Günlerdir kendimin de şaştığı, bir yoğunluk içindeyim… Yapılanları toplasam, sonucun beni sinir edeceği… Çünkü ortada elle tutulur,gözle görülür bir şey yok… Ama ben hep koşuşturmalardayım…
“Karınca ev kadınlarının becerileri” diye sözü uzatmayacağım ama BİLİNE!!!
Bir “ödül” aldım,bir de “mim”…Bu da nedir? diye bakındım.Kime ne sorulursa “yanıtlanacak” anladım.Bende söz çok,yazacak birikim de…Korkumun yolu;uzatıp,sıkıcı olmaktan geçer.
“Bloglarda aradığımız özellikler ve neyi sevdiğimiz” ilk sorusuydu,onu yanıtlamadan “kendini tanıt” diye ekledi, sevgili “aysed-şirinem”…
İkisini de kapsayan bir öyküye dönüştü,aklımdan geçenler…Nerelere dek gittim…Gittim de geldim… Aklımdan hızla geçenler;buruk bir hüzne götürdü, buruk gülümsememin ardına sığınmış…Yaşam bu işte…Bir “var”sınız…”yokoluş”larda da “var olabilir”siniz…ya da tümden “yok” olursunuz…
Sevgili “Mavi Mantar”ın bloguna bakarken, “Kocaman Bir Yıldız Kaydı” yazısı gözüme ilişti. Nihat Akkaraca nın (Allah rahmet eylesin) yitim haberi….Bir blogu olduğunu öğrenince,tuhaf duygular içinde oraya yöneldim… O güzel, öykü tarzı anlatımlarını okudukça,daha önce neden ulaşamadığıma da üzüldüm.Ve Nihat Akkaraca “yokoluş”larda “var” olmuştu,benim için…
Siteye ilk yazım “Hakkımda” bölümünde paylaştığım,kendimi tanıtımımdı.Yazılarımda da çoğu kez elimden kaçtığı(!) gibi,ev kadını olma yakınmalarımın açığa çıktığı.İlk gün, bilgisayarın başına oturdum,boş boş baktım “şimdi ben ne yazacağım” diye.Sordum “Oğlum;ben ne desem ki beni bilmeyen,tanımayan kişilere?”…Bir heyecan yaptım,utandım,sıkıldım…Eeee kolay mı?… “Tüm dünyanın gözü önüne çıkacağım ya!”…Öyle “blog” muş,”site”ymiş haberim de yok.”Yaz işte,aklından ne geçiyorsa ve ne paylaşacaksan.” dedi oğlum.
Hani oynamaya kalkmaz ya insanlar,önce… nazlanır…Çekiştirirler,omuz silker,bir kaç kişi gelir yanına… oynarken bir iki de onlar çekiştirir…O gönülsüz oyuncu;bir kalkar, “pir” kalkar…Başlar oynamaya…”bak, nasıl güzel oynuyorum” pozunda çekiştirenleri bile, ağzı açık bırakır…Ben hiç oynamadım diyebilirim ama yazarken,kendimi bununla benzeştirdim.Kimseyi ağzı açık da bırakmadım,yine de kendine şaşıran ben oldum.Bir-iki fıkra türü anlatım,bir-iki deneme türü yazı derken…Bir de baktım ki “kısa kesmeliyim” diyorum kendime…Yaşlandım ya;karşımda biri varmış gibi,anlatıyorum da anlatıyorum…sanki…
Özellikle vurgulamak istediğim…”yalnızca bana ait oldukları” tüm yazılarımın…Kuşkusuz arada okuduğum kitap alıntıları ya da özlü söz ve şiirler oluyor…Hepsinin de bir “niçin alındığının öyküsü” peşisıra geliyor.Bu bloglarda görmek istediğimdir.”EMEK” ve ben emek karşısında saygıyla eğilirim.Yazarken aklımdan geçenler de;belki bir gün çocuklarımın,onların çocuklarının okuyabileceğidir.İster toparlayıp kitap yapsınlar,ister bir CD ye ya da ona benzer bir şeye kopyalasınlar.
Teknoloji ilerledi.Biz babaannemin sesini “ona farkettirmeden nasıl teybe alabiliriz” düşüncelerindeydik. Elimizde yalnızca fotoğrafları var…Onlar da siyah,beyaz.Şimdi neredeyse saniseler bile kaydedilir durumda.Oturdun,kalktın,yürüdün,sıçradın…bu son söz benden…fazlası beni sıkıyor…
Yazılarımın tümü de beni anlatıyor…Sanal dünya içinde “gerçek” kişiliğimle oldum hep.Benim tarzım da budur …”Göründüğüm gibi oldum” ya da “olduğum gibi göründüm” ki bu da yaşam biçimimdir.Doğrular içinde olduğumdan “dokuzuncu köy” arayışlarım, hiç bitmedi.
“Yaşam uzun,yaşam kısa”…hep paylaştıklarımdan…Gün gelip de tükendiğinde nefes sayımız…benden kalanlar,eğer önemserlerse , bu kırıntılar olacak…
Yaşam bu işte…Bir “var”sınız…”yokoluş”larda da “var olabilir”siniz…ya da tümden “yok” olursunuz…
Sevgiyle kalın…Hoşça kalın…
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 56, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Şubat 27th, 2009 at 16:34
Canım arkadaşım çok teşekkür ederim mimize cevap verdiğin için sağlıkla ve neşeyle kal hayırlı cumalar
Şubat 27th, 2009 at 23:28
Rica ederim “şirinem”…Sevgiler.
Mart 7th, 2009 at 13:55
çok güzel anlatmışsınız duygu ve hislerinizi.
Mart 7th, 2009 at 14:15
Merhaba Neslihan;
Hoş geldiniz yazılarıma ve de yorumlarınızla…
Teşekkür ederim ben de.
Sevgilerimle…