
foto:Değer Altunay
Dün ablamla, annemin işlerini yapmak ve onun da şöyle bir hava alması düşüncesiyle,hep birlikte yola çıktık… ve gözümüzün önünde… bir şey olmasından sakındığımız… anneciğim düştü…
Gönürde bir iki sıyrık gibiydi…ama kolunu tutuyordu sürekli…Sıcağıyla anlamadığı için…bir şeyinin olmadığını söyleyerek eve dönmek istedi…Doğal olarak onu dinlemeyerek…hemen acile gittik…iyi ki gitmişiz…
Acil bilindik görünümünde…ve yoğundu…Yine herkes ilk bakılanın kendinin olması çabalarındaydı…ve biz de…Bizim için olağanüstü olan durum…çalışanlar için…sıradan bir iş gününe dönüşüyor…bu nedenle ortaya çatışmalar çıkıyor…ve yine bu çatışmalar da vardı…
Ablam onun yanında kaldı…ben işlemler için koşturdum…Yanınızda biri yoksa,işiniz zor…ama hakkını vermek gerek…ki tüm işlemleriniz yapılarak…sonuca bağlanıyor…Onlarca film,tomografi,kan testi uyguladılar…işi şansa bırakmadılar…Ne yazık ki…annemin kolu kırılmıştı…ve bertilmeler vardı…
Anneciğim tam 83 yaşında…ve bir operasyon ya da alçıyı kaldıramayacak durumda…Allah’tan kalçasında değil diye avutmaya çalıştık kendimizi…Sürekli kontrol altında olacak şekilde, kolunun altına destek koydular ve naylondan yapılma adını unuttuğum bir şey aldırdılar bahçedeki medikalden…Onu da bir güzel omuzuna asıp,kolunu destek içine aldılar…ve yine film çekerek kontrol ettiler…Kırık kolu açıkta ve ben bilmiyorum,nasıl düzelecek…alçısız…öyle asılı…Filmleri kargoyla enişteme yolladık…hele bir o da görsün,diyerek…
Beyin cerrahı ise müşahade altında tutulması gerek diye eve göndermek istemedi…annem de orada kalmak istemedi…Nasıl bir ruh hali oluşuyorsa…”öleceksem evde öleyim” modunda hareket ediliyor…doktor falan,dinlenmiyor işte…Beyin tomografisi de çekilip bir şey olmadığı anlaşıldığından…evimizin hastaneye çok yakın olmasından…ve düşüşün gerçekten yavaşça olduğu düşüncesinden yola çıkarak…imza verip eve getirdik…Gerçekten o düşüşle kimseye bir şey olamazdı…sanırım annemin yaşı nedeniyle…kemiklerinin hassas oluşu yol açtı…
Zaten öyle bir ruh hali içine giriyorsunuz ki…parmağı kopan,komada,inşaattan düşen,kanlar içinde gelenler…gibi görüntüler…allak bullak ediyor…ve bir an önce dışarı atmak istiyorsunuz kendinizi…Eh! bizim gibi derdine çare arayanlar bile böyle düşünürse…çalışanlara tek seçenek kalıyor…”görevini tam anlamıyla(!) yerine getirirken…duyarsızlaşma…Eğer uygulayabiliyorlarsa…helâl olsun…
Tam beş saate yakın o havayı solumuşuz…anlamamıştım koştururken…ama kendimi de iyi duyumsamıyordum…Şok oluyor sanırım…olay anında kişi…örneğin gençten bir adam;iş kazası…eli kanlar içinde,sargılı,üzerinde bir naylon torba, buz içinde ve diğer eliyle destek vermiş…Ona yardım amaçlı koşup yanına gidiyorum…Parmağı kopmuş…buzun içinde korunuyor, sanıyorum…hızlandırmak için işini…doktor,hemşire ayaklandırıyorum…Bana “parmağım koptu,ezildi,parçalandı abla…içinde bir şey yok…artık benim parmağım yok”…diyor,gülerek…Başım dönüyor,içim buruluyor…şaşkın kalakalıyorum… “şok”ta o …Yineliyorum… görevliler, görevlerini tam anlamıyla(!) yerine getirirken… duyarsızlaşmalılar… Yoksa…zor…iş…
Evet dediğim gibi…beş saatten biraz fazlaca hastanede kalarak,annemin sağlığına kavuşması için çabaladık…Bir anlık dikkatsizlik…daha doğrusu annemin tez canlılığı…ya da “olacakla,öleceğin önüne geçilmez” deyişi…adı her neyse…oldu olanlar…Aslında ondan bize de geçmiş…küçük oğlum,anneannesini görmeye geldiğinde vurguladı…Siz,hep paniksiniz…hiç emretmeyi bilmiyorsunuz,şöyle bir arkanıza yaslanıp…hele bir oturun da bırakın,çevrenizdekiler yapsın…Ooldu oğlum da “anasına bak,kızını al” demişler…örneğimiz de tez canlı,işte…Bizler bir elimizle bir işi yaparken,diğer elimiz yakınları düzelterek gider…ve de kendi işimizi kendimiz görürken,koca evin yükünü de sırtımızda taşırız…kusura bakma,emir verecek kişi bulamamış,ezik hanımlardan olmuşuz…
Çocuğa kızmaya hakkım yok…biliyorum…Kendime örnek olsun diye burada yazar,dururum…evin duvarına,buzdolabının ve gardrobun kapağına kâğıtlara yazar yapıştırırım “kendini önemse”…Şimdi anacığıma geliyor sıra…”anne neden?”…Boş sözler…bu yaştan sonra değişemeyiz ama bir gelişebilsek…sanırım bantla iskemleye yapıştırmaları gerek…
Ah anneciğim…keşke olmasaydı bu işler…sıyrılmasaydın aradan…bir anlık boşluktan,oluşmasaydı bunlar…da keşkelerle bir yere varılmıyor…olan oldu…Dilerim Allah’tan sorunsuz iyileşir…ve fazla acı çekmez…çünkü biz çevresinde dolanmak dışında bir şey yapamıyoruz…onun çektiği acıya ortak olamıyoruz…o durumda görmek de canımızı yakıyor…Annelik işte…evlât olmak işte…O bize “iyiyim” diyor,bizi üzmemek için…bizse onun yüzünde acı kırıntısı arıyoruz,paylaşmak ve geliyorsa elimizden,yardımcı olmak için…
Her şey biz insanlar için…ve bir salise sonrasını bilmeden yaşıyoruz…Dilediğimiz kadar önlemler alsak da olacağın önüne geçilemiyor…
Hepimize sağlıklı,uzun ömürler diliyorum…Sevgiyle ve sağlıcakla kalın…
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 25, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Eylül 25th, 2008 at 12:30
çok geçmiş olsun , inşallah şimdi daha iyidir anneniz ,sevgilerimle.
Eylül 25th, 2008 at 13:07
Sevgili Figen;
Sağ olunuz,geçmiş olsun dileğiniz için ama keşke geçmiş olsaydı…Ne yazık ki yaşı nedeniyle alçıya da alınamadığı için…sanırım biraz uzun ve sancılı geçecek günler…
Ben de iyi dileklerimi can İrem’e gönderiyorum…Umarım eski sağlıklı ve neşeli günlerine kavuşacaktır,kısa sürede…Zaten tedaviye de başladınız ve o çok çabuk atlatacaktır…
Sizleri öpüyorum…Sevgilerimle…