foto:Değer Altunay
“Türk Tiyatrosu bir devini daha yitirdi” diye alt yazı geçti televizyonda. Belliydi,uzun süredir hastanede yoğun bakımda olduğundan…Ama yine de… Okuduğum an içim sızladı.Allah rahmet eylesin,yakınlarına sabır versin. Başımız sağ olsun.
Tiyatro,çilekeş iş…Canı gibi sevmeden yapılamaz. Hemen her gece,onlarca makyaj ve kendi sesini olabildiğince verdiğin (şimdiki teknoloji nerede,en arkadaki seyirciye bile duyuracaksın sesini) ve her ne durumda olursan ol,çıkıp rolünü en iyi şekilde yapman gereken.Seyirciyle iç içesin…Bir adım ötende…Her hareketin izlenmede.Hata payının,sıfır olması gerek.Tekrarı yok çünkü.
Çocuklarımı; “Çocuk Tiyatroları” na götürerek,küçük yaşta tanıştırdım “tiyatro sanatı”yla.Sonrasında her ay bir tiyatroya gitmek,alışkanlığımız oldu.Benimse gençliğimde,rahmetli dayımın da rol aldığı Haldun Dormen Tiyatrosu’nun o muhteşem günlerinde, gala gecesine gitmelerim,doruk noktamdı.Ne ihtişamdı, Allah’ım.Genco Erkal’ın tek kişilik oyunları,Tevfik Gelenbe,Nejat Uygur,Erol Günaydın,Zeki Alasya-Metin Akpınar,Ferhan Şensoy,Ali Poyrazoğlu ve şu an adını anmadığımız daha niceleri…
Tiyatro biletlerimizi önceden alır,eşimin işyerine giderdik çocuklarla.Cuma gecesi seçilirdi ki ertesi gün tatil olsun,ders olmasın ve uyuyabilsinler diye.Tiyatroya yakın bir yerde yemeğe giderdik önce,onlar seçerdi yemek istedikleri yeri.Ardından tiyatro kapısına gelinir,lobide beklenirdi.Ve o güzel sanatı izlemeye hazır olunurdu.Mutlu,memnun çıkardık oyunun sonunda.Bir ay sonra nereye gideceğimizin düşünceleriyle.
Çocuklarım küçükken yine alışkanlık edinmeleri için;müzelere götürdüm onları ve sanat galerilerine. Benimle aynı ilgiyi göstererek dolaştılar,hep.Gülhane Parkı’nda,o zamanlar “Hayvanat Bahçesi” vardı.Onların ellerinden tutar, giderdik.Önce hayvanları izler,balıkların olduğu bölüme de gider ve sonra gazinosuna oturup,bir semaver isterdik.Hem yer, hem çayımızı içer ve hem de temiz havayı koklardık, yeşilliklerin içinde.
Tiyatronun,bizim için ayrı bir yeri vardı.Rahmetli dayıcığım,işin içinde olduğundan ve sonra evliliğini de bir sanatçı ile yaptığından,sanatçıların çoğu bize yakın gibiydi…Biz işin hamurunda olmasak da…yaşamları bizim içimizdeydi.Bir kez sahne tozu yuttuysan, uzaklaşması olanaksızdı…cefasına karşın…
Aylar öncesi provalar,provalar…sonrasında ise beğenilme kaygısı ve tek besin kaynakları “ALKIŞLAR” olan…
Son derece saygılı kişilikler…Mesleklerine ve halka…
Bir ömür verdi sevgili Gazanfer Özcan…kimi tüm sanatçıların olduğu gibi…Kim Kimdir? Biyografi Sayfasına girdim,nette…
Gazanfer Özcan ( …. - …. )
Yazıyor.
Daha boşlukları doldurulmamış.Doğum tarihi için “27 Ocak 1931 yılında doğdu.” açıklaması onu anlatan ilk cümle olarak,yazılmış.Ve yaşamının kısa özetinin sonunda…
1998 yılında Kültür Bakanlığı’nca verilen Devlet Sanatçısı unvanını almıştır.
paragrafıyla biten.
İşte onlarca yıldır sevgi ve saygıyla izlediğimiz,son olarak “Avrupa Yakası” dizisi ile her hafta,evimize konuk ettiğimiz “Tahsin Bey”…Dilber halayı ,oyun arkadaşlarını ,ailesini ve tüm biz sevenlerini de… yetim bırakıp gitti…
ALKIŞLARIMIZ SANA GAZANFER ÖZCAN…Allah rahmet eylesin…
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 43, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Şubat 19th, 2009 at 10:33
evet canım bende çok üzüldüm çok sevdiğim sanat ve aile yaşantısı ilede takdir ettiğim büyük bir sanatçıydı.Allah rahmet eylesin yattığı yerde huzur içinde uyusun geride kalanlarada Allah sabır versin paylaşımın için teşekkür ederim arkadaşım
Şubat 19th, 2009 at 20:19
Sevgili “şirinem” ;
Siz de paylaştığınız için sağ olun…Ve…
Sağlıcakla kalın.
Şubat 21st, 2009 at 00:58
merhaba canım kardeşim :)gerçektende büyük kayıp çok üzüldük nuriçinde yatsın ailesine sabırdilerim hele eşine bilirim annemden sanki yıkılmıştı babamı kaybettiğimizde çok acı ama gerçek malesef…
Şubat 21st, 2009 at 01:01
canım ziyaretin için çok teşekkür ederim şimdi iyiyim
internette kapalıydı taksiti ödemeyi unutmuşuz :)) bugün açıldı nihayet sevgiyle geçsin günlerin kardeşim
Şubat 21st, 2009 at 02:27
Merhaba Fatma hanımcığım;
İyileştiğinize sevindim.
Evet,gerçek değerler birer birer yitip gidiyor ve de ateş düştüğü yeri yakıyor.
internetin açıldığı iyi olmuş,aramızda gördük sizi,ne güzel.Arada öyle unutkanlıklar olabiliyor.
Sağlıcakla kalın,sevgilerimle.
Mart 1st, 2009 at 19:59
MerhaBa fatma ablacım;Doğduğumuz gün aynı zamanda ölmeyede başlıyoruz.İşte hayat böyle bir şey.Önemli olan arkamızdan iyiliklerle söz edilmesi.Ben Gazenfer Özcan adını her duyduğumda gülümseyerek hatırlayacağım.Demek ki gazenfer özcan baki kalan bu kubbede bir hoş seda bırakmış.Ölümün en kötü yanı sevdiklerimizi dünya gözüyle bir daha göremeyecek olmamız.Ölen sevdiklerimizle öbür dünyada kavuşmak dileğiyle…Hoşça kal…
Mart 2nd, 2009 at 21:04
Merhaba Zeynep’çiğim;
Ne güzel yazıp,özetlemişsin…Amiiin diyorum,dileğine de…
Sevgilerimle.