foto:Değer Altunay
Birçok işi birden yaptığım,birkaç kitap birden okuduğum gibi yalnızca iki kursa gitmekle de kalmıyorum.Eski dostlar bilir; fen,teknoloji,jeoloji, jeofizik de öğrenme çabaları içindeyim.Yok yok öyle derin ve kapsamlı değil doğal olarak, algılayabildiğimce…Hatta 5 Eylül 2008 “big bang” yazımda,o günlerde yapılan deneyi araştırarak, öğrendiklerimi kısaca paylaşmıştım.
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi de bu anlamda beni depremlerin oluşumu,nedenlerini öğrenmeye itmişti. Üstelik bunu da kapsamlı bir şekilde 23 Kasım 2008 “Deprem” yazımla paylaşmıştım,siz dostlarımla.İşte bu öğrenme çabalarım da sürmekte ve “http://www.sismikaktivite.org” sitesinde Sayın Prof.Dr.Uğur Kaynak’a bitmez tükenmez sorular soruyorum ve kendileri de sağ olsun,bıkıp usanmadan, anlayabileceğimiz bir seviyeye indirgeyerek,yanıtlıyor.Ayrıca hocamızın yayımlanmış çok sayıda makaleleri de son derece aydınlatıcı bilgiler içermekte.
Türkiye’mizin bir deprem kuşağı içinde olduğu gerçeği,hepimizce artık bilinmektedir.Gerekli önlemler ne derece alınıyor,bunun tartışması içine girecek değilim ama depremlerin önceden bilinebilmesi adına yapılan çalışmaları,hiçbir zaman göz ardı etmememiz gerektiğini biliyorum.Ancak bundan ne derece haberdar olunduğunu bilemiyorum.
Bir huyum vardır;böyle yararlı bilgileri öğrendikçe, dostlarımla paylaşmak ve paylaşıma çağırmak gibi.Kuşkusuz adı bile ürkütücü olan ama “ne yazık ki depremle birlikte yaşamamız gerçeği”ni asla unutmamamız gerekiyor.
“Zaman her şeyin ilacıdır” deriz.Evet! öyle de olmakta…Ve çok acı olaylar bile,ara ara anımsansa da unutulmakta.Bunlardan biri de onlarca canın yittiği,ocakların söndüğü deprem felaketleri.Eğer bu kadar acımasız bir düşmansa deprem,en azından onu tanıyarak,düşmanı tanıyarak karşısında ne yapılabileceğini düşünmemiz gerekmez mi?
Biliyorum,sıkıcı konu…Gülüp eğlenmek varken ama “gerçekler acıdır ve acıtır” da neredeyse sürekli yinelediğim bir sözümdür.Öyleyse o canımızı yakmadan,bizlerin bilinçlenmesi gerekmez mi? Yalnızca bir yerde olduğunda;aklımıza gelip, izler mi olmalıyız?
Televizyonda hemen hemen birçok kanalda ara ara çıkıp konuşmalar yapılıyor,bu konuda.Yalnızca ne zaman olacağını bilimediğimiz için “Acaba gününü mü verecek?Yakında mı olacak?” türünde bir edayla kulak veriyor ve başka kanala geçiyoruz.Oysa öylece kalmamalı.
Sevgili dostlar;”doğa” depremi haber veriyor…Gelişi,ayak sesleri duyuluyor… Hayvanlar,bitkiler,kuyu suları ön belirtileri veriyor…Daha önemlisi oluşan hazırlık depremleri ve daha küçük depremler de lokasyon belirlemede yardımcı oluyor.Bu sitede birçok gönüllü dostlar var.Türkiye’mizin çeşitli illerinden katılımlarla, bildirimlerini yazıyorlar.Kuyu suyu sıcaklığı veren arkadaşlar da bulunmakta.Hatta “sivil sismogram ağı” da bulunmakta.İTÜ’nün “Kayaç Gerginlik İzleme Yöntemi ile “Deprem tahmin projesi” de izlenenler arasında.Eğer yaşayışlarını,davranışlarını “gerçekten” öğrenirseniz;karıncaların depremi önceden algılayabildiğini biliyor musunuz?…İşte böyle bilgiler de paylaşılıyor.
Asla bu kuşkuyla yaşanılmaz ve yaşamlarımızı ket vuracak şekilde etkilememeli ama ben “site”mde ara ara değineceğim,bilinçlenmemiz için.Çünkü dostlarımı seviyorum ve eğer bir bilgi edindiysem ya da ediniyorsam,bunları da sevdiklerimle paylaşmak,onları da öğrenmeye yöneltmek durumunda olduğumu duyumsuyorum.Bilgiler katlandıkça çoğalır ve gelişir,diye düşünüyorum.
Depremsiz günler ve geceler dileğiyle…Hepinize sevgiler.
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 53, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Şubat 11th, 2009 at 21:58
merhabalar Fatma hanım nasılsınız umarım iyisinizdir şöyle siteleri gezerken aklıma siz geldiniz o güzel yazılarınızı ukumak için geldim benim için gerçekten faydalı oluyor bende zaman zaman yazmaya çalışıyorum ama sizin kadar olmuyor tabiki depremle ilgili yazınız çok güzel olmuş teşekkür ederim elinize sağlık bir kitap yazmanızı tavsiye ederim insan okuyunca sıkılmıyor kendinize çook iyi bakın size ailenize sağlık,mutluluk,başrı dilerim saygılarımla iyi akşamlar
Şubat 12th, 2009 at 00:16
Merhaba Mustafa bey;
Çok teşekkür ederim,iyiyim.Yazılarımı okumanız beni mutlu ediyor.Hele deprem yazısını okuduğunuz için de ayrıca teşekkür ediyorum.Gerçekten edindiğim yararlı bilgileri siz dostlarımla paylaşmak istiyorum ki hepimiz bilinçlenelim.
Mustafa bey,ilginçtir kitap yazmamı isteyen,sizin gibi çok sayıda kişi oldu.Yazılarımı tasarlamıyorum,bilgisayarın başına geçiyorum ve o an içimden ne gelirse,kendiliğinden oluşuyor.Kitap yazmanın nasıl bir olgu olduğunu,neleri gerektirdiğini bilemiyorum.Aslında yazdıklarımın çoğu kez bir öyküye dönüştüğünün de ayrımındayım…Hani tutmasam kendimi,dahası gelecek de sıkıcı olur düşüncesiyle,kesiyor ve toparlıyorum.
Şu an için bir şey diyemiyorum.O an geldiğinde de kendiliğinden oluşacaktır,diye düşünüyorum.
Yazılarıma böyle olumlu bir açıdan baktığınız ve önerdiğiniz düşünceniz için,teşekkürlerimi yineliyorum.
Size ve ailenize sağlıklı,mutlu günler benim de dileğimdir.
Sevgiyle kalın.
Şubat 24th, 2009 at 22:56
Ben de 13 Mart 1992 yıllında Erzincanda 6,9 şiddetli depremi yaşamıştım. Çığlıklar, bağrışmalar ve ağlamalar… şu an bile o korkuyu yaşıyorum. Yaşamayan bilmez. Ben bilirim o acıyı. şu an anlatamacam duygu içindeyim. Ben bu kadar önemli bir konuya değindiniz için teşekkür ederim.
Şubat 25th, 2009 at 20:03
Sevgili Neslihan;
Asıl ben teşekkür ederim,ilgilenip yaşadığınız acı olayı paylaştığınız için.Eğer siteye üye olup,yaşadığınız yerdeki olağan dışı gözlemlerinizi paylaşırsanız,sizin de katkınız olacaktır.
Sevgilerimle.