31 Ağustos, 2008 tarihinde fatosh yazmış

foto:Değer Altunay

foto:Değer Altunay

Cumartesi günü ani bir kararla vedaya gittim… yazlığa… Hemen kıyıya indim…yine kitaplarım ve kulağımda müzik…ama gözlerimi denizden, denizin gökle buluştuğu ufuk çizgisinden… mavinin tonlarıyla buluştuğu o dinlendirici görünümden alamadım…

Güneş batıncaya dek oturdum…fotoğraflar çektim ki bakıp anımsayayım…Aslında o görüntülerin… bakmadan da fotoğraflara…gitmez görünümleri… belleğime kazıdım…Güneş minicik bir bulutun ardına saklandı…ay gibi…önce hilâl,sonra yarımay, derken tam göründü…sonrasında zaten iyice koyu bir renge büründü… ufaldı…ve yitti gitti…

O minicik bulutun sırrı… gece,sabaha dönmeye yüz tuttuğunda çıktı…şiddetli bir yağmurla…Yarım saat gibi bir zaman diliminde,olanca hızıyla yağdı… yağdı… Sabah kalktığımızda güneşe küskün bir günle buluştuk…ve rüzgârla…Dayanamadı… yine gülümsedi güneş… öğleden sonra  bulutlar aramıza girmeye çabalasa da… o, onları rüzgârla kovdu…bizimle birlikte oldu…

Yine kıyıdaydım,doğal olarak…Biraz okusam da yanıma oturanlarla söyleşmeyi yeğledim…eskilerdendi onlar…Masama gelmişler…denize girdiğimde…Kitabımı kaldırdım…konuştuk…oradan, buradan…Olsun…Başlarından geçen olaylardan…evlerine gidince ne yapacaklarına dek…öylesine işte…

Deniz,sanırım gece çokça yağan yağmurdan payını almış…bulanık…Varsın olsun, bulanık…o da…yine de gireceğim…Ilık,bulanık ve dalgalı bir denize girdim…hani kıyısında oturup…yaz boyu beğenmemezlik eden ben…veda ya!…uzak kalıp özleyeceğim ya!…görmedi gözüm bulanığı…aramadı mantığım kusur…hep elimin altındayken uydurma sebeplerimi…(dikkat!…İlişkilerde de böyle mi oluyor?)…Bu parantez içeriğini bir kez daha kullandım…yine bir yaz yazımda…Ne denli bağlantılanabiliyor….gerçeklerle…”Kör ölür,badem gözlü olur” örneği…yitirince ayrımına varıp…hayıflandığımız…yaşarken, hiç yitirmeyecekmiş gibi harcadığımız…zaman,sevgi,aşk,insan,eşya…v.b. çoğaltılabilir…

Çoğu kişiler gitmiş…gazinoda az bir kalabalık…büfemiz kapanıyor…buruk bir sessizlik var,sanki…hüzün…Vedalar hüzün barındırır…Bu kez erken ayrıldım,kıyıdan…buruk bir hoşçakaln sözüyle…Aslında ara ara yine giderim…güneşli güzel günler de olabilir…çok da sessiz ve sakin olur…kafa dinlenir…ama yazın o coşkusu olmadan…O gidişler…özlemin soluklarıdır artık…

Denize indiğim giysileri,geçici de olsa kaldırırken…sürekli düşüncelerimde devinim yapan gerçek ortaya çıktı…”bir dahaki yaz…kimleri buluşturabilecek”…Sırası yok bu işin biliyorum…ama öyle çok oldu ki yitirilenler…ve yaş ilerledikçe daha bir ayrımına varıyorsunuz…Küçükken annemin ya da babaannemin yaşlarında birini yitirdiğimizi duyunca…etkilenmezdim bile…öyle uzaktı ki…o yıllar…

Bıraktık…yerinde duruyor…gidebiliriz…ama vedalaştık…İçimde bir burukluk…gelen güzün hüznü ile dolaşık…toparlanmam gerek…Çok sevdiğim bir kitabımı alıyorum,raftan…paylaşacağım…Richard Bach’ın “Mavi Tüy”ü…sıklıkla başvurduğum…

Vedalar
canını sıkmasın.
Yine buluşabilmek
için bir hoşçakal
gereklidir.

Dostlar
için an’lar
ya da
ömürler sonra
yine buluşmak
kaçınılmazdır.

Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 31, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorum yapın