6 Şubat, 2009 tarihinde fatosh yazmış

foto:Değer Altunay

foto:Değer Altunay

Karamsarlığın adı hastalıkmış meğer… Bir ben var benden öte… bilinmezlerde…

İki gündür ayaklarım kesiliyor ve bitkinim diyordum…için için ve son gün bende tüm enerji son buldu… İçim sıkkın ve karamsar…nedensiz… taa ki ertesi günü oğlum gelip “biraz rahatsızım,senin de sesin kötü çıkıyor” diyene dek…Kendimi yokladım, hastayım…Ben de hasta olmuşum da ayakta geçirirmişim meğer…Ne zamana dek bu “kendini önemsemez koşu”?…bilinmezlerde…

Şimdi beyler alınmasın,istisnaların kaideyi bozduğu da unutulmasın ama onlar hastalandığında hiç böyle olmuyor.İki ya da üç gün…ne kadar sürerse,yatak döşek yatıyorlar ve suratlarından düşen bin parça oluyor…her şey önlerine geldiği halde.Kadınlar hasta olduğundaysa, yine istisnalar kaideyi bozmazla başlayacağım…kendi çorbasını hazırlar,ilaçlarını kendileri izler oluyorlar…ya da işte böyle,durup dinlemeden kendilerini…ortalıkla dolanmayı sürdürüyorlar…Nereye dek?…bilinmezlerde…

Aslında bal gibi de bilinirlerde…Çok koşan çabuk yorulur,çabuk yıpranır…da elden ne gelir…”alışkanlık ve beklentiler”de yatıyor sorun.Şimdi bana kızan hemcinslerim de olacak,biliyorum.Devir değişti,bizim zamanlarımıza “tur bindirdi”.Kendi oğlumu da görüyorum,babasından daha özverili çalışmalarda(!).Şimdi kalakaldım…iş oğluma gelince duraladım ama kendime geldiğinde “ben haklıyım”.Biliyorum,eşimin de annesi olsa onu korur ve kollardı.Ne zor iş bu?..Kızım olsa daha yükleneceğim de şimdilik kalsın.Ben kendi yaşadığımı bilirim,kendi gerçeklerimi…bir de çoğunluğun sesini…

Bir gün süresince pijamamı çıkarmadım üstümden…kendime de aşılıyorum,hasta olduğumu ki sözüm ona bakılacağım.Yemeğimi  kendim yaptım,hastalandığımda yaptığım karışımımı kendim hazırladım,”tek taşımı kendim aldım”(Nil Karaibrahimgil’in kulakları çınlasın).  ;)

Ben baharat tutkunuyum.Mutfağın üç raflı koca bir dolabı,benim baharatlarıma ayrılmış durumda.Hatta ara ara kendimle dalga geçerim “vazgeçilmezim 3K” 1-Kekik 2-Kimyon 3-Kenan diyerek…Tarçını çekilmemiş durumda, kabuk olarak bile yerim…karanfili de.Hasta ve öksüren olursa “adaçayı,zencefil,kuşburnu, ıhlamur,meyan kökü,elma(kabuk ve çekirdeğiyle),karanfil,melisa,limon(kabuksuz)” kaynatıp,içiriyorum. Kaynarken eve hoş bir koku da dağılıyor.Tavuk yaparken de “biberiye” kullanıyorum.Yağsız tavada pişecekse,önceden biberiye ve kırmızı pul biberle birlikte bir süre yağ içinde bekletiyorum.

Ben iflâh olmam,bu anlaşıldı…Hastayım, bana bakan yok,karışımımı bile kendim hazırlıyorum diye şikayetlerdeyken…yemek işine geçtim.Evet! gerçekte de geçtim.Bir gün öyle dolandım,ortalıkta…bugün yine iş başı yaptım.Bir taraftan hani salonda bizim yerimize baş köşelerde oturan camlı dolabımız var (bir yazımda paylaşmıştım)ya…yine içini boşalttım. Kırmadan yıkanıp,yerine konulacaklar diye tir tir titredim.Kaç posta mutfağa gidip geldim,sayısını bilmiyorum.”Yemekteyiz” bölümü bizim evde sizde de olduğu gibi, taze ve değişik olarak her gün biteviye sürmekte,bu arada o da çıktı aradan.

“Toz” nedir?…beni yıllardır,uğraştıran bu maddenin tanımını da bugün öğrenmek istedim.Buyrun hep birlikte TDK dan hizmetinize:
1. Çok küçük ve hafif parçacıklara bölünmüş toprak.
2. Çok küçük parçacıklara bölünmüş olan herhangi bir madde.
3. Asalak öldürücü olarak kullanılan katı bitkisel ya da madensel maddelerin öğütülmüşü.
4. Katıların fiziksel etkilerle ufalanması sonucu oluşan, tane irilikleri yaklaşık bir mikron büyüklüğünde parçacıklar.
5. Genellikle tanelerin temizlenmeleri veya öğütülmeleri sırasında meydana gelen ince, pülverize durumdaki kuru parçacıklar.
Hangi numarayı beğenirseniz onu seçin.İşte bizi yıllardır deli eden “toz”un kelime anlamı.

Evlerimizdekinin açıklaması belli de öteki şıkları da öğrenelim,dediydim…düşmanımızı tanımak açısından.Şaka bir yana,evde durduğunuzda, gözünüze gözünüze giren o tozlarla da boğuştum…yine.

İyileşmişim…belli…artık o karışım mı iyi geliyor,ben mi hafif geçiriyorum hastalığı yoksa yatmak bana sıkıntı mı veriyor?…bilinmezlerde…

Bugün de böyle geçti dostlar…Keyfim yerine gelmiş,çok şükür…Uzaklardaki “canko” bak,dediğini yaptım…Yazımda da olsa “yeni deyimle” bugün kendimi “şımarttım”…ona buna sataştım…İlaçların etkisi mi ne?…Ben böyle yapmazdım…Bana ne old(İ)?…  :)

Not:Yukarıdaki gülleri de kendime armağan ediyorum,geçmiş olsun dileğimle…  ;)

Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 30, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

“Ne oldu bana?…” yazısına 2 Yorum yapılmış

  1. canım benim çok geçmiş olsun malesef kadın olmanın bir gerçeğide her işimizi kendimiz yapmamız :) hastada olsak iyide olsak nedense pek erkeklerin eline yakışmıyor ev işleri yada bizlerin sayesinde herşey toz pembe onlar için iyileşmene çok sevindim lütfen kendine dikkat et sevgilerimle

  2. Sevgili “şirinem”;

    Çok teşekkür ediyorum,paylaşımınız ve iyi dilekleriniz için.
    Yazmaya başlayınca elimden kaçıveriyor, ;)
    hani konuşurken ağzımızdan çıkanların ara ara denetlenemediği gibi…
    ve kendimi engellemiyorum. :)

    Sevgilerimle.

Yorum yapın