
foto:Değer Altunay
Sağlıkla ilgili bir moral bozukluğu yaşadım.Elim yazmaya bile gitmedi.Ne hızlı düşüşler yaşayabiliyoruz… Neyse ki ardından toparlanma evresi gecikmiyor. Yaşamda en sihirli söz bence…”her şey olacağına varıyor”…
Televizyonu sıklıkla izlemiyorum.Geçtiğimiz günlerin birinde açtığımda “evlenme programı”na takıldım.Altmışbeş yaşında bir kadın,evlenmek üzere çıkmış.Bir de baktım ki yetmişbeş yaşında bile olanlar var.İşte bu noktada,acı bir gerçekle karşılaştım. Bunun gibi yaşayanlarımızdan oluşan programlar; günümüzün gerçeği,sosyal yaşantımızın boyutu ve geldiğimiz nokta gibi çıkarımlar yapacak duruma getirebiliyor kişiyi.
Eskiden çekirdek ailelerin yanında, büyükler de olur ve daha geniş bir yaşam biçimi oluşurdu.Çocuk eğer anne ve babasıyla iletişim kuramazsa, babaanne-dede ya da anneanne-dede gibi danışacağı bir yakınını bulurdu.Onlar da ailenin bireyi olarak;sevgi ve saygı görür,yaşlılıklarında bakılırdı…
Cumartesi günü,bir yakınımın mevluduna gittim.Kızı evlendi “gelin mevludu” okutacaklarmış.İnanın ne gittiğim yeri biliyorum,ne de geçtiğimiz yollar tanıdık.İstanbul içinde başka dünyalara gidip,geldim.Şimdi git,bul deseniz…kalakalırım.E-5 karayolu, yetmedi E-6 verelim, der gibi…O E yollarının birinden girip,birinden çıktık.Dönüşte şöyle bir çevreme bakındım…binlerce göz göz pencereler,her birinde ışıklar ve apayrı dünyalar.
Her evlenen ayrı ev açıyor,çoğu kadın çalışıyor.Çocuk olduğunda bakacak anne yoksa, gelsin yabancı kadınlar…Ekonomik özgürlüğünü kazanan,bağımsızlığını da kazanmış oluyor…öyleyse neden kendini sıkıntıya soksun.Kafası atarsa gider,boşanır…Çocuk ne olur?…….Burada noktaları uzatıp dururum,sonsuza dek neredeyse.Allah yardımcısı olsun,o çocuğun.
“İstisnalar kaideyi bozmaz” diyelim hemen ama ne yazık ki çoğalarak görülen örnekler bu yönde.Bir arkadaşım; çocuğu lisede okurken,okulun psikoloğuyla görüşüyor ve “babasıyla arada sözlü tartışmalarımız oluyor,acaba çocuğa zararı oluyor mudur?” diye danışıyor.Psikolog “Ne mutlu ona!” diyor.Neden mi? Çünkü…Bir aile düşünün…Anne-baba ayrı,çocuğa ev açmışlar ve çocuk bakıcısıyla o evde kalıyor.Hafta içi çalıştıkları için,bazı kez hafta sonu bile anne ve babasını göremiyor.Psikolog “Sizin anlaşamadıklarınız olacak,tartışacaksınız da,bu en doğal olanı ama en önemlisi onun yanınızdasınız”.Ne büyük lüks sayılabilen…Ne acı bir gerçek…
Yalnızlık Allah’a mahsustur.Herkesin bir paylaşıma gereksinimi vardır.Bu bir arkadaş,sevgili,eş olabilir ya da çocuğu ve büyüklerinden biri…Bir sıkıntın olur,o an için arkadaşını daha yakın bulabilirsin, paylaşım için.Bazan yalnızlık da yeğlenebilir ama ille de sonunda birine güvenmek istersin.
Ben çocukluğumda babaannemi kendime yakın bulurdum.Birlikte otururduk,dedemi İstiklal Savaşı’nda şehit vermiş babanneciğimle.Çok şeye karışır ve söylenirdi.Bazı kez dayanılmaz bile gelirdi,bize.Ama sonunda büyüklerin sözü dinlenir,onun da zaten içi elvermez döner dolaşır bizim istediğimizi yapar,bir şekilde çözüm bulunurdu.Çoğu aile de öyleydi…büyükhanım,büyükbaba gibi nitelemelerle çağrılırlardı.
Altmışbeş,yetmişbeş yaşında bir kadının ya da doksanüç yaşında bir adamın, evlenmek üzere televizyona çıkması ise modernleşmenin sonucu.Biz çok modern olduk canım…Herkesin evi ayrı,onun getirdiği yükümlülükleri de.Kafamızı dinleyeceğiz ya ayrı evlerde.Oysa sabahtan akşama dek;işte çalışıp,bir de gidip gelirken yapılan kilometreler ve çekilen stresi ekleyip,toplarsak…Eşittir;eve kendini atıp,iki yudum (o da hazır varsa evde) yemek ve ertesi gün aynı koşturmacaya hazırlanabilmek için…yatıp uyumak.
O bir anne.Eşi ya ölmüş ya ayrılmış.Çalışmış,didinmiş, çocuklarını büyütmüş,okutmuş ve evlendirmiş. Şimdi çocukları kendilerini ancak geçindiriyorlarmış ve o ortada kalmış.Yine de ortada kaldım demiyor.”Eğer durumları olsa,bana bakarlardı” diyor.Doğru!!! mu???…Pekala “Senin durumun vardı da mı,ekmeğini paylaştın?Belki de onları doyurabilmek için kaç öğününü atladın ve aç çalıştın,o işlerde.Neden? Çünkü onları sen doğurdun,parçandı onlar.Ama onlar senin parçandı…sen onların parçası değilsin…ayrım bu işte.
Hiç kınamamak gerek,”büyük lokma ye,büyük söz söyleme” demiş atalarımız.Bu gerçeklerin acılığı da gitsin, canını acıtsın gerekenlerin.Bir kadın bağlandı konuşurlarken,onlar…”Gel,ben sana ev açacak ve bakacağım,yine de evlenmek istiyor musun?”dedi.Altmışbeş yaşın olabilecek coşkusuyla “hayır,ne evlenmesi,ben artık bana bakacak birini arıyorum,ortada kalmıştım” yanıtını aldı.
Düşünün onlarca yılın yorgunluğu,yalnız bedenen asla olamaz.Kolay mı çocuk büyütmek, okutmak, evlendirmek.Hepsi birbirinden zor iş.Sonrasında ödülün…yaşayabilmek,bir eve sığınabilmek için; yine birine bakma,anlaşabilme sözü vereceğin…evlenecek bir adam arayarak…ya da evlenecek bir kadın arayarak…ortalığa çıkmak…üzgün ve mutsuz…
Anne ya da baba ayrımı yapmaksızın,bu raddeye gelebilecek denli boş verilmişlikler…beni derinden yaralıyor.
Zaman hiç uslu çocuk olmadı…Koşturan,yaramaz bir çocuk o…Üstelik her kapıyı da çalıyor…Sıra kime geldiyse…Durup,usanmadan hem de… “yaş-lan-dın, şim-di sı-ra sen-de” diyor.
Bir ses mi duydunuz ???? Ne çabuk gelmiş değil mi ??? Hiç gelmeyeceğini sandığınız !!!
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 55, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Şubat 21st, 2009 at 10:02
Şuna inandım ne ekersen onu biçersin , ne gördüysek onu yapıyoruz.
Babamın annesini ve babasını tanıyamadım , annemin babası annesi çocukluğumun ayrı bir yerindeler , heryaz onların yanında geçti .
Önce dedemi kaybettik , anneannem arada istanbul’a gelir kısacık kalır giderdi evimi özledim derdi duramazdı buralarda , 6 evladının da baştacıydı , 12 torunununda gözbebeği…
93 yaşında kaybettik torununun çocuğunu görmüştü, bir kaç yıl daha yaşasa torununun torununu görecekti…
Boşveremem , benim annem babam kendi anne babasını boşvermedi ,
benim kızımda beni boşvermiyecek biliyorum , ses duyuluyor ,geliyor cünkü kısa zaman sonra bende 39 yaşında olucam …
Hiç kimse yanlız , çaresiz kalmasın , hiçbir evlat boşvermişlik yapmasın …
Çok kısa bir süre önce kardeşimle konuşmuştuk eve dönüş yolunda ne gereksiz değilmi diye ayrı ayrı evler açıyoruz otel gibi kullanıyoruz o evleri , hep beraber olsak anne baba evlat torun diye
Çok uzattım sevgilerilerimle figen
Şubat 21st, 2009 at 12:54
Sevgili Figen’ciğim;
Kutluyorum.Bundan güzel dile getirilemezdi.Anladığınız ve bana katıldığınız için çok teşekkür ediyorum.
Sizi kucaklıyor ve öpüyorum..
Şubat 22nd, 2009 at 20:53
Merhaba Fatma Ablacığım:Televizyona çıkıp belli bir yaşdan sonra evlenmek isteyen insanlar genellikle maddi ihtiyaç için evlenmek istiyorlar.Bence herkes azıcık aşım kaygısız başım felsefesini yaşamak ister.fakat ileri yaşdaki bu insanları azıcık aşdan mahrum eden yakınları utansın.Bir anne dört beş çocuğa bakarken dört beş çocuk bir anneye bakamıyor.Benim babamın babası çok gençken beylerbeyinde bir ramazan ayında teravi namazından sonra serinlemek için girdiği boğazın serin sularında boğulmuş.aslında çok iyi yüzermiş ama onun girdiği yerde anafor varmış.şimdi orada denize girmek tehlikeli ve yasakdır yazıyor.Babamda evin büyük erkek çocuğu olduğu için küçük yaşda çalışma hayatına girmiş.Annesine ve kardeşlerine bakmış.Bab aannem ölürken babama _Oğlum sen bana hakkını helal et.Çünkü sen bana benim sana bakdığımdan daha çok bakdın dedi.İnsanlar nasıl çocuklarını hiç kimseye emanet edemiyorlarsa yaşlı anne ve babalarınıda hiç kimseye emanet etmemeliler.Eğer benim annem ve babam bir gün muhtaç duruma düşerlerse kardeşlerime bile emanet etmem,varlığımla yokluğumla her zaman onlara sahip çıkarım.Vicdanım ve şefkatim başka türlüsünü kabul edemez.Allah büyüklerimize sağlıklı uzun ömürler versin.Fatma ablacım sanada acil şifa diliyorum.Bu son olur inşallah.Yaşama azmini ve sevincini hiç bir zaman kaybetmemen dileğiyle…
Şubat 22nd, 2009 at 22:24
canım arkadaşım öncelikle geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum malesef bende tüm yazılanlara katılıyorum bir anne 7 çocuğa bakabiliyor ama o 7 çocuk bir anneye nedense sahip çıkamıyor.Neden annenin yaptığı fedakarlığı çocuklar gösteremiyor şimdi belki bana kızanlar çıkacak ama kız çocukları belki annelik içgüdüsü ile erkek çocuklarından daha fazla merhametli ve anneci olabiliyorlar.Ne ekersen onu biçersin sözünü söylemekle ne güzel ne çok şeyi anlatmış atalarımız hayat devir devrandan ibarettir unutmamak lazımki sıra bizlerede gelecek sevgilerimle
Şubat 22nd, 2009 at 23:26
Sevgili Zeynep’ciğim;
Gerçekten insanın en hassas noktalarından biri ve hemen her canlının yaşayacağı.
Baban için acı bir yitiriş durumu ama yılmamış ve yıkılmamış. Sonrasında da hayır duasını almış annesinin,ne mutlu.
Yazdıklarına içtenlikle katılıyorum.
Sağlığım ve yaşama tarzım için o güzel söz ve dileklerine, çok teşekkür ediyorum canım.
Gelişimiz Allah’tan oldu,dönüşümüz yine O’na olacaktır.Bizler nefes sayımız süresince buradayız.Bu gerçeğin bilincinde olarak “hiç ölmeyecekmiş gibi çalışmayı ve yarın ölecekmiş gibi ibadeti sürdürmeliyiz.”
Bu nedenle “yola devam”….
Sevgilerimle.
Şubat 22nd, 2009 at 23:39
Sevgili Şirinem;
Geçmiş olsun dileklerine teşekkürler,ediyorum. Hepimizin ortak paydada buluşması işte bu “annelik” içgüdümüz sonucunda oluyor.Evet erkek çocuklarda bu böyle işlemiyor,aynı “anne ve babanın” çocuk bakımındaki ayrımı gibi.Belki çok ender olarak yaklaşabilir ama “yalnızca” yaklaşabilir.Bu uzun bir tartışma konusuna bile gidebilir ama biz gördüğümüzü ve yaşadığımızı biliriz…Değil mi??
Hiç kimse de kızmasın ve alınmasın.Bir sözüm var hep yinelediğim “gerçekler acıdır ve acıtır”…
Evet canım arkadaşım,senin yazdıklarına da içtenlikle katılıyorum.
Sevgilerimle.