4 Aralık, 2008 tarihinde fatosh yazmış
foto:Ömer Cem Gözlüklü

foto:Ömer Cem Gözlüklü

Hat sanatları kursum vardı bugün…Öyle sevinerek gidiyorum ki kurslarıma…yeni bir şey öğrenme telâşının yanısıra…oradaki havayı solumak da hoşuma gidiyor… Hocamız Mimar Sinan Üniversitesi mezunu cici bir kız diye yazmıştım…O ilk günlerden bugüne bir de içten ve cana yakın diye eklemeliyim…dahası yüreğinden geçenler dilinde ve içi dışı bir… yapmacıksız…nasıl görünüyorsa öyle…

Sınıfımızda 19 yaşındaki bir genç kızdan, 60 yaşındaki beye dek uzanan bir zaman(!) aralığı var ama hiç ayrımına varılmayan…İşimiz çizimle ilgili olduğu için hoş söyleşilere bol bol yer veriliyor…Genelde kadın ağırlıklı olduğu için de sorunlar doğal olarak Venüs-Mars ikileminde dönüp dolaşıyor…Çoğu evli ama evli olmayan genç kız ve erkekler de bulunuyor.Konular Marslılarla ilgili de olsa bu konularda sus pus olup oturuyorlar…korkuttuk mu ne onları?  ;)

Güzel mavi gözleri yorgun bakan bir hanım var,geçen yıllarda Osmanlıca kursundan da tanıdığım…annesi hasta ve ona bakıyor…arada soluklanmak için de böylesi bir uğraş içinde…ne güzel…Koşturarak gelir,biraz çizer…biraz söyleşir ve koşturarak gider…Ne denli takdir edilesi davranış…bence…Bu soluklanma durumu başka şekillerde de olabilirdi ama o öğrenerek rahatlayan ve içsel sıkıntısını bir uğraş edinerek aşmaya çalışanlardan…

Sınıfın en büyüklerinden olan bey sakin bir insan…İlk yılı değil…eskilerdenmiş…Hocaya sorulamayanlara sessizce yardımcı olur…Bugün yine bir konu vardı ve havada uçuşan laflar bittiğinde neden hiç konulara katılmadığını sordum…Tek çocuk büyümüş “belki ondandır” dedi…benimsemiş bir durumda sessizliğini…Demedim artık,demek ki bu sizin kişiliğiniz…yapınız böyle ama ardından kağıda sarılı uzun bir paket aldı eline sıranın üzerinden…Paketi açtı…sürpriiiz…içinden bir ney çıktı…

Ney kursuna başlamış…uzunca bir süredir gittiği halde,neyden üfleyerek bir ses bile çıkaramıyormuş…Eşi ise evde ve komşuları arasında bu durumuyla dalga geçiyormuş…Sonunda geçen hafta ney hocasına gidip,ille de bundan bir ses çıkarttırın bana demiş…Neyi eline aldııı…dudaklarına götürdüüü ve bize de neyden ses çıkarabildiğini gösterdiii…Hemen arkasındaki sırada derse geç katılmış,onun yaşlarına yakın bir başka bey oturuyordu…Takım elbisesi,beyaz gömleği ve kravatıyla…harfleri çizdiğimiz kağıt üzerinde çizgiler çizip,üzerine notalar iliştirip bir “gam” oluşturdular…O beyde Üsküdar Musikî Cemiyeti’de olduğunu söyledi…tam olarak ne olduğunu anlayamadım…ney üfledi…Sessiz bey de bu durumda içinde birikmiş bir durumu ortaya çıkardı,bir de üstüne yardım almış oldu…

Bunun üzerine bir başka genç kadın,telefonuna kayıtlı ney müziğini açtı…sınıfa yayın yaptı…bir süre onu dinledik…Ardından en genç olanlardan iki kız…pop müziği yayını yaptılar…Biz bu arada söyleşip, çizmekteyiz… Yanımda oğlumdan küçük bir delikanlı…ben bu işi yapamayacağım diye hayıflanıyor… Çizdiklerini hocaya götürmeden yazma aracını nasıl tutması konusunda bir iki püf noktası gösterdim,öğrendim ya artık…Aaaa! ben bu arada geçen hafta hocanın yaptığı sınavda devam kararı alınanlardanım…”ne denilebilir ki çok güzel çıkıyor harfler”dedi…yalnız boyutlar üzerinde çalışıyorum şimdi…Oğlumuz yazdığı sayfayı götürünce hoca hoşnut kaldı,o da moral buldu…

Tüm bunlar olurken şöyle bir çevreme baktım…her yaştan ve her kesimden insanlar…ama bir noktada buluşan…gönül verilen bir uğraşta…mutlulukla ve uyumla yürünen bir yolda…Öyle hoşuma gitti ki bu duygu…Öyle mutlu etti ki beni…

Kurstan çıkışımda merdivenleri son derece şık ve bakımlı ben yaşlarda bir kadınla birlikte indik… Nişantaşı’ndan geliyormuş…Türk İslâm Sanatları yalnızca olduğumuz  binada veriliyor…O da başka iki kursa geliyormuş…”Hiç aklımdan bile geçmezdi,haftada iki gün buralara geliyorum ama çok seviyorum,mutlu oluyorum” dedi…Aynı duyguları paylaştığımı söyledim…kısa bir süre önce aklımdan geçenlerin,bir başkasınca dile getirilişinden şaşkın…

Eve dönüş yolunda araca bindim…Şemsi Paşa sahilinden gideceğiz…yerimi aldım ki doya doya denizime ve Kız Kulesi’ne bakabileyim…Sanırım yolda çalışma vardı,güzergâh değişmiş…eski mekanlarımdan dolaşarak gitmez mi araç…Allah’ım şimdi buna ben ne diyebilirim…Doğancılar Caddesi’nden geçtik…Ticaret Hukuku hocam rahmetli Prof.Reşat Kaynar’ın evi…(ruhuna fatiha)…derken börek aldığım fırın…eski adıyla Ayazma İlkokulu’m…hayaletli masallar anlatıp,yine de avlusuna girmeye can attığımız Ayazma Cami’m…kimbilir artık nerelerde olan arkadaşlarımın…kimi yıkılmaya hazır,kimi zaten yok olmuş…evlerinin bulunduğu sokaklar…Sonunda sahile ulaştık ama duygularım sel olmuş içimde…

Kız Kulesi işte, sağ yanımda…güneş batıyor…turuncu renge bürünmüş ve o güzel rengiyle son ışıklarını denize yansıtmış…Caaanım Topkapı Sarayı…tüm görkemiyle güneşe sırt vermiş…boynum koptu geriye dönüp bakacağım…o görüntülerden ayrılmak istemiyorum diye…Yok yok kesin Kız Kulesi’ni ele geçireceğim…içini kitaplarım,müzik setim ve CD lerimle dolduracağım…bir de yemek ve su stoku…dahası beni unutsun herkes…

İşte bu duygulanımlarla dolup taşarak eve geldim…İletilerime baktığımda “Salacak ve Kız Kulesi” yazıma yeni bir yorum yapıldığını gördüm…coştum doğal olarak…Yazımı bir kez de ben okudum…

Geleneksel olarak yaptığım gibi TDK dan mutluluğun tanımını falan alıntı yapmayacağım…Mutluluk bu işte…ânı yaşamak…Olduğun yerdeki güzelliklerin ayrımına varabilmek…Sıkıntılarının içinde sevdiğin bir uğraşla soluklanabilmek…Boynun bükülerek ayrıldığın görünümü belleğine işleyerek,görmediğinde de yaşayabilmek…Çözemediklerinle karanlığı yaşamaktansa ve karanlıklar içinde  olsan da bir ışık yakalayabilmek…Çözüm biziz…Biz çözümüz…

Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 34, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

“Mutluluğu görebilmek…” yazısına 2 Yorum yapılmış

  1. evet haklısınız karanlığın içinde bir ışık yakalayabilmek. Mutluluğuda biz kendimiz yaratılırız.

  2. Sevgili Neslihan;

    Teşekkür ederim yorumunuz için.Bazı kez geri dönüp,yazılarımı okumam gerekmiş…Yağmurlu ve sıkkın bir gündü bugün,benim için.Yorumunuzla bir kez daha yazımı okudum.İyi geldi…
    İnsan düşüncelerine yenik düşebiliyor,bazı kez…İşte bu da bizim duygu çeşitliliğimiz…gel-git yaşamalarımız…Önemli olan sürecin kısa tutulması ve yüreklendirici,olumlu bakış açıları yakalayabilmemiz…

    Sevgiler…

Yorum yapın