeni evine yerleşti,bizim kuş.Eşim eve gelince ilk tepkisi “len oğlum,ben bile böyle evde oturmadım ama hep olsun istedim” diye kuşa söylenmek oldu.  :D

O gece yabancılık çekti.Ertesi gün öğlene doğru,yemin yerini buldu ve yedi,ardından suyunu da içti.Öyle hızlı öğreniyor ve hareketleniyor ki tutabilene aşkolsun.Ortadaki halkada taklalar bile atmaya başladı, kafesin içinde.Yavaş yavaş kafesin içine elimizi sokup,parmağımızı uzattık ve üzerine konmayı öğrendi.İki gün süresince parmağa alıştırma deneyleri yaptık.Ben bunu “fış fış kayıkçı” eşliğinde yaptım ve öylece sallandı parmağımda.Nasıl da şeker şeker bakıyor ve bayılıyor.İnmek istemiyor parmağımdan ve öylece bekliyor “daha da oyna benimle” der gibi.

Sıra geldi kafesten dışarı çıkarmaya ve bulunduğu ortamı öğrenmesine.Bizimki bir çıktı,pir çıktı.Uçuyor da uçuyor.Sonunda konacak bir iki yer buldu,biraz dinlendi ve yeniden uçtu da uçtu.Bir ara büfe aynasının arkasına düştü.Bizde bir telaş,koşturduk koca büfeyi çekmeye.Kendisine yol bulmuş,öteki ucundan çıktı geldi.Biraz daha dolandı ortalıkta. Yorulunca yavaşça parmağımı uzattım,üzerine atladı ve kafesine koydum.Kafesin kapısını açık bıraktım.Gitti biraz yem yedi,su içti.Kafeste dolandı,kapısının açık olduğunu gördü.Kapıdan dışarıya çıktı,yine içeri girdi.Bir süre denemeler yaptı ama çıkıp da uçmadı ve kapıyı kapadım.

İşte iki haftadır bizi sevgiyle oyalayan bu “can”la dostluğumuzu ilerletip,birbirimize alışıyoruz.Salona kim giderse, kafesin içinde uçma numaraları yaparak,dışarıya çıkarsın diye kandırmaya çalışıyor. Her gece hepimiz toplandığımızda,aramıza katılıyor.Oğlumun omuzuna,kafasına konmaya bile başladı.   Onunla sürekli “cici kuş” diye konuştuğum için,o sesleri taklit etmeye bile çalışarak,gagasının içinden mırıldanıyor.Çoook şeker….

Adını da o aracılık etti diye,oğlum koydu bu kez, “MAŞUK”.Ses de çıkaramadım.Bugün de merak edip,ne demekmiş diye bir araştırayım dedim.Hazır araştırmışken de siz dostlarımla paylaşmak istedim.29 Aralık 2007 de “Kaplumbağacıklar ve sevimli köpek yavruları” yazımda aldığımızı yazdığım,22 Aralık 2008 de “Evcil hayvan yetiştirme serüveni” yazımla büyüdüklerini söylediğim “Speedy ve Bıdık” adlı su kaplumbağalarımız da “gerçekten” büyümekteler.Speedy adı gibi oldu çıktı,inanın.Bazı kez “isimler mi kimlikleri belirler?” diye düşünürüm.Yemlerini elimle veriyorum.Yuvalarının yanına gelince,koşturup bana doğru geliyorlar.İkisi de ağzını kocaman açıyor.Speedy neredeyse Bıdık’ın üstüne çıkıyor.Yemini alıp, koşturuyor.O arada Bıdık’ın da yemini veriyorum.Bıdık ağzında gevelerken,Speedy yemini yiyip Bıdık’ın ağzındakini alma çabalarına girişiyor.Birkaç kez, ittirip almışlığı da var.O nedenle ceza olarak,Bıdık yemeğini yiyene dek,elime alıp onunla dans ediyorum. İnanmazsınız ama iki ön ayağıyla parmaklarımı tutup,sallanıyor.Onlar da çook tatlılar.

Sularını değiştirirken, Speedy’e göre adı gibi gerçekten küçük kalmış olan Bıdık, uslu uslu duruyor.Speedy ise geçici olarak koymuş olduğum kaptan, bir dalgınlık ânımda fırlamaya hazır bekliyor.Zaten şu an derince bir kapta durmaktalar,Speedy’nin üç kez atlaması ve dışarıda dolaşmaya başlaması nedeniyle.

Kuşun da kaplumbağaların da yemleri uzun süre yetecek denli çok,masrafları yok ve sessizler.Bir de can yoldaşılar.Onlar bizimle,biz onlarla eğlenip duruyoruz.Zaten birilerinin onları alması için, bir yerlerden alınıp,satışa sunulmuşlar.Onların şansına biz,bizim şansımıza onlar çıktı.Öyle gerekiyormuş…Önemli olan, artık o günden sonra,o sorumluluğun bilincinde olmamız ve  gereken özeni göstermemizdir.

Sevgiyle kalın.

Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 71, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorum yapın