
foto:Değer Altunay
İmece…yalnız köylerde olur sanırdım… paylaşılır yapılan işler… İlkokulda tanıştığım bu kelime,ne denli önemli yaşamda… bir anlamda yardımlaşmanın getirisi… yakınlaşma….
İstanbul küçük,İstanbul büyük…belirli kilometrekaresinde, ölçüsüz dolan evleriyle… O kilometrekarelere düşen… ölçüsüz yoğunluğuyla… Yoları yakın,yolları uzak… trafik diyorlar adına… bir sıkıştın mı yoğunluğuna, kalakaldığın yerinde… kısa sürede ulaşılabilirliğin… saatlere vardığında… ve beklerken,bunaldığında…
İstanbul diyorlar adına… ulaşılmazlığıyla… öylece duruyor canım şehrim… asil,eşsiz,dimdik ayakta… ve ulaşılamazlığını bulaştırarak… yakınları uzak ederek… yaşayanlarına…
Bu yoğunluk ve keşmekeşin getirisi de,varıldığında eve… atmak için yorgunluğunu…bir köşelere kaçışan insanlara dönüşüyor…paylaşamayacak durumda bıraktıklarına…Dinlenme süresi…bir sonraki günün…başlangıcına dek…
Kocaman bir bölüm…adı mutfak olan…tüm ailenin toplandığı…pişirirken,yerken paylaşımın olduğu…geçen günün yaşanmışlıklarının danışıldığı,çözümsüzlüklerde…sevinildiği başarılarda…ama ille de paylaşıldığı…Değil herkesin odasında,evini barındırdığı…hızlıca yenilip kalkılan yemeğin ardından…belki de geliş süresine göre eve,ayrı saatlaere de denk düşebilen…yemekler ardından… çekilip odalara…herkesin kendi dünyasını yaşadığı…
Neredeyse çoğunluğun…kurduğu dünyasında yaşadığı yaşamlar yaşanır oldu…paylaşımsız…İnternette paylaşılır oldu…dertler,aranan çözüm…Tanımayacaksın ki açabilesin sorununu…bu kadar mı güvensiz oldu arkadaşlıklar…denilebilirse arkadaş,dost…
Evlenen ayrı eve çıkıp gidiyor…uzak da olabilen…Evlenmeyenlerin çoğu tek başına ev açıyor…özgürlük,bağımsızlık adına…Adının yalnızca özgürlük olarak kaldığı…yapayalnız dünyalarında…Sonrası çoğu kez bunalıma itilmek…istisnalar kaideyi bozmaz…ama yakınan öyle çoğuna rast geldim ki…Anlaşılan bunu da yozlaştırmışız…ancak başka şehirden okumaya ya da çalışmaya gelenlerin duyacağı, özlemini anlayabileceği…diyecek denli…
Artık kitaplarda yazar mı imece…bilmiyorum…ama aile birliği için çekirdekten başlamak gerek diye düşünür oldum…Paylaşımların tükendiği evlilikler ve hızla artan boşanma oranlarına bakarak…minicik çocukların sahipsizliğine…
Geçim yalnız para kazanmakla olmuyor…ki ekonomik özgürlüğe dayandırılabilsin,ilk olarak…Sen öyle yaptın sıra bendelerle de yürümez bu olay…ucu yok çünkü o düşünüşün…Bir sen,bir ben de nereye dek…ve nasıl bir götürüsü olacak sonunda…ayrımına varmadan zedeleyişin…kendini ve paylaştığın kişiyi ve bir durup düşünsen…yaşamını…
Evlenmek…kolay…birbirine benimsetirsin olayı…beş dakika bile sürmeyen tören sonunda…defterini eline verirler…peki sürdürmesi…işte o başarıdır…Yaşam zaten sabrın sınandığı bir sınav…bu sınavın en önemli sorusu da yine kendi gibi bir sınama sorusu…sabır…Özverinin ön sıralara gelebileceği bir soru…ve en önemlisi yanıtına ben değil biz diye başlandığı…
Evlilik iki kişilik bir olay…sonrasında sayının artabileceği ama kurulan yeni evde…Gerçeği ise köklerin uzanımında yatıyor…kimsenin değiştirilemezliğini de kapsayan…Tümünün göz önüne alınması gereken…ki sonrasında yalnızlıkların esiri olunmasın…eğleniyor görünümüne bulanmış…
Deniz yolculuğum süresince…bir o yakasına bakarım İstanbul’umun bir öteki…Görünen minicik delikler…her biri ayrı bir yuvanın penceresi…ve ardında o tepelerin…böyle binlerde minik pencereler… içinde yaşayanlarıyla… Bir koşturmacadır gider, çevremde… yalnızlar,çiftler,çocuklular…her kişinin kendine özgü olduğu…Kolay mı kaynaşmak…değil ama değil mi ki sen bir kez vermişsin, oluruna…kendine verdiğin sözün arkasında dur azıcık…
Unutmamalı ki…ulaşılamamış kıyılar için hayal kurulabilir ama varıldığında…gerçek, gerçektir…artık bir kurguya bile yer kalmamıştır…
İstanbul’um asil ve eşsiz görünümünle büyülüyorsun…yaşayanını…ve hatta görmeye gelenini…ama yaşanması güç bir şehirsin…de kimlerin sayesinde…Önce çekirdekten düzeltmelerle başlasak…bize bir hak daha verir misin?…Yoksa tümüyle küstün de kendi çözümünü mü üretmektesin?…
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 23, bugün ise 0 kez görüntülenmiş


Yorum yapın