
foto:Alihan Çetin
“Yemek ne için yenilir?” sorusu çoğu kez aklımı kurcalamıştır… hiç aç duramayan biri olarak, benim. Gerçekten acıktım mı gözüm dünyayı görmez…bunda benimle birlikte yaşlanan ülserimin de yardımı büyüktür…Yemek yemenin, sofrada davranış biçiminin de kişilikle ilintisi olduğunu hep düşünmüşümdür…yol yordam bilmek, yemeğin hakkını vererek yemek gibi…
Bayramda kutlamaya gelen bir yakınımıza; uzun süredir gitmediğimizden, bir ara gidebileceğimizi söylemiştik… aradı ve yemeğe çağırdı.Aslında annemin teyzesinin kızı ama onların da yaşı yakın olduğundan,bizim de öyle.Çocukluktan beri hemen hemen birlikte büyüdük ve paylaşırız çoğu şeyi…Bir de güzel yemek yapar ve süsler ki yeseniz mi,öylece bakıp bozmasanız mı karar veremezsiniz.

foto:Alihan Çetin
Yine güzel bir masa düzenlemesi ve emek verilmiş yemeklerle karşılaştık. Öylece durup bakmak olası olmayacağından,hakkını vermeye giriştik.Ondan bir saat önce ise ablamın diyet listesini…fotokopisini almak üzere çantama atmıştım… Tamam bunları da yiyeyim diyeti sonra düşünürüm “iyi niyetiyle” tüm yemeklerin hakkını verdim.Aslında yaşamım süresince yaptığım tek diyet,ülserden ilk kıvrandığımda verilen listeye uymaktı…göz yaşlarıyla…çekilen acıdan mı yoksa dilediğimi yiyemeyecek olmanın verdiği üzüntüden mi olduğu bilinmez…de ikinci olasılığın, ben işin içinde olduğumdan daha ağır bastığı…su götürmez bir gerçektir.
Yıllar önce eşimin bir yakınının nikâhı var,üzerimde o yılların modası şalvar tipi pantolon giymişim. Törenden sonra yakınlarda bir yerde yemeğe gittik…Ben yine…oldukça yemişim ve hepsinin üzerine tatlılı dondurmayı da bir güzel silip süpürmüşüm…Pantalon bol olduğu için yayılmış üzerimde,sanırım onca yediklerimle görünümüm bir bütün oluşturmuş.Yan masada oturan turistler vardı,ara ara göz göze geldiğimiz.Yemek bitip ayağa kalktığımda oluşturduğum şaşkınlıktan ne denli keyif almıştım…Şalvar pantolonun bel kısmı üzerime iyice oturduğundan…incecik bir bedene sahip olduğum görünüyordu…

foto:Alihan Çetin
Onlarca yememe karşın…hep öyle ince bedenimi koruyordum…ama artık yaş ilerledikçe metabolizma yavaşlıyor…”aşırı gitme” diyor…yine de bana karşı çoook iyimser davranıyor.Çoğu kişinin aç gezdiği durumlarda…yalnızca aşırı gitme, diyor…Biliyor o diyet listesi yalnızca buzdolabının üzerinden bana bakacak…öyle boş boş ben de ona…ama en azından dediğim “aşırı gitmeme” olayını anımsatacak.
Hani grissini yiyeceğim,açlığımı bastıracak derler ya!…ben de denemek istemiştim bir ara…meğer birkaç tane ile yetinmek gerekmiş… bir paketin tümü yenmeyecekmiş…Neden sonra öğrenmiştim…ama ne o öyle iki üç grissini ye de doy.Aaa! bir de şu sunta cinsi bisküviler var…O da öyleymiş…ne yani şimdi…içinde altı ya da sekiz adet suntalem! var zaten…ye gitsin hepsini…

foto:Alihan Çetin
Gelelim yemeklere…gerçekten çeşit boldu…oğlum görüntüledi…ben yazımın aralarına birkaç kare koydum. Hepsinin hakkını doya doya verdim…üstüne tatlı ve çayla servis yaptığı el açması yufka ile yaptığı… pırasalı böreğin de…ve de meyveyle yapılan kapamayı da atlamadan… Pantolonumun düğmesini açmadım… bildiğimden onun nasıl yemekler sunacağını…önlemimi almış ve bol birini seçmiştim zaten.
Bu sabah kahvaltı yaptım mı?…Evet! ama doymadan kalktım masadan… tuttum kendimi…bu bir başarı benim açımdan.İyi bir başlangıç…Ablama diyetisyenin verdiği listeye de şaşıyorum…hem doyasıya yenilecek gibi…hem de kilo verdiriyor…Benim için, uygularsam olumlu olacak bir liste…dengeli beslenmeyi içeriyor.Meyve,yoğurt,süt,yumurta,et ya da tavuk ama ölçülü…Haydi bakalım iş başına…abur cuburu kesmek bile yetecek gibi…Vereceğim topu topu üç ya da dört kilo…Başarır mıyım ne dersiniz?… ![]()
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 42, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Aralık 14th, 2008 at 00:59
merhaba arkadaşım yemekler muhteşem görünüyor hele sarma kim yaptıysa ellerine sağlık..:) sizlerede afiyet olsun..:) size bi anımı anlatayım vana gittik gezmeye misafirlikte çok güzel yemekler hazırlamışlar yedik tabi otele gidicez caddede mis gibi kebap kokusu dayanamadık girdik lokantaya yedik tabi sabaha kadar uyuyamamıştık…:)sevgiler canım arkadaşım
Aralık 14th, 2008 at 01:42
Merhaba;
Yemekler gerçekten muhteşemdi,yapanı da yazımda belirtmiştim… kardeşim diyebilirim.
Evet yorumunuza yazdığınız gibi tok olsak da midemizde bir bölüm mis kokular için ayrılabiliyor…ya da biz öyle sanıyoruz…sonrasında ortalıkta dönüp duruyoruz…
Sevgiler benden de size…
Aralık 14th, 2008 at 23:00
Benim Azimli Arkadasim! Sen herseyi basarirsin, yeterki basla diyet yapmaya!
“Yemek ne icin yenilir?” cocuklugumda ve gencligimde vizlana vizlana zaman zaman kizarak sorardim kendime! Bana o yillarda “yemek” zaman kaybettiren aktivite olarak gorunurdu; “O” bana boyle gorunurken, herkes de beni citi-piti incecik olarak gorebiliyordu!Gordukleriyle kaldilar!
Cocuklugunda o kadar istahsizmisim ki;mutfak penceresine oturtularak
1-2 kofteyi gak guk zorla yerken, bana ilham versin diye demir parmakliklarin arkasinda sadece ogle vakitleri peydahlanan kedim buyuk ihtimalle gut hastaligindan mefta oldu!
Annem yemek pisirmenin hakkini veren saray ahcisi gibi cok lezzetli yemekler yapardi.Bizim evde yemek yemis davetlere katilmis insanlarin hala bellegindedir;yemeklerin misligi kadar sofra duzeni de zamanin Istanbul`unda az rastlanirdi.( O guzel yemeklerden cok az yedim, dusundukce icim yanar…)
Kisacasi ben; yemek icmek hatta sakiz cignemek de buna dahil olmak uzere(O zamanki gorusumle) zahmetli islere pek girmedim…
Gel zaman… git zaman…insanoglu degisiyor! Benim degisimim ise fark edilir oldu, yani degdi!
Tam sonradan gorme misali bir istah…Uzunca yillar senin anlattigin pantolonlarla ben de idare ettim, belimin darligi avantaj oldu…Hersey yolunda, ben halimden memnunken…gun geldi, moda bittiii…ben pantolonu cikarmak zorunda kaldim…bir de ne goreyim; benim vucut pantalonun seklini almis…Iste, o gundur bu gundur diyet receteleriyle yasiyorum.Yoksa Asterix`in kiz kardesi Istanbul`danmis diyecekler!!!Yuvarlanip gitmemek icin elimden geleni yapiyorum, ama her Istanbul`a gelisimde cildiriyorum…O guzelim yemekler… hele yaninda yillanmis kirmizi uzum suyu…At kadehi elinden, bin parcaya bolunsun…
Sali aksami sizlerle acilisi yapacagim, daha sonraki aksamlarda da sevdigim insanlarla sevdigim yemeklerden yiyecegim…
Yaa..iste boyle. Insan ” Ne idim?” degil, “Ne olacagim?” demeli!
Yemek hakkinda soyleyecegim son soz; Saglikla, sevdiklerimizle yiyecegimiz butun lezzetlerden Allah bizi mahrum etmesin…
Hosca Kal
Aynur
Aralık 14th, 2008 at 23:59
Aynur’cuğum;
Demez miyim sana hep…o güzel anlatımını yazıya geçir diye…işte kanıtı yukarıda…ne içten bir anlatım,ne denli canlı dile getiriş…çok hoşuma gitti…o anlarını yaşayıp,bugünlerine dek geldim…eline sağlık.”Allah bizi mahrum etmesin” deyişine de Aaamiiin.
Eveeet!!! Bekliyoruuuz…altı adet gözle hem de
Yarın yerlerimizi de ayarlatacağım…Sen sağlıkla gel yeter.
Sarıldım,öptüm seni…
Hoşça kalalım…