26 Eylül, 2008 tarihinde fatosh yazmış
foto:Değer Altunay

foto:Değer Altunay

Bugün burcumun tüm özellikleri üstümde…ön saflarda da kararsızlık… Kadıköy’e ineceğim…Böyle dediğimde dağdan, şehire inmek gibi oluyor ama öyle…Küçük Çamlıca dağcığından iniyorum… Ne giyeceğimi bilemedim… Güneş yüzünü bir gösteriyor, bir bulutların arkasına saklanıyor… Dışarı bakıyorum… grinin her tonunda bulutlar… belli bir bölgede yoğunlaşmış… Rüzgarın etkisiyle yön bulmaya çalışıyorlar…

Dün önlem alayım dedim…güneş bir çıktı…öğle vakti adeta kavurdu… haydi ceketini çıkar,elinde şemsiyeyle birlikte bir de onun taşınma işi çıksın başına…ama belli olmuyor ki…birden soğuk ve yağmur gelebiliyor…

Kadıköy’de şöyle bir çevreye bakındım…çizme ve deri ceket giyenden,kısa kollu ve açık ayakkabıya dek uzanan bir görünüm…Herkesin kafası benim gibi karışmış anlaşılan…Hele toplu taşıma araçları…camlar kapanmış hemen ve koku…oldukça yoğun durumlara ulaşmış…Nedense deodorant kullanmayı ve giysilerimizi havalandırmayı,aksatan bir toplumuz (istisnalar kaideyi bozmaz)… Oysaki 3.- YTL.ye bile deodorant var… ve giysi havalandırmak kaç dakikayı alır ki…Çık balkona as…olmadı askıya as,odanın camını aç…bırak üzerine sinen koku çıksın, gitsin…

Çoğu kişiler uzun süreli dinlence olduğundan…bir yerlere gitme peşinde…Tekerlekli bavulların,tekerlek  seslerini de duydum sıklıkla…kimisi öğrenci,kimisi gurbetçi…Öğrenciler ille de çift ve elele…sürükledikleri bavul tekerleğinin sesi de arkalarından eşlik ediyor…Minibüste beş genç vardı…onların siyah naylon poşette yükleri…Haydarpaşa garına yakın bir yerde,biri sinyal verdi…yani dürttü yanındakini…o ötekini…o ötekini gibi bir haberleşmeyle…davranıp indiler…Nereden gelmişler,ne işte çalışıyorlar ve nereye gidiyorlar…kim bilir?…

Bir yorgun kadın…o da bavulunu sürüklüyordu…yalnız ve yüzünden düşen bin parça…öylesi kararmıştı…ne derdi varsa…Herkes bir yerlere gidiyor…ya da buraya geliyor…bir devinim işte…adı da yaşam oluyor…

Biletlerini ayırtıp,yurt dışına gidecekleri göremedim…onların sürükledikleri bavulu da…siyah naylon poşete koydukları giysileri de…

Herkes bir yerlerde bir şeyler yaşıyor…kendi yazgısını…

İşlerime koştururken birkaç mevsim yaşadım…Evden çıktığımda,güneş vardı ve güneş gözlüğüm gözümde…Araçta güneş bulutun ardına saklandı,gözlük çıktı ve kabına kondu…Araçtan indim ve yine merhaba dedi güneş ama takmaya üşendim artık gözlüğü…kısa süreli besbelli…Doktor önerisiyle kesin takmam gerek, olsa da…Ardından rüzgar eşliğinde bulut ve ortam serinledi…Eve dönerken bir ara yağmur serpiştirdi…şemsiye bile açmanın gereksiz olduğu…

Eve geldim ve yazıyorum…bir ses oluyor ki esen rüzgardan ve ara ara gök gürültüsü…ama güneşte var…aklım sırrım ermiyor bu aralar neler oluyor bu havalara…Ablam geçen gün üç semte uğradı işleri için ve birinde sağanak yağmur,ötekinde güneş ,bir ötekinde de güneşin ardında yağmuru yaşamış…

Biz önlemimizi almadığımız sürece hastalığa çağrı sanki hava durumları…Dalga geçer gibi bir açıp,bir kapayan güneş,bir yağıp ardından aralık vererek yine yağan yağmur…Belki elimizde taşıyacağımız ağırlık olacak bir ek giysi ve şemsiye ama sağlığımız açısından olmazsa olmazımız olsun bu önlemler…sonrasında hastalıkla uğraşacağımıza…

Kalın sağlıcakla…

Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 257, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

“Hastalığa çağrı gibi…hava durumları” yazısına 2 Yorum yapılmış

  1. doğum gününüz kutlu olsun…
    Sağlıklı , mutlu , huzurlu , sevdiklerinizle nice nice yıllar diliyorum Herşey gönlünüzden geçtiği gibi olsun…
    Sevgilerimle ellerinizden öpüyorum figen …

  2. Sevgili Figen;

    Çok ama çok duygulandırdınız beni…anımsayarak…çok hassassınız ve beni mutlu ettiniz…Güzel dilekleriniz için teşekkürler…Ben de size sarılıyor ve yanaklarınızdan öpüyorum…

    Sevgilerimle…

Yorum yapın