26 Aralık, 2008 tarihinde fatosh yazmış

foto:Değer Altunay

foto:Değer Altunay

Kafamın içinde dönüp duran, yazacak bir dolu konu var… ama dur diyerek tümüne…birine yönelmem gerek.Yazlık can arkadaşlarımla telefonlaşıyoruz çoğu kez… buluşmayı başaramadık bir türlü …  ne kadar zamandır bilemiyorum. Bayramını kutladığımızda birbirimizin… dedik ki “bayram sonrası kesin, görüşeceğiz”…olamadı gitti, bu kesinlik.  Anlamıyorum nasıl geçiyor günler?…Kısalığına yükledik suçu, günün…hani bir uzasa bitecek sorunlar…

Dün çalan bir telefon…sabahın erken saatlerinde…Öyle oldu mu huzursuzlanırım…”ne haber çıkacak”…telin ucundan.Yine şaşmadı ve bir yitim haberi… Birbirimize ulaştırdık, Zincirlikuyu Mezarlığı’nın içindeki camiden kalkacak…Tesellisi…sıralı idi,güzel yaşadı…Buluştuk orada…düşünün bayram sonrası kesin demiştik…ve benim diğer “dört kafadar”la orada buluşmakmış kısmet.

Elin parmaklarını geçmez dediydim ya “candost”larım için…dört orada…dört burada…ama iyi günde,kötü günde birliktelikler bunlar…asla sıradan değil…özenle oluşmuş…hani “arkadaşlıktan öte-kardeşlik” yazım vardır…işte onlar…Benim de özyapım böyle oluşmuş… bundan mutluyum.

Camide ikindi namazında okundu dualar…imam duygusal…öyle bir konuşma yaptı ki “can damarı”na yönelerek…annenin çocuğuna bakması için Allah’ın gönderdiği melek olduğuna dair…Bildiğimiz ve anlatılanlardan…ama gerçekliği bir kez daha vurgulayan…Sonrasında mezar yeri de aynı yerdeymiş…oraya dek gittik ve okumalara katıldık.

Çevreme bakındım…beş yıldızlı mezarlıklar…Siyah damarlı mermer,cam gibi parıldayan… bembeyaz ve parlak seçilmiş,çevresi parmaklıklılar…bir ada çevrilmiş sanki,devasa boyuttaki bir malikâne…bir küçük ev konumunda,damı da olan başka bir boyut…çoook çeşitlilikte olanlar var…Oysa ki…girilecek olan ikiye dört mü nedir…toprakla bütünleştiğin… ve asıl ruhunun nerede olduğu önemli,berzahta…

Öylece kalmasın istedik…uzun süre sonraki buluşmamız…çıkınca az yürüdük,bir köşe… köşeyi döndük Mado…Birer çay içip,söyleştik kısa süre de olsa…duası var yetişilecek, ona…Boş da gidilmez,hazırlanılacak bir şeyler.

Bugünse Osmanlıca kusum vardı,yaşam sürüyor…Artık üçüncü yılın getirdiği bir yakınlık oluştu, biz bir avuç öğrencide… hocamızla da doğal olarak…Çokça okuduk…biraz söyleştik…ama daha bir yakın paylaşımlarımız…Ket vurulsa da özellere…daha bir sıcak, yaklaşımlarımız…

Böyle günlerin ardından…”dur” düğmesine basıyorum…yaşamın…Bir kez daha gözden geçirmek istercesine… artıları ve eksileriyle…İçinden çıkabiliyor muyum?…hayır…ama en azından…durdurup zamanı…şöööyle bir uzaktan bakmaya çabalıyorum…Belki bir gün açık ve net görebileceğim…umarım, çok geç olmadan…

Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 28, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorum yapın