
foto:Değer Altunay
Ne ilgisiz kelimeler…ne karmaşık bir başlık…duygularım gibi…Bu aralar terazimin kefeleri, kuyumcu tartısının tek kefesine indi…üflesen artılara geçen dijital gösterimi gibi…hassas mı hassas…gel gitlere bile açık değil, yalnızca gel der gibi…hüznün ağırlığına…
Biraz önce,ablamla annemi yolcu edip geldim…servisine dek otobüsün…Annem “biliyor musun, gözümü açık tutamıyorum… sıklıkla kapanıyor…bebek gibi oldum artık” dedi… beklerken servis aracını…Bir şey diyemedim…Oysa varmıştık ayrımına ve konuşmuştuk ablamla… Bilemedim nasıl bir açıklama yapabileceğimi… öylece baktım yüzüne…her ayrıntısını belleğime yerleştirircesine…Birazdan gelen araca yerleştirip öptüm,el salladım ve gittiler…Daha iyi olacağı düşüncesiyle ayırdık evinden…o bağımsız ruhlu kadını…ne zor geliyor, anlıyorum…kendine yetememe çabalarını… ve bundan doğan duygulanımlarını… Sessizce karşılıyor oluşanları… mavi gözlerinde küskünlükle…dik durarak ve bize belli etmemeye çalışarak…Dilerim Allah’tan… o benimsediği,kendine yeten yaşamına tez zamanda kavuşur…
Çocuklarını iyi bir şekilde yetiştirmeyi ve kötülüklerden,sırnaşıklıktan sakınmayı öğreten bir anne…Oluşan her bir çocuğun da aynı yolu izlediği,gördüklerinden davranış biçimini ayarladığı ve onların da çocuklarına aynı özeni gösterdikleri bireyler yetişiyor…doğal olarak…
Apartmanımızın bahçesinde geçtiğimiz üç ay süresince iki kedi yavruladı…Birinin iki ötekinin dört yavrusu oldu…İki yavrusu olan kedi…o bir anneydi…ama onlarla hiç ilgilenmedi…Yavrular kapıyı açık bulunca içeri girdiler, kovuldular, sırnaştılar, çocukların elinde oyuncak olup…oradan oraya taşındılar…çok eziyet çektiler…Öteki kedinin dört yavrusu oldu…o da bir anneydi…Dört yavrunun, anne ve babaları başlarından nöbetleşe ayrıldılar…kimseleri yanlarına sokmamacasına…Perşembe günü semt pazarımızdan döndüğümde…artık büyümüş sayılabilecek dört yavrusunu emziren anneyi görünce…elimdekileri öylece bırakıp,görüntüledim…Allah’ım ne güzeldiler…Annenin nasıl tedirgin olduğunu ve beni nasıl süzdüğünü bir görseniz…Oysa ki çok sessiz davranmış ve rahatsız etmeksizin uzakta durmuştum…
Cuma günü kursumun ilk günüydü ve hocamız eve telefon ederek çağırmıştı…Onun bu ince davranışına karşılık,durumu anneme ve ablama açıklayarak,kısa süreliğine de olsa gidip gelmek için koşturdum…Pek sokulgan biri olmadığımı eski dostlar bilir…Karşı apartmandan bir oturanla karşılaştım… yolda çevirip,uzun konuşmayı seven biri…yanında da biri var…Geç kaldığımdan başımla selam verip geçmek istedim,durdurdu…Meğer kusacak,birikimi varmış…çirkin bir betimleme ama başka bir kelime bulamadım…Öncelikle “nereye?” diye sordu…Kursa gittiğimi söyledim…”ne kursu?” diye araştırdı…”Osmanlıca” dedim…”Oh! sen Osmanlıca kursuna git,biz hastaneye” diyerek adeta ateş püskürdü…Oysa birkaç kez daha yolda karşılaştığımızda, onu dinlemiş,kimseye anlatmayı sevmediğim,kendi yaşanmışlıklarımızdan örneklemelerle paylaşmıştım sıkıntısını…Yine de hastalığı nedeniyle sessiz kaldım ve yalnızca bizim de bu aralar hastalıkla uğraştığımızı ve annemin kolunun kırıldığını söyledim…kaldı ki yaşanan bir evde,gün oluyor nelerle boğuşuluyor…ama alışmışız ya sessiz ve feveransız başarmaya…Yanıtı dondurdu beni “hiç acımam,kızları etrafında pervane oluyor”…Yalnızca “iyi günler” diyerek yoluma gittim…ama içimde fırtınalar esti…”kaderinin öcünü,benim canımı acıtarak,benden mi çıkarmaya çalışıyor?”…düşüncesiyle,allak bullak…
Annemle ablamı yolcu ettikten sonra,gözlüğümü taktım gözüme…akarsa yaşlar görünmesin yollarda…Ölesiye tuttum kendimi,dik durmak için…öyle öğrendik ya…Oysa “Söğüt gibi eğilin,meşe gibi mukavemet etmeyin.Zorunlu şeylerle işbirliği yapınız.”yazısı gardrobumun kapısına asılı durur…22 Eylül 2007 tarihinde de aklımca yazıp akıl vermişim de kendimin uygulaması ne ayrı…Bizler zorunlu şeylerle işbirliğini, bir de dayanıklılık göstergesi içinde yapmaya çabalıyoruz…ve kimseye kin tutmadan…yapabilir oldukları her şey için…
Kuşkusuz sabrımın sınırları zorlandığında siz dostlarımla paylaşmışımdır yazarak…bugüne dek hiçbir zaman bir başkasını yargılayarak ya da yaptığını çirkince vurgulayarak değil…ama bu yapılan şahsıma bir vurgu,yaşantıma karışma…hem de öylesine gördüğüm bir kişi tarafından… “Herkes kendi yazgısını yaşar” çokça yazdığım ve benimsediğim bir cümledir…insan ya da başka bir canlı…ayrımsız…”Arapsaçına döndüm” der yazarım,”Çözemedim paylaşıyorum” der yine yazarım…yazarken daha… çözümler üreterek kendimce… sonuca varmak amaçlı…
Bir başkasının yaşamını hakkı olmadan izleyerek,kendi yaşamıyla karşılaştıranlar…hiçbir zaman mutluluğu yakalayamayanlardır…Bir başkası,bir başkası hep var olacaktır ve onların kendilerine özgü yaşamları…O şekilde bir yaşam seçimiyle mutsuzluğunu kovalayanlara…şükür ve hamd nedir bilmeyenlere, diyecek tek bir sözüm,verilecek tek bir selâmım olamaz…
Kadıköy’deydim… deniz kenarına gittim,bir süreliğine…öylece durup denizi izledim…canım İstanbul’umun karşı kıyısına baktım…kovdum zarar verici düşünceleri belleğimden…Şehrim yeni güne uyanıyor…erken işi olanlar düşmüş yollara…bizim gibi…
Semtimize geldiğimde, temizlik işçilerinin de uyuyakaldığını düşündüm…Yol boyunca konteynerlerden öbek öbek taşıyordu,birikimler…Bir yatak gördüm…yalnızca süngeri ve yayları kalmış…ikiye katlanmış,çöp konteynerinin yanında boynu bükük duruyor…Oysa dün mağazaları gezerken, yenileri nasıl bir görkemle alıcılarını bekliyordu…Bu yatak da bir gün öyleydi ve belki de ne mutluluklar verdi yaşayanlarına…belki de ne acılara tanık oldu,ne mutsuz gözyaşlarına…Ben giden eşyalar için bile bu tür kurgularla dolarım…o da bu dünyaya geldi ve gidiyor…
Evet dostlar…”Kimileri bir yerlerde bir şeyler yaşıyor…herkes kendi yazgısını”…Önemli olan bu yazgı içinde bilincin ve umudun yitirilmemesi…ve bir başkasının yaşamını irdeleyip mutsuz olmaktansa…sağlam durup, kendisine katkısı olmalı kişinin…özgüvenle…
Karmaşık bir yazı çıktı bugün…ben de karmaşığım gerçekten…paylaşmak istedim siz dostlarımla…yine hep derim ya “uzaklarda da olsa,önemsese ya da öylesine okuyup da geçse…birileri bir yerlerde paylaşıyor benimle”…belki güneşin, belki de bir elektrik ampulünün ışığında…
Siz dostlarıma teşekkürlerimle…Sevgiyle kalın…
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 24, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorum yapın