
foto:Ömer Cem Gözlüklü
Birinci dönemimiz bittiii.Tatile çıktık,karne vermediler bize ama dolu dolu ödevlerimizi esirgemediler. Eğer bir sıraya koymazsam nasıl yetiştiririm,bilemiyorum.Seneye tek kursa mı gitsem diye düşünür oldum.Osmanlıca hocamız “kızıma bir sürü ödev vermişler,siz de çalışın” dedi ve gözümüzün yaşına bakmadı.Hat sanatı hocamız da aydıngere yazılacak,dört tane hat yazısı verdi ve daha başka ödevler de.Nasıl bir “dinlence” anlamadım.
Yazının başlığına “tatili” yazmıştım. Sırf “nasıl bir dinlence bu?” diyebilmek için değiştirdim. Kızgınım, okula giden çocuklar adına da.Sınıftan biri “hani evlere ödev vermek yoktu,itiraz edelim” diye mızıkçılık çıkarmak bile istedi.Hepimiz yorulduk mu ne?
Yaşadığımız ânın değerini bilmenin önemi,atladıklarımızın arasında başı çekenlerden.Geçmiş günlerin özlemle anılması,işte bu nedenden.Oysa her andan mutluluk payı çıkararak yaşasak ve yatmaya gittiğimizde şöyle bir geçirsek aklımızdan…”Bugün ne yaptık,neler yaşadık?” ve yapamadıklarımız için bir sonraki güne randevu vererek,dudaklarımızda yaptıklarımız için oluşan gülümsemeyle…uykunun dinlendirici kollarına bıraksak kendimizi.
Zaman,koşuyor…Bir bakıyoruz ki dün, çook geçmişlerde kalmış…Dün dediğin göreceli…yakalanması güç…geri dönüşü olmayan geçmiş saatler de olabiliyor,yıllar da …sonralarda…Daha ne zaman doğdu da büyüdü dediğim çocuğum,doğum günü yaklaştığından “Anne,nasıl geçti zaman da ben bu yaşlara geldim” diyordu dün gece.28 Ocak doğum günü de yılını söylememizi yasakladı,şimdiden.
Belli ki bu geçiş süreci hemen herkeste yaşanıyor,kızlı erkekli ayrımsız.Ben hep büyümek istedim, ablalarıma yetişebilmek için…Sonrasında iki çocuğum olunca ardı ardına…geçen yıllarımın ayrımına bile varamadım,uzun süre.Bir de baktım ki üç başlangıçlı yıllardayım.Yine bir bakışımda dört başlangıçlı yıllar ve şimdi de beşle başlıyor yaşım,yanına bir de beş “ek”le.Oturup bir kez “ne oluyor?” diye sormadım bile,benimseyip gittim ve çocuklarım erkek olduğundan mıdır ne, kısa yoldan “dinozor” takımına terfi(?) ettirildim.Ne mutlu bana,yaşıyorum bu çekişmeleri…sevdikleri için, kızdırmak amaçlı beni, eğleşiyoruz.
Bugün haberlerde bir kız çocuğu çıktı Gazze’deki saldırılarda ailesini yitirmiş…gözleri yaşlı anlattı…acıttı içimizi ki o,onlarcasından yalnızca biri…dünya üzerinde aynı ya da başka nedenlerle böyle bir yazgıyı paylaşanlardan.Sonrasında ne denli kapılar açılırsa açılsın mutluluk ve başarılarla dolu…içinde yaşayacağı travmayı dindiremeyecek,belki örtebilecek üstünü bir nebze,altında yatan lavların kımıldanışını.
Yaşadığımız ânın değerini bilmenin önemi,atladıklarımızın arasında başı çekenlerden.Geçmiş günlerin özlemle anılması,işte bu nedenden.
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 38, bugün ise 0 kez görüntülenmiş


Yorum yapın