18 Ocak, 2009 tarihinde fatosh yazmış

foto:Alihan Çetin

foto:Alihan Çetin

Merhabalar dostlarım ,yine aranızdayım. Çok sağ olun arkadaşlarım, beni ne de güzel yolcu ettiniz… o içten duygularınızla… ama çoğunu dönüşümde okuyabildim.Ablamın evinde internet bağlantısı var ama wireless yoktu, ara bağlantı kablosunu da almadığı için oğlum ve de laptopu olmasına karşın… bilin bakalım evdeki bilgisayarı kullanamamak kimin üzüntüsü oldu? Aslında ablamın da durumdan hoşnut olduğu apaçık…öteki yakınlarım(!) da kapsam içinde olmak üzere…(bilgisayar tutkum nedeniyle) aynı dertten yakınmalarda ya… Hele durun,bir zaman diliminde onu da paylaşırız.

“Ankara Ankara güzel Ankara”
diye başlayan ve sonunda
“Yoktan var edilmiş ilk şehir sensin,
Var olsun toprağın taşın Ankara!”
dizeleriyle biten marş hepimizin kulaklarında çınlamaktadır hâlâ çocukluk yıllarımızdan bugüne…Ankara da o marşa uygun adımlarla büyümeye çabalamayı sürdürmekte…toprağı ve taşıyla.

Ablam evlenip gittiğinden beri; yıllardır gidip, gelirim ve duygularımı da yazmıştım.Pek çok değişiklik oluşmuyor duygularda ama gözler bir ayrı gözlemler oluyor bir takım olguları…yorumlar da ona paralel gelişiyor.

Gidiş yolculuğumuzda ikili gruplar olarak oturduk ve gırgır yapıp söyleşerek geçti yollar…çabucak.Bu dönüş biraz zorlu, ayrılık girdi de mi ne diye…buruktu.Yürüyerek gitsem en güzeli de…tren yolculuğu en sevdiğim, diye yazmıştım…otobüs de ikinci, oluyor sırada.Yüksekten bakmak hoşuma gidiyor,çevreme… görüş alanı daha bir geniş olduğundan.Sürücü hız yapamıyor,dikkatli…mola yerinden sonra, öteki sürücü geçiyor direksiyona.Sonrasında servis…gidene dek ya yiyor,ya içiyorsun ya da ikisi birden…daha ne istenir…benim gibisi için…  :)

Gidiş yolculuğumda en ön sırada olduğumdan,yanımda oturan ablamla söyleştiğimden,asıl önemlisi sürekli sürücünün hareketlerini kolladığımdan…çevreme doğru dürüst bakamadım.Öyle bir duygu oluşuyor bende…eğer arabada da önde oturuyorsam…bir terslik gördüm mü frene basarım…arabayı süren olduğumdan falan değil…benim yöremde fren olduğundan da…ama niyeyse ayağımın altında fren varmış gibi davranırım, stres basar…süren benmişim gibi,yorgun inerim arabadan.

Dönüşte orta sıralarda oturduğumdan,sürücü benden kurtuldu.Ben de daha rahattım,kuşkusuz o bilmiyor ama o da rahattı.”Çıplak bozkırlarım benim” diye diye… çevreme bakınıp durdum,kitap okudum,bir şeyler karaladım…doğal olarak her geleni ve molada da yedim,içtim.Servis yapan çocuğu da düşündüm bu arada…biniyoruz,başlıyor dağıtıma…mola verene dek…otobüsün bir ucundan diğer ucuna…gidip,geliyor. Mola yerinde herkes yine yiyecek,içecek peşine yöneliyor…otobüse dönüyoruz…yine aynı seremoni…suyla başlayıp,süregiden…Sürücü de öyle…aynı yollarda gidiiip,geliyor…Biz bir heyecan kar,sis var mı,yağmurlu mu diye hava,yol durumu araştırıp…bir an önce yerimize ulaşma hesapları yaparken…onların görevleri olduğundan,her durumda sürdürüyorlar işlerini…ekmek parası,işte…

Ankara’da başlayan karlı yol görünümleri,Bolu’ya yaklaştıkça daha da yoğunlaşıyor.Dağların arasında bir yerleşim yeri…çoğunu, altı kerpiçten yapılmış evlerin oluşturduğu…yalnız ve mahzun…Tırların,kamyonların yanından geçiyoruz…yine yalnız ve mahzun sürücülerin içinde olduğu…Kimi kez empati yaparım…bitmek, tükenmek bilmeyen o yollar uzar gider,gözümün önünde…ya da erişilmez olur büyük şehirler,o karlı köy yollarından.

Rakım 1580 metreyi gösteriyor…sıcaklık 1 derece…güneşli bir gün.Bolu il sınırı…Allah Bolu’ya çam ağaçlarını bağışlamış.Görünüm, tuvale resmedilmeyi çağrıştırıyor…biz fotoğraf makinasına aktarıyoruz… çam ağaçları ve kar…Kaymak gibi,pürüzsüz bir kar görünümü…inip içinde yuvarlanmak geçiyor içimizden. Uzaklaştıkça sıcaklık artıyor…kar görünümleri ıslaklıklara bırakıyor yerini ve sonrasında ıslaklıklar da kuru topraklara.Yeşillikler,evler çoğalıyor…daha çok evler…yükselen görünümleriyle daha da çok beton yığınları…trafik yoğunluğu başladığında da…gişeler…

Servis aracına binince küçücük kaldık evlerin yanında…sıkıştık arabaların arasında.Korna sesleri,yol bulma çabaları içinde araçlar…Ses kirliliği ile karışık,yoğun trafik keşmekeşiyle biz geldik sanırım yuvamıza. Eh! hayırlı,uğurlu olsun…bakalım…

Ankara anıları da bir başka yazıda artık…Bir ya da birkaç mı olur,bilinmez.Ne güzel, yine pc min başında ve bilindik modumdayım…Bir başka yoruyor,artık koşuşturmak…hayalimde bu durumda olduğumu varsayarak…dayanabildiğim…

Hepinize sevgiler dostlar…

Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 31, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

“İstanbul’um hoş buldum…” yazısına 4 Yorum yapılmış

  1. hoşgeldiniz , istanbul’a , evinize’ gönlümüze :)

  2. hoşgeldinnn canım arkadaşım oh ya özledim valla :) alışmışım sana aradı gözlerim güzel geçen bir gezi sonunda seninle yeniden beraber olmak gezip gördüklerini duygularını paylaşmak çok güzel herzamanki bombaa gibi yazılarını okumak çok iyi geldi hergünün mutlu ve sağlıklı geçsin sevgiyle kal canım

  3. Sevgili Figen,

    Çok sağ olunuz…bu içten duygularınız için.

    Sevgilerimle…

  4. Sevgili “şirinem”

    Ne güzel karşılama yazısı böyle…Çok teşekkürler ediyorum…o güzel dileklerinize,hep birlikte diyerek katılıyorum…

    Sevgilerimle…

Yorum yapın