
foto:Değer Altunay
Sokağımızda bir ilköğretim okulu var…Sabahleyin bir hareketlilik… minikler okula başladı…Okul öncesi çocuklara bir hafta öncesinden “uyum programı” uygulaması yapılacakmış…Öğretmenlerle öğrenciler birbirine,öğrenciler okula da alışacaklar bu bir haftada,demek ki…
Okulun bahçesinden sesler geliyor…tek tek ad ve soyadları okunuyor…sınıfları belirleniyor…Üst katımızda bir minik… balkonda… okundukça isimler “buyda” diye bağırıyor…Belli ki öyle denildiğini duymuş… bir yerlerden…Bir kız çocuğu…annesinin elinden tutmuş, okula gidiyorlar…”öyle heyecanlıyım ki anne,neler olacak” diyor…
Neredeyse yarım asır öncesine gittim…Okula erken başladım…yaşım dolmamıştı ya da az bir zaman dilimi kalmıştı…Annemi anımsıyorum yanımda… sanırım babam ve bir de ablam vardı,yanımızda…Yanımızda çünkü bir büyüğüm beşinci sınıfa gidiyordu,aynı okulda…ikimizi birlikte getirmişlerdi…Sınıflar ayrılıyor…aynı bugünkü gibi ad ve soyadlarımız okunuyor sınıfım belli olunca “Ayy!!!en disiplinli,en kıt notlu öğretmen” cümlesini duyuyorum…Bırakıp gitmesinler beni, istiyorum…
Bırakıp gittiler…Sınıfa girdiğimizde çoğu erkek çocuklar bile ağlıyordu…Camdan dışarıya bakıyordum…tanıdık bir yüz görmek umuduyla…Tanıştık öğretmenimizle ve arkadaşlarımızla…Kimi anneler kuzucuklarının yanında durmak istiyordu…Zil çaldı…bir koşturmaca…istiyorum ki hiç olmazsa okulda olan ablamı göreyim…Bana dünya büyüklüğünde gelen koca bahçede…koşturan kocaman(!) erkek çocuklarının arasından geçmeme olanak var mı?…Zil yine çaldı…boynum bükük sınıfa girdim…Yaşamım süresince böyle bir yalnızlıkla karşılaşamam diye düşünmüştüm…meğer bu ilklerden biriymiş…
Ağlayan çocuklara bakıp oyalanmaya çalışmıştım…Annelere izin vermemişti artık,öğretmenimiz…”alışmaları gerek” diyerek…Hepimiz suspus olmuş…başımıza gelecekleri bekliyorduk…Hemen derse başladığımızı anımsıyorum…çizgi çizmeye…dik,yatık,eğri…gibi kalmış aklımda…
Beş yıl süresince kitaplarımızın bir milim bile taşmadan kaplanması,dergilerin pürüzsüz açılması,önlüklerin,el ve tırnakların temizliği ve de okula tam zamanında gelinmiş olması gibi en ince ayrıntıya dek…hepimizle tek tek ilgilendi ve asla affetmezdi…Allah rahmet eylesin…Nurlar içinde yatsın…Onun verdiği bu eğitim…yaşamım süresince bana kolaylık sağladı…
Şimdi çocuklar alışıyor,alıştırılıyor…psikolojik destek veriliyor…da çok mu düzenli gidiyor,her şey…belki itiraz sesleri gelecek okurken…biz okula gittiğimizde “eti senin,kemiği benim” sözü belki gerilerde kalmıştı ama bir hatamız olduysa bizden yana olmazdı ailemiz…sorumluluğunu yüklenirdik ki bir kez daha yinelemeyelim…Haklıysak da savunmayı öğrenmiş olurduk böylece ama haklıysak…Özgürlükle sorumsuzluğun tam ayrımına varılamadığına belki de karmaşıklaştırıldığına inanıyorum…Evet özgürlük… olacak…çocuklarımız ve biz kendi irade ve düşüncemizle karar alacağız ama bu sorumluluğumuzun bilincinde olarak,olacak…kesinlikle ve kesinlikle…öyle olmalı…
Özgür davranışlar kimsenin hakkına el uzatmadan,kimseyi rahatsız etmeden yapılmalıdır…sınırları çizilmelidir…bu çocuklara öğretilmesi gereken ilk davranış biçimidir…bence…Sorumluluk…evde, okulda,sokakta,aile içinde…aslında yaşamın her anında…yine öğrenilmesi gereken ilklerden…bence…
Geçenlerde bir genç…bahçe kapısına tomarla kağıt bıraktı…anlayamadım bir an nedir,koyduğu kağıtlar…reklam mı ne derken…oturanlardan birinin oğlu…sanırım onbir ya da oniki yaşlarında…bahçe kapısına geldi ve o kağıt tomarını aldı…mektup zarflarıymış…kendilerine ait olanları koltuğunun altına sıkıştırdı ve kalan mektupları kaldırıma fırlattı…evet fırlattı…O… doğduğundan beri…bir apartman dairesinde oturan,anne ve babası eğitimli,yıllardır ilköğretimde okuyan,spor gibi etkinliklere katılan…yetişmekte olan bir çocuk-genç…
Bu olayı rastlantı sonucu gördüm…yere fırlattığı zarfları toplayarak,apartman içine koyması için uyardım…Doğal olarak ilk hata dağıtıcıda…görevi apartman içine bırakmak,bahçe kapısındaki eşiğe değil…belki de içinde bir sınav sonucu olan belgeyi, sorumsuzca harcamak…ve zincirleme sorumsuzluk örnekleri…İyi de nasıl düzelecek bu işler…okul öncesi-ilköğretimdeki öğretmenleri ve aile işbirliği ile…Unutmayalım…”ağaç yaşken eğilir”…
Bugün okul müdürünün konuşmasının bir bölümünü duydum…”anneler,bugün elini tutup getirdiğiniz çocuğunuzun…biraz büyüdüğünde de yanında olun…siz sahip çıkmazsanız…sahip çıkacak birileri olacaktır…o birileri,sizin uygun görmediğiniz kişiler olabilir…ve artık…çabalarınız için çok geç de olabilir…” Tam puanlık bir açış konuşması…bence…
Çocuğumuz, ileride torunumuz, bir yakınımızın çocuğu ya da sokakta bir çocuk…yeni kuşak onlar…geleceğimiz…her biri öğrenim görecek ve eğitilecek…ve bu konunun şakası yok…Çok hassaslıkla üzerinde duralım…elimizden geldiğince uyarıda bulunalım…dengeyi çok iyi ayarlayarak…Gelecek için ne denli önemli…
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 32, bugün ise 0 kez görüntülenmiş


Yorum yapın